AİLE

Aile hepimizin, herkesin hayatında, bence, en korunması gereken, en sahip çıkılması gereken kurum.

Ne güzel olurdu değil mi? Herkes mutlu bir çocukluk geçirseydi.

Mutlu, güvenli, sevgi ve anlayış dolu.

Baba her gün evine geliyor. Masada yemek. Çocuğun fiziksel, duygusal, zihinsel her kafası karıştığında, irili ufaklı bir acı yaşadığında, sığınabileceği ve yardım alabileceği annesi yanıbaşında.

Akşamları çocuk huzur içinde uyuyabiliyor ve annesinin battaniyeyi düzeltmesini, sırtına sıkıştırmasını ve sımsıkı sarmalamasını hissedebiliyor.

Uyanmak ayrı bir güzel. Kahvaltı hazır. Hayat güzel, neşeli, tatlı.

Hele hele kardeşler arkadaş gibi olsa…

İşte harikulade bir hayat.

İnsan daha ne ister ki? Değil mi? :)

Ama en normal bir ailede bile büyümüş olsak, bazen işler bu kadar yolunda gitmiyor, değil mi? :D :D

Eğer senin ailende de, az veya çok hır-gür, kavga-gürültü var idiyse, bil ki yalnız değilsin, sevgili arkadaşım. :)

Anne baba arasındaki irili ufaklı kavgalar.

Üzerine kardeşler arasındaki irili ufaklı kavgalar.

Hele hele bir de üzerine maddi zorluklar, olumsuzluklar da eklenirse insan çocukluğunu hatırlayınca, pek de öyle mutlu bir çocukluk göremeyebiliyor.

Çocukluk mutlu değilse, insan hayatı da acılı, kavgalı gürültülü bir şekilde yaşamaya meyilli oluyor sanki, Allah’ın istisnaları hariç.

Ve Allah’ın istisnaları hariç deyince…

Zaten tüm o istisnaların sebebi de Allah.

Yani ancak Allah’ı layıkıyla bilir ve anlarsak, acılı bir çocukluk da yaşasak, hayatımızı huzur, mutluluk, sevgi, saygı, güven içerisinde ve ailenin önemini de layıkıyla anlayarak, ve hayatımızı aileye zarar veren şeylerden uzak durarak, aileyi korumayı hedefleyerek yaşayabiliyoruz.

Eğer Allah’ı layıkıyla bilmez ve anlamazsak, acılı çocukluk yaşamak, pek çok insan için aileye daha da zarar veren şeylere yaklaşmak hatta onları hayatta coşturmak, arttırmak yani kısacası aileyi yok etmeyi hedefleyerek yaşamaya sebep oluyor.

**************************************

Tabii acılı aile, acılı çocukluk yaşamak, aile hayatında yaşanan haksızlıklar, ve Allah’ın istisnaları deyince, ilk bakacağımız yer Kuran olmalı, değil mi? :D

Kuran’dan da öğreniyoruz ki, peygamberlerin hayatlarında da acılı aile hayatı mevcut imiş.

Hatta İLK insanlar Adem ve Havva’dan itibaren mevcut. Sonuçta Havva ve Adem de bir aile.

Üstelik, cennet’te mutlu mutlu yaşıyorlarmış, hem de ekmek elden su gölden. :)

Cennet’ten çıktıktan sonra, bence kesin birbirlerine suç atıp, kavga da etmişlerdir.

‘Senin yüzünden çıktık.’ ‘Şeytan’ı niye dinledin?’ ‘Sanki sen dinlemedin, madem biliyordun yanlış olduğunu, sen niye devam ettin?’ ‘Beni durdursaydın ya.’ ‘Zorla mı yedirdiler, sen de yedin işte.’ vs vs., değil mi? :D

Hatta kavganın en ilerleyen aşamalarında,
‘Oh canıma değsin, sefam olsun, ben yaptım işte. Yaparım ben öyle, haklıyım.’ ‘İyi ne halin varsa gör o zaman.’ bile demişlerdir, hatta buraya getirmeyeyim ama işler daha bile kötü olmuştur herhalde. Eeee, cennet bu. Cennet’i kaybetmek öyle kolay değildir, eminim.

