Rüyalar ve Evrenler Matematiği

Hepimiz bir rüyada mutlu olmaktan az çok utanmış, rüya görmeyi, rüyalarda tattığımız mutluluğu küçümsemiş olabiliriz.

Elbette rüyaya dalan bir insan, asıl ait olduğu evrende bir uykuda, hareketsiz, belki korumasız belki korumalı, belki zamanını boşa harcamakta, belki dinlenmekte.

Fakat rüyada olmanın, hayatı rüyada yaşamanın, o kendine has BİR ALT SEVİYE hissini hepimiz biliriz.

Hani güzel bir rüya ertesi uyanıp hayatın gerçekleri ile yüzleşince hissettiğimiz o eziklik, rüyanın gerçek olmadığını hissetmek vs vs. İşte bunları kastediyorum.

Aslında bir not düşmek de gerekir ki, eğer rüyayı görüp, uyanıp, tekrar uyuyup, tekrar rüyanın tadını çıkarıp, tekrar uyanıp, bu şekilde hem rüyanın tadını çıkarıp hem de hayata hakim olabiliyorsak, rüya çok lüks ve harika bir eğlence aracı olurdu.

Eğer hem rüyanın tadını çıkarıp hem de gerçek hayatta kazanmak istiyorsak, rüyaya serbestçe girip çıkabiliyor olmamız gerekirdi. Ancak o zaman rüya bir eğlence ve hoş bir vakit geçirme aracı olurdu.

Bunu yapabilen nadir azınlığı bir tarafa bırakalım ve varoluşun gerçeklerine geri dönelim.

Kuran’dan öğreniyoruz ki, bu hayat bir yalan, bir başka söyleyişle eğlence, bir başka söyleyişle oyun, bir başka deyişle rüya.

Hayvanlar bölümü 32:
Şu iğreti, basit hayat bir oyun ve eğlenceden başka şey değildir. Sakınıp korunanlar için ahiret yurdu elbette ki daha iyidir. Hala aklınızı işletemeyecek misiniz?

ahiret: sonraki hayat

Yani bir gün uyanacağız ve gerçeği göreceğiz.

Buradan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz ki, bu uyanışın kat kat seviyeleri de olabilir. Ki bu da Kuran’da açıkça söyleniyor.

Yusuf bölümü 76
Dilediklerimizi derece derece yükseltiriz biz. Her bilgi sahibinin üstünde bir başka bilen vardır.

Ve bizim şu an yaşadığımız seviyenin altında da kat kat seviyeler, kat kat yeni seviye rüyaları, uykuya dalışları var.

Mesela, kendisini aldatan bir kocayla yaşarken, onun kendisini sevdiğini ve mutlu bir evlilikleri olduğunu düşünen, kendini buna inandırarak rüyaya dalmış, bir rüyayı, bir yalanı yaşayan bayan.

Hayat zaten bir rüya, ve bu bayan rüya içerisinde daha da aşağıda bir rüya seviyesinde yaşıyor.

Mesela, ailesi tarafından korunan bir çocuk. Mutlu, neşeli, hayatın zor gerçeklerinden, maddi manevi zorluklardan tamamen uzak, gülüyor, oynuyor, koşuyor, eğleniyor. Yine hayat denilen yalan oyunun içerisinde, başka bir yalan oyunu yaşayan bir ruh var karşımızda. Çünkü ancak biz onu korursak, biz onu hayata güzel hazırlayıp, büyüyüp de uyandığında güzel bir hayat yaşamasını sağlarız.

Aynı şekilde Allah da, biz bu dünyadaki hayat oyununu oynarken, bizi hazırlıyor, eğitiyor, öğretiyor ki biz de bu oyundan uyandığımızda karşımızda cenneti bulabilelim.

Seviyeler deyince, eğer bu yaşadığımız hayat bir rüya ise, ve Allah o rüyadan uyanık ise ki şüphesiz öyle, demek ki bizimle Allah arasında tekrar tekrar rüyalardan uyanma seviyeleri de olmalı.