Onların 2 oğlunun hikayesi de, Maide, yani Sofra suresi, 27-31. ayetlerde anlatılıyor.

Bir oğul diğer oğulu kıskanıyor ve öldürmeye karar veriyor. Ve de öldürüyor. Sonra pişman da olsa, kardeşler arasındaki kıskançlığın en uç noktası, değil mi bu da sevgili arkadaşlarım?

Ben de bu oğulların isimlerini merak edip, Kuran’dan önce, diğer peygamberlere indirilen kitapların şöyle güzel bir tercümelerini aradım.

Tabii tercüme derken hem Türkçe, hem İngilizce aradım. Çünkü aslı biliyorsunuz, Yahudi dilinde ve İsa peygamberin havarileri de İncil’i yazdıklarında, Roma İmparatorluğu devriydi ama Romalılar Eski Yunan uygarlığını da ele geçirip dilini de yaygınlaştırmışlardı.

Yani İncil’in yazıldığı dil, o zamanın eğitimli eğitimsiz HERKESİN anlayabileceği ve günlük hayatta kullandıkları bir dildi.

Latince ve Yunanca karışımı idi. Hani nasıl Osmanlı zamanında, Arapça, Farsça, Türkçe karışımı kendilerine özel bir dil konuşuyor idilerse, Roma İmparatorluğu etkisindeki Avrupa’da da Latince ve Yunanca hakimmiş.

Sonra, Roma İmparatorluğu zayıflayıp ortadan kallkarken, Avrupa’da da Orta Çağ döneminde, halk Latinceyi de Yunancayı da anlamaz hale gelmiş.

Yani nasıl biz şimdi Osmanlıca’yı anlayamıyorsak, Arapçası, Farsçası vs ağır kelimeleri yüzünden, Avrupa’da da İncil ve Tevrat halk arasında anlaşılamamaya başlamış.

Orta Çağ’da hüküm süren tüm o cahiliye devrinde, İncil’i ve Tevrat’ı TEKRAR halkın konuşma diline getirmek kimsenin aklına gelmemiş.

Hatta tam tersi, bu dil kutsal ilan edilip, büyük saygı ile korunulmaya başlanmış.

Ve yüzyıllar boyunca insanların ANLAMADAN okudukları bir dönem yaşanmış, maalesef.

Ve, bizde de Atatürk ve Yaşar Nuri Öztürk ile açılan ANLAYARAK okumak dönemine, onlar 1500’ler döneminde geçmişler.

Biraz konudan çıktım, kusura bakmayın ama çok önemli olduğunu düşündüğüm için her fırsatta bu konuyu yazmazsam sanki çok önemli bir konuyu (ki ailenin korunması konusu ile de çok alakalı bence, Allah’ın insanlara indirdiği kutsal kitapları ANLAYARAK okumak) atlamış olurum diye düşünüyorum.

Uzun lafın kısası, Adem’in oğullarının adı Kabil ve Habil imiş ve Kabil, Habil’i öldürmüş.

*********************************

Peki ya, kardeşlerinin yine kıskançlık sebebi ile Yusuf peygamber’e yaptıkları?

Evet, öldürmemişler, sağ olsunlar ama o da akıllarından geçmiş, öldürüp öldürmemeyi tartışmışlar.

Sonuçta, kuyuya atmak ve babalarına ‘kurt yemiş’ diyerek, onun kanlı gömleğini göstermek akıllarına yatmış.

Tabii onların kıskançlıklarını da anlayabiliyoruz.