Aynı şekilde bizim seviyemizin altında da tekrar tekrar rüyalara dalma seviyeleri olmalı. Çünkü Allah’ın yaptıklarında hep bir tutarlılık var diyor Kuran. Yol ve yöntemde, hayatın kanun ve kurallarında bir değişme göremiyoruz, Allah’ın istisnaları hariç.

Fetih bölümü 23:
Bu, Allah’ın öteden beri işleyip duran yolu yöntemidir. Allah’ın yol ve yönteminde hiçbir değişme bulamazsın.

Peki, bir rüya ile onun gerçeği arasındaki farkı nereden anlarız? Nereden biliriz rüyada mıyız ve gerçekte miyiz?

Elbetteki birincisi, uyanmayı yaşamak.

Ama maalesef bu herkese nasip olmuyor. Çoğu insan bu dünyadan ayrılınca anca uyanıyor. Yani ahiret dediğimiz, sonraki hayat ile.

Peki başka bir yolu yok mu, bir rüyayı onun üstündeki gerçeklikten ayırt etmenin?

Var. Ve bunu hepimiz biliyoruz, hepimize öğretildi.

Bir rüya içerisinde belli bir yöne ne kadar giderseniz gidin, o rüyanın dışına götürmez sizi o yol.

Siz de yaşamışsınızdır bazı rüyalarda yollar olur, geçitler olur, koridorlar olur, sonu yakın gözükür fakat git git bitmez, kapıya yürürüz, kapı uzaklaşır. Bir türlü ulaşamayız.

İşte bu bir rüyanın rüya olduğunu öğreten en güzel ders. Sanırım bu sebeple herkes bu temayı tekrar tekrar yaşıyor rüyalarında. Çünkü bu bir eğitim. İçimizdeki bir bilgelik bize diyor ki, ‘sen git git yine de çıkamayacağın bir yerdesin. Bu bir rüya.’

İçinde yaşadığımız evrende de (yani gerçek sandığımız bu uzay vs.) biliyorsunuz, istediğiniz yönü seçin, en gelişmiş uzay araçlarıyla da olsa, ışık hızından da çok çok yüksek hızı keşfetsek ve öyle de gitsek, yıllar, yüzyıllar boyu sürekli gidilse, bilimsel olarak da kanıtlandı ki, bu gidiş bizi asla evrenin dışına çıkarmaz. Aynı rüyalarda olduğu gibi, evren de biz ne kadar gidersek o kadar genişliyor ve biz gittikçe o da büyüyor. Komik bir ifade ile çıkış kapısı yine bizden hep uzakta, hep daha ilerde oluyor. Ne kadar gidersek gidelim, kapı da, sınır da o kadar uzaklaşıyor.

Hatta evrende de aynı rüyalarda olduğu gibi bir fenomen (bir ilginç oluş) dahi var, biz gittikçe evren bizi daha da geri çekiyor. Evrenin toplam yerçekimi, evrende yapabileceğimiz tüm araçlardan daha kuvvetli, eninde sonunda pilimiz bitiyor ve durup kalıyoruz, aynı rüyalarda olduğu gibi.

Demek ki bu evren ile gece gördüğümüz rüyalar arasında güçlü bir benzerlik var. Unutmamak gerek.

*******************************************

Peki bir rüyadan nasıl çıkılır?

Bu evrenden nasıl çıkabiliriz?

Bir üst seviyeye nasıl çıkabiliriz?

Bir uyanma düğmesi bulmamız lazım. Mesela bu aklımızda olabilir ve uyanmak istiyorum diyebiliriz ve uyanırız.

Düğme bizim elimizde değilse, ‘Allah’ım uyandır deriz’ uyandırır. (Bu şahsen benim kullandığım yöntem ve Allah’a sonsuz şükürler olsun ki, uyandığıma ben de tekrar tekrar şahit oluyorum her yaptığım temizlikle.)

Sevdiklerimize, arkadaşlarımıza söyleyebiliriz, beni uyandır deriz uyandırırlar, tabii eğer uyandırmayı biliyorlarsa ve uyanıkken sözleşmişsek. Eğer bilmiyorlarsa, bırakırlar bizi uyur gideriz. :D

Alarm kurmak da uyanıkken yapabileceğimiz bir şey.