Evet, Yusuf peygamber gerçekten de, kıskanılmayacak gibi değilmiş. :)

** Hem babasının ona olan sevgisi, ilgisi,
** Hem fiziksel olarak, nasıl denir, :) Kuran’dan öğreniyoruz ki, çok iyi imiş. Yani dış görünüşü de çok güzelmiş.
** Üstelik bir de bunların üzerine gördüğü özel rüyalar ile Allah katında da üstün mü desem, seçkin mi desem, özel bir insan olduğunun işaretleri varmış.

Yani insan anlayabiliyor, olabilecek kıskançlıkları. :D

Ama yine de kardeşini kuyuya atmak, onu uzak ülkelere sürmek, ve onun hakkı olan malı, mülkü, anne-baba sevgisini, ilgisini, mirasını üzerine çekmek…

Babaları Yakup peygamberin de dediği gibi, (Yusuf suresi 18) ‘Nefisleriniz sizi aldatıp bir işe itmiş.

Yani gerçekten kıskançlık ve kötülük başlarına, akıllarına, kalplerine fena vurmuş ve böyle kötü bir iş işleyebilmişler.

Tabii insan bunları okurken, az çok mutlu bir çocukluk ve kardeşlik geçirsek bile biz de farkediyoruz ki, hemen hemen hepimizin hayatında da kardeş kavgaları, kıskançlıklar olabiliyor.

Anne babalar da gerek ilgi ve sevgilerinde, gerekse miras ve hediye verme konularında haksızlık yapabiliyorlar.

Çok sevgili öğrencilerim arasında bile…

En mutlu çocukluk geçirmiş olanlarda bile…

Şahsen kendi hayatımdan da biliyorum.

Bazen, anne baba bir çocuğa evlenince oturduğu evi veriyor hatta bazen onun adına satın alıyor. Yani o evlat hiç kira vs uğraşmıyor ama diğer bir evlat, yıllar boyunca kira ödeyerek ya da ne bileyim, evini kredi ile alıp yıllar boyunca kredi ödemek durumunda kalabiliyor.

Ya da ne bileyim, anne-baba bir evladı mirasından dışarıda bırakmak için tapuyu diğer çocuklar üzerine yapabiliyor.

O evlattan çok büyük hayırsızlık, saygısızlık mı gördü acaba?

Tabii tüm bu konulara Allah en güzel şahit.

Eğer benim şahitliğimi merak ediyorsanız, bu konularda benim şahitliğim HEP şöyle oluyor:

Her kim ki, herhangi bir sebeple dışarı atılsın, kuyuya atılsın, yabancı ellere gönderilsin, mirası daha anne veya baba hayattayken alınsın, O EVLAT Allah’ın sevgili bir kulu.

O EVLAT, Allah’tan ÇOK BÜYÜK ödüllere hazırlanıyor.

Ancak, o evladın da üzerine düşen çok önemli bir şey var.

ALLAH’A SIĞINMAK.

Eğer bunu başarırsa, Allah onun ödülünü ASLA esirgemiyor, eksik bırakmıyor.

Ve Allah’tan gelecek olan o ödül, tüm o kardeşlerin, annenin veya babanın ondan esirgediklerinden KAT KAT üstün, KAT KAT büyük, KAT KAT daha güzel oluyor.

O sebeple, siz sevgili arkadaşlarım,

** varsa uğradığınız bir haksızlık,
** kardeşleriniz sizi dışlamışsa,
** anneniz babanız onları kayırmışsa,

siz yine de Allah’a sığının.

Yusuf peygamberin suresini okuyun.

Ondan, onun sabrından, Allah’a sığınışından, ders alın, ilham alın.

Veeee…

Annenize, babanıza, kardeşlerinize sevgiyle ve elinizden geldiğince af ile yaklaşın.

Ve asla unutmayın ki, anneniz size kanından, canından, gücünden, kuvvetinden özveride bulunarak YAŞAM fırsatı verdi.

Yaşam fırsatı, öğrenme fırsatı, anlama fırsatı, Allah’ı bilme fırsatı, her şeye rağmen kardeş olma fırsatı, evlat olma fırsatı, iyilik yapma fırsatı, ve tüm bu fırsatların değerlendirilmesi sonucu da cennete kavuşma fırsatı.

Bu fırsat için annelerimize ne kadar teşekkür etsek az gelir, her ne kadar onlar hayatımızdaki en büyük imtihan olsalar da olmasalar da. :)

TÜM ANNELERİN, anne olacakların, anne olmuşların, anne yarısı teyzelerin yengelerin, halaların, anneannelerin, babaannelerin, ablaların, annesizlere annelik edenlerin, ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN.

Follow Me on Pinterest Pinterest'te Takip Et!
 
Yorumlar (9)
  1. Özlemi
    16:28, 12 Mayıs 2015

    Harikulade
    Harikulade
    Harikulade

    Ellerinize sağlık :D :D

    Maşallah

  2. Funda Teyze
    22:10, 12 Mayıs 2015

    Senin de sevmene çok sevindim, Özlemi arkadaşım. :D

    Sağ olasın ‘harikulade’ yorumun için. :D

    Çok çok sevgiler
    2k

  3. Funda Teyze
    22:26, 12 Mayıs 2015

    Maraton arkadaşlarıma bu makale için seçtiğim resim hakkında bilgi vermiştim.

    Aslında makaleye de yazmayı istemiştim ama anneler gününde ve vakitlice göndermek istediğimden fırsat olmamıştı.

    İşte sevgili arkadaşlarımın da makaleye de eklememi istedikleri makalenin fotoğrafı hakkında ek açıklama:

    ****************************

    Bulduğum resim çok ilginç.

    O yıldızlı gece, Yusuf peygamberin kuyudan yukarı baktığı geceye benziyor, değil mi? Hani Allah onun kalbine su serpmişti ve merak etme bir gün onlara bu yaptıklarını, onların hiç haberi olmadıkları bir anda bildireceksin, demişti.

    Ve o kadar ilginç ki, resimde gerçi 4 kişi var ama Yusuf peygamberin kardeşleri 10 civarı imiş galiba, yine de karanlıkta uzaklaşan o silüetler, Yusuf peygamberin ağabeylerinin onu kuyuya koyup uzaklaşmalarını bana hatırlatıyor.

    Ve sanki biz de resme bakarken, Yusuf peygamberin arkada ve kuyuda kalışını ONUN bakışı gibi görüp hissedebiliyoruz. Hatta belki arkalarından seslenmiştir de, ‘Ağabeylerim!!!’ ‘Abiii’ ‘Çıkartın beni buradan’ ‘Neden beni buraya attınız?’ ve hatta belki isimlerini de seslenmiştir ama faydasız.

    O ağabeylerin de yıllarca kulaklarında çınlamış mıdır kardeşlerinin onlara seslenişi acaba?

    Ne kadar inanılmaz bir fotoğraf, değil mi? :D :D

    Tam bu makaleye göre yapılmış sanki. 40 yıl düşünsem bu kadar uygun bir resim ayarlayamazdım, ama makaleyi yazdıktan sonra, pat diye buluverdim, üstelik de ücretsizdi. :D Gerçi ücretli olsa da hemen alırdım ama ücretsiz olması da hoş bir hediye gibi Allah’tan, değil mi?

    Ve bu konuda çok ilginç bir şey daha var, ve o da bu kardeşlerin bu kötülüğü yapma sebepleri:

    Yusuf Suresi 9. ayet‘te şöyle dedikleri yazıyor:

    “Yusuf’u öldürün yahut bir yere götürüp atın ki, babanızın ilgisi yalnız size yönelsin ve bunun ardından barışçıl ve hayırsever bir topluluk haline gelesiniz.”

    Barışçıl ve hayırsever bir topluluk olabilmek için barışçıl ve hayırsever bir insanı yok etmeleri gerektiğini düşünmeleri ne kadar acıklı, değil mi?