Herhalde ölümdeki hayır, en başta bu olabilir. Yani sonsuz bir uyku yok, çok şükür. Hayatta uyanmayı başaramayanlar dahi, Allah’ın izniyle ölüm’le uyanıp dileriz biraz akıllanıyorlardır, biraz cezalarını çekip tekrar doğruya ulaşıyorlardır, diye dileyelim.

Bir rüyadan çıkmanın yolu, onun rüya olduğunu ve uyanışın olası olduğunu kabul etmekle başlar.

Örnek alarak, aklını fikrini ilişkilere takmış bir insan, bütün enerjisini, heyacanını oradan alan bir insan, hepimizin dikkatini çeker ve bunu bir bakışta görürüz. Sanki bir rüya aleminde, gerçek hayattan kopuk yaşamaktadır. Aynı şekilde bütün hayat enerjisini ve aklını kalbini yemek üzerine yoğunlaştırmış bir insan bize bariz şekilde yanlış gelir ve o insanın biraz uykuda olduğunu, bir rüyayı yaşadığını görürüz ve uyanmasını isteriz gerçek hayata.

Peki ya düzgün aile kuralım, düzgün hayatlar yaşayalım, aman herkes ne der, çok çalışalım, düzgün olalım diyen bir insan bunu abarttığında, bunun yanlışlığını görebiliyor muyuz?

Bunun da bir uyku hali, bir rüya hali olduğunu görebiliyor muyuz?

Kuran’ın dediğine göre dünyamızın, hayatımızın en tehlikeli rüyası, en tehlikeli uykusu bu!

Aşırı yemeğe, aşırı ilişkilere düşmüş kimseler, Kuran’ın ana hedefi değil. Onlar azıcık uyarılıp azarlanan, hasta ve gariban kabul edilen kimseler. Kuran’ın asıl hedefi, oğullar evlatlar yetiştirmek, bu dünyanın halleri ile oyalanmak, mal toplamak, güzel elbiseler giymek ve bunları yaparken ikiyüzlülük yaparak yaşamak zorunda kalan insanlar.

İkiyüzlülük yapmak ne demek?

Kadının kocasına zorlama tatlı davranması. Kocanın karısına zorlama susması demek. Babanın oğluna zorlama bir şekilde, sevgiyle değil ‘ya sabır ya sabır’la düzgün bir surat takınması demek. Oğlanın babasına kaba kuvvetten sertlikten, sokağa atılmaktan korkup, aşırı sessizlik, mesafe, saygı vs. maskeler takınması demek. Çalışanın patronuna karşı sürekli içine ata ata yaşaması demek. Patronun da çalışanına kızmasının da sevmesinin de yalan olması demek. Hani patron çalışanlarına kasıtlı olarak kötü davranır ya randımanları düşmesin gevşemesinler diye. Ya da hani patron çalışanlarını istemeden över ya iş aksamasın diye.

İşte tüm bu riyaların çizdiği ortak tablo, hayat denilen rüya oluyor.

Kuran’ın uyardığı o oğullar, atlar, develer, evler konusu. (Günümüzde atla, develer arabalar oluyor. :D) Bunlara sahip olma aşkıyla kendimizi veya başkalarını eze eze yaşamak konusu.

Hayatta başarılı olmakla, ağız kokusu çekmekle, ikiyüzlü olmak arasındaki çizgiler o kadar ince ki. Hepsini birbirine karıştırarak yaşayıp gidiyoruz.

Halbuki, hangi rüyayı yaşarsak yaşayalım, hepsinde ortak bir nokta var:

BİZ!

BEN! SEN!

KENDİMİZ!

BİR RUH OLAN BİZ!

Hiç bir rüya, ikiyüzlülüklerle, içine atmalarla o ruhu devamlı yıpratmaya değmez!

Her şey gibi rüyalar da, iğreti eğlenceler de dozunda güzel.

****************************

Şu bir matematiksel gerçek ki, tek kalıcı ve gerçek uğraş, RUH’UN ve sonsuzluğun bilimi.

Yani DİN ve RUHSAL GELİŞİM.

Geri kalan her şey kalbimizde geçici oyun yerini korumak zorunda. Aksi takdirde, bugün yaşadığımız rüyanın da altında rüyalara düşmek kaçınılmaz olur.