    ***********************************

    Ve sevgili arkadaşlarım,

    Bu resmin bende uyandırdığı bir diğer his de şöyle:

    Hani İbrahim peygamberin çocuğu olmuyordu da, Allah onun da kalbine şöyle demişti. Merak etme, gökyüzündeki şu yıldızlar gibi çok olacak senin soyun. :D Bu da Tevrat’ta İbrahim peygamberin hayatı anlatılırken geçiyor.

    Ne kadar hoş değil mi? Bu yıldızlara bakınca bu konuyu da hatırlıyoruz.

    İşte bu resmin hikayesi de böyle, sevgili arkadaşlarım. :D

    İnsan bakmaya dalıyor. Düşüncelere dalıyor. :D Kendi ismimi normalde sarı veya beyaz yapardım ama bu kez, resmi bozmasın diye de koyu ve belli belirsiz yaptım. :D :D

    Çok çok sevgiler
    2k

  4. Sevgin
    00:47, 13 Mayıs 2015

    Sevgili öğretmenim,
    Anne, baba ve kardeşler için çok güzel bir makale olmuş.
    Allah sizden razı olsun, ellerinize sağlık :)
    Resmin hikayesi de çok ilginç, ne güzel peygamberlerin olaylarını hatırlatıyor olması, düşündürmesi, bizlerde de aynı hisleri uyandırması.
    Paylaştığınız için teşekkür ederim :)
    Çok çok sevgilerimle
    2kparlakxl

  5. Funda Teyze
    09:26, 13 Mayıs 2015

    Çok çok teşekkürler güzel yorumun için Sevgin arkadaşım. :D Senin de ellerine sağlık, Allah razı olsun.

    Çok çok sevgiler
    2kparlakxl

  6. Alev
    13:09, 13 Mayıs 2015

    Gerçekten de çok güzel. Ben de arkadaşlarıma katılıyorum öğretmenim, bir resimde peygamberlerden iki konunun birden olması, bu resmin karşınıza çıkması Allah’tan güzel bir hediye. Ben de Serpil arkadaşım gibi merak etmiştim bu resmi neden seçtiğinizi.
    Az önce şükürler olsun ki Hasenat programının iphone güncellemesi geldi. Uzun zamandır bekliyordum. Aynı zamanda yenilenmiş de. Ben de test etmek için arama bölümüne girdim ve madem ki Yusuf peygamberden bahsettik Yusuf 15 yazayım dedim. 15′i de öylesine yazdım ve karşıma çıkan ayet, sizin bahsettiğiniz ayet. Hasenattan kopyalayıp buraya getiriyorum:
    Yaşar Nuri Öztürk Meali :
    12.15 – Onu götürüp kuyunun dibine koymaya karar verdiklerinde biz de ona şöyle vahyettik: Yemin olsun ki sen onlara, şu yaptıklarını hiç farkında olmayacakları bir sırada haber vereceksin.
    Bu da Allah’ın izni ile güzel bir akıldaşlık kalpdaşlık örneği oldu. Şükürler olsun Allah’a.

  7. Serpil
    19:45, 13 Mayıs 2015

    Merhaba sevgili Funda öğretmenim,
    Harikulade bir makale daha :D sımsıkı tutup hayata geçirmemiz gereken bilgiler ile dolu dolu olmuş. Aile, gerçekten en çok en öncelikli en acil korunması gereken kurum. Tabii biz annelere de çok önemli görevler düşüyor bu konuda. İnşallah bu görevi başaralım ve başaran anne sayısı çok çok artsın. Başta ülkemiz ve tüm dünya anneleri için bunu diliyorum. Aile kazansın, annelerin anne babaların baba çocukların çocuk oldukları aileler kazansın.
    Ellerinize sağlık :)
    Çok çok sevgiler
    2k

  8. Funda Teyze
    09:00, 14 Mayıs 2015

    Ne güzel olmuş, Alev arkadaşım. Sağ olasın o ayeti hem hislerinle bulduğun için, hem de buradan da verdiğin için.

    Senin de bu resmi neden seçtiğimi merak etmen çok hoş olmuş. :D

    Hasenat programı gerçekten de yenilenmiş ve çok daha kullanışlı olmuş, o konuda da çalışanlardan Allah razı olsun.