Harika bir eş, harika bir anne, harika bir evlat, harika bir torun olmak bizim her şeyimizse, o noktada dengeyi ve ölçüyü kaçırmışız demektir bu. O rüyanın sonu her zaman hüsran ve gözyaşı doludur ve sonra da daha düşük seviyede rüyalara düşeriz.

Herhalde harika bir inek olmak için her şeyini vermek güzel bir rüya olmasa gerek. Ki, o yolun da sonu hüsran ve gözyaşı. Gelir yavrumuzu alıp götürüverirler, dana eti lezzetli oluyor diye.

Harika bir taş olmak için her şeyini vermek de yine bir rüyada kaybolmak. O rüyanın da sonu hüsran ve gözyaşı dolu. Eninde sonunda birileri buldozerleriyle çekiçleriyle geliverir.

Bunlar acı, fakat gerçeğin ta kendisi. Biz üst seviyeden bunları görebiliyoruz. Allah korusun düşmeyelim. Allah yardım etsin de herkes düşerken biz de takılıp gitmeyelim, aradan sıyrılıp çıkıverelim.

Hepimize bu tekamül (ruhi gelişim ve uyanış) yolunda başarılar diliyorum.

*****************************

Eğer bulunduğumuz seviyeden bir üst seviyeye, bir rüyadan uyanıklığa, toprakta havada denizde uzayda yol alarak, giderek çıkamıyorsak, o zaman bu demek ki, üst seviye ve uyanış bizden sonsuzluk diyebileceğimiz bir şekilde uzakta ve ayrı.

Matematik, hayatı kağıda ve formüllere dökme sanatı, ya da yolu ise, bu bahsettiğim rüyalar, uyanışlar, evrenler ve seviyeler konusunu da matematiğe dahil edebilmemiz lazım.

İşte benim Allah’ın lütfu ile bulduğum matematik yaklaşımı:

Kişinin bulunduğu seviyeye gerçeklik diyorsak eğer, bu matematikte gerçek sayılar, reel sayılar (real numbers) oluyor diyelim.

Ne tatlı bir tesadüf ki, yaşadığımız gerçekliği anlatan sayıların adı gerçek sayılar. Bunlar hesap makinasında görebileceğimiz, yazabileceğimiz, düşünebileceğimiz tüm sayılar: 0, 1, 2, 3, pi sayısı, 2′nin kare kökü vs hep buna dahil.

Peki bir rüyaya matematiksel olarak nasıl yaklaşacağız? Söz konusu olan bir rüya, bir alt evren, bir hayal, bir yalan yaşantı, bir film, bir sanal gerçeklik, bir roman vs.

Buna matematiksel sembol olarak kıvrımlı fiyonk sembolünü öneriyorum. ➰

Bu sembolün adını SIFIRLIK olarak koyuyorum.

Sıfırlık kelimesinin tanımı: Özel bir çeşit yokluk, hiçlik. Öyle ki, bu evrende yok, fakat bir alt evrende var olmaya devam ediyor.

Sıfırdan farkı, sıfır demek yokluk hiçlik demek, fakat bir alt evrende var olmayı gerektirmez. Sadece yok demek.

Sıfırlık ise, burada yok, fakat alt evrende var. Altta devam eden, yukarıdan düşerek yukarıda yok olmuş bir yokluk.

Hem sıfır, hem sıfırlık bu evrende etkisiz, var olmayan demek. Fakat sıfırlık, alt evrende hala var.

Bu sembol uyuyan büyük burunlu birisine benziyor. Aynı zamanda sıfır rakamı da var içinde, yani sonsuzluğun tersi, yani, hiç olmak, gerçeklikten hiçe düşmek gibi bir anlamı da var. Ve aynı zamanda Boğa burcunun sembolü olarak da kullanılıyor. Bu da bize insanken bir alt seviyeye ve hayvan olmaya düşüşü de simgeleyebilir.

Herhangi bir gerçek sayıyı, bir rüya sayısına çevirmek için, onu 0 (sıfır) ile çarpıyoruz. Ortaya çıkan sayı gerçek alemde 0 (sıfır) olmasına rağmen aslında sacede bir alt gerçekliğe düşüp, değerini orada devam ettiriyor.

Bunu matematiksel olarak yazarsak, 1 x 0 (sıfır) = 1➰

Yani bu denklemi okursam, bir çarpı sıfır eşittir bir sıfırlık.

Bir başka ifade ile, bir çarpı sıfır eşittir bir adet sıfırlık.

Bir adet sıfırlığı, sıfırlık evreninde var olan bir sayısı olarak görüyoruz. Artık o alt alemde bir  sayı. Ona orada bir diyorlar. Biz yukarıdan bakınca ona 1 sıfırlık diyoruz ve öyle görüyoruz.

Bir başka ifade ile, bir insanı sıfırla çarpmak, ortaya bir öküz çıkarıyor. Hayatta da bir insanı yeterince azarlarsanız, korkutursanız, o kişi insanlıktan çıkar ve kendisini bir hayvan gibi hissetmeye başlar.

Bir sayıyı sıfır’la çarpmak demek, o sayıyı sıfırlamak, sıfıra indirgemek, yok etmek, yok saymak demek.

Sıfır kere bir demek, bir’i hiç hesaba katmadan oraya sıfır yazmak demek.

İşin içine alt evrenler girince, o sıfırlanmış sayılar sıfır olmaktan çıkıyor, alt seviyeye düşmüş oluyorlar.

Çünkü gerçek hayatta, hiçbir şey vardan yok olmaz. Kişi ölür, ruh yaşamına devam eder. Bina yıkılır, o taş toprak bir yere atılır, bir yerlerdedir. Bina yıkılır, geriye hatıraları kalır. Artık o bina hatıralar evreninde yaşamaktadır.

Office Building on Samsung One UI 1.5Curly Loop on Twitter Twemoji 12.1
****************************************

Bu şekilde SONSUZ KÜÇÜKLÜK kavramını da ortaya atmış oluyoruz. Bu öküz işareti yani kıvrımlı fiyonk da bu sonsuz küçüklüğü ifade ediyor. Sonsuz küçüklük yani ➰ . Buna sıfırlık diyoruz.

Örnek olarak, bilgisayar oyununda saatler harcayan çocuğa annesi şöyle diyebilir: Sıfırlığa düştün yine. Saatlerdir sıfırlıktasın, her yerin sıfırlık olmuş.

Sıfırlık, alt evrene düşmek demek.

Sıfır olanların evreni demek. Sıfırların yaşadığı alem demek. Rüyada yaşayanların evreni demek. Bu dünyada uykuda ve hareketsiz olup da, yani sıfır olup da, düşülen bir alt evren demek.

Elbette biz eskiden daha yukarı ruhi seviyelerdeydik, Allah’a yakındık, fakat sıfırlığa düştük, yani biz şu an bu alttaki evrendeyiz.

******************************************

Sonsuzluğa ulaşanların alemi de, sonsuzluk elbette.

Sonsuzluk kavramını hepimiz biliyoruz: 

Ve bu vesileyle gelelim üst evren kavramına, yani uyanış, gerçeğe dönüş, aydınlanma, hayal aleminden çıkmak. Buna sembol olarak daire içerisinde sonsuzluk işaretini öneriyorum:

 

Sonsuzluğun tanımı, : Bir üst evrende var olan, ve bu sebeple bu evrendeki herşeyden daha büyük olan demek.

Bildik sonsuzluk, , büyüklüğü sınırsız olsa da yine de bu evrende var olan, üst evrene çıkmayan demek.

İlginçtir ki sonsuzluk işareti aynı zamanda uyanmış, 2 gözü açık birisine de benziyor.

*******************************

1 ÷ 0 (sıfır) = 1

Yani bu denklemi okursak, bir bölü sıfır eşittir 1 sonsuzluk, yani bir üst evrene çıkmış bir bir.

İnsani olarak okursak, bir insan eğer hayatın tüm yalanlarını sıfıra indirgeyecek şekilde öyle veya böyle hayatın üzerine çıkabilirse, o insan bir üst evrene geçmiş oluyor, uyanmış oluyor.