    Sana da bu yorumun için çok çok teşekkürler.

    Çok çok sevgiler
    2k

  9. Funda Teyze
    09:06, 14 Mayıs 2015

    Serpil arkadaşım,

    Yorumun için ÇOK ÇOK teşekkürler.

    Dileğine ben de aynen katılıyorum. Annelere düşen görev hakkında da çok haklısın. Allah yardım etsin. Aileyi koruyanlar kazansın. Aile kazansın. İyiler kazansın. Sevgi ve yardım kazansın.

    Senin de ellerine sağlık. :D

    Çok çok sevgiler
    2k

Yorum Yaz

Bu site, çok sevgili ve değerli ÖĞRENCİLERİM ve öğrencim olmak isteyen bayanlar için hazırlanmıştır.

Funda Teyze'nin öğrencileri kimler?:

Funda Teyze'nin öğrencileri:
** Akıl ve kalp merkezli,
** Hayatın 8 parçasını seven, sevmek isteyen,
** Hayatının her parçasında başarı isteyen,
** Hayatının her parçasını takdir etmeyi, teşekkür etmeyi bilen ve seven,
** Bir hatasını, yanlışını farkedince, bunun üzerinde ısrar etmeden azim ve kararlılıkla vazgeçmeye, hep iyiden, güzelden, doğrudan yana olmaya kararlı ve niyetli,
** Ve en önemlisi de, öğrenmeyi çok ama çok seven,
** doğru öğretmeni bulduktan sonra, hayatının her parçasında da olduğu gibi öğretmenine de sadakat gösterebilen,
** Allah'ı seven,
** Allah'ın da onu ve herkesi çok sevdiğini bilen,
** Anne veya anne olmak isteyen,
** Mutlu ve huzurlu bir aile kurmak isteyen,
** Mutlu, huzurlu, sağlıklı, bolluk ve bereket içerisinde bir hayat isteyen,
** Hayatının 8 parçasında hayırlı uğurlu işler yapmak isteyen,
** Türk hanımları.

Hayatımızın 8 parçası derken, hemen hatırlatayım, hayatın vazgeçilemez 8 parçası şunlar:
1- Kişinin kendisi,
2- Ailesi,
3- Arkadaşları, ülkesi,
4- Tüm insanlık,
5- Tüm canlılar,
6- Tüm fiziksel evren,
7- Ruhlarımız,
8- Allah.

Beyler ve öğrenci olmaya niyeti olmayan bayanlar da tabii ki okumak isterlerse okuyabilirler ancak yorum ve sorularınızı kabul edemeyeceğimiz ve cevap veremeyeceğimiz için lütfen kusura bakmayın.

31 Aralık 2011 tarihi itibariyle artık, rumuzlu yorumları kabul edemiyoruz.

Harikulade yorumlarınız bizim için çok değerli. Bu sebeple, hayatın her hangi bir parçası için sevgisiz, saygısız, iyiden, güzelden, doğrudan yana olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aynı şekilde özel cevap isteklerini de karşılamam artık mümkün olamıyor. Anlayışınız için teşekkür ederim.

Lütfen yorumunuzda, okuyanlara ve güzelim Türkçemize olan sevgi ve saygınızı da, imla kurallarına elinizden geldiği kadar dikkat ederek gösterin.

Çok çok teşekkürler, çok çok sevgiler,

=======================
Çekim Yasası Öğretmeni
Ve Harikulade Dileklerin Funda Teyzesi
=======================

Not:
Harikulade dilekler derken kastettiğimiz hayatın 8 parçası için hayırlı, uğurlu, faydalı, güzel dilekler. Hayatın 8 parçasından birini veya daha çoğunu yok farzetmeyen, zarar vermeyen, iyi, güzel, doğru dilekler.
Hepimize kolay gelsin. :D

No trackbacks yet.

Mesaj gönder!
Loading...