Bu formülü şöyle de yazabiliriz ki ben öyle yazmayı seviyorum:

1 x = 1

Yani bir insanı bir uyanışla ve bir sonsuzlukla çarparsanız, karşınıza bir üst aleme çıkmış, uyanmış bir kimse çıkıyor.

Hem sonsuzluk hem de uyanış kavramlarının en güzel bir araya geldiği yer de, Allah ve din! Hem uyanın diyor hem de sonsuzluk kavramını içeriyor.

Çünkü Allah ve din bizi uyandırmak istiyor, yukarı seviyeye çıkarmak istiyor.

Bir de bir insan düşünelim, çevresindeki herkesi sıfırlamaya ve uyutmaya çalışıyor ve bunu başarıyor da. Kendisi yükselmese dahi, herkesi aşağı evrene ittiği için, herkesi sıfırla çarptığı için, herkes iniyor ama o sabit kalıyor. Ve bu kişi kendi gözünde kendini yüksek de görecektir. Tanıdığımız tüm zalimlerde de bu yok mudur? Herkesi aşağılarlar ve kendilerini üstün görürler.

************************************

Biraz daha matematikten bahsedelim ve Allah’ın lütfu bu harikulade matematik keşiflerini kutlayalım mı?

  • Sonsuzluk kavramını matematikte kullanıyorlar fakat SONSUZ SAYILAR diye bir sayı grubu yok. Bunu Allah’ın lütfu ile ben burada size sunuyorum. :D

SONSUZ SAYILAR nedir?

Örnek: 1, 1.45, 3433 vs

Okursak, bir sonsuzluk, bir nokta kırkbeş sonsuzluk vs.

  • Matematikte kullanılan sonsuzluk ve sıfır kavramları, hayatın gerçeklerinden kopuk oldukları için, bir türlü ele avuca sığmıyorlar, hep matematiğin bildik kuralcılığından uzak kalıyorlar. Çünkü gerçek hayatta, sıfır ve sonsuz kavramları sadece bir kavram, gerçekte yerleri yok. Bana sonsuz boyu olan bir şey gösterin desem, gösteremezsiniz. Uzayın boyu sonsuz deseniz, hadi gidelim bakalım desem, yapılamaz. Asla olmayacak. Gidenler çok gitse de o gittikleri sonsuzluk değil. Asla da olmayacak. Asla olmaması sonsuzluğun tanımı derseniz, bu demektir ki sonsuzluk gerçek hayatta asla olmayacak. Olmadı ve olamayacak. Evrenin bile başı var. 75 milyar yıl önce, fakat o da sonsuz değil. Sonu da olacak, yani sonsuz değil. Sonsuzluğun tanımı zaten var olan herşeyden büyük demek, yani var olmayan bir şey sonsuzluk, şu an kullanılan tanımına göre. Bu çok romantik olabilir, fakat demek ki gerçeklikten kopuk. Halbuki matematik gerçek olanla ilgilenmelidir. Bu sebeple yeni bir sonsuzluk tanımı gerekiyor. Ve işte karşınızda:
  • Bir üst evrende olması sebebi ile, bu evrendeki herşeyden büyük olan şey, sonsuzluğun yeni tanımı.
  • Bu tanım, Allah’ı anlatabiliyor. Bu tanım, hayatın gerçeklerini anlatabiliyor.
  • Aynı şekilde sıfır kavramı yerine, sıfırlık kavramı da daha hayata yakın.

1 ÷ ➰ (sıfırlık) = 1

İlk defa, bir bölü sonsuz ve bir bölü sıfır kavramları, elle tutulur hale geliyor. Bunlarla hesap yapılabilir.

Halbuki,

1 ÷ 0 (sıfır) = 

Bu ifade hem geçersiz hem de hatalı, fakat nedense herkese doğru gelir, tüm matematikçilerin bunu yazası gelir. Aslında haklıydılar, yanlış olan buradaki sıfır ve sonsuz kavramlarının tanımı idi.

Sanırım, romantik olduğu için, sonsuz demek herşeyden büyük olan, hatta kendinden bile büyük olan şey diye düşünmek onlara cazip gelmiş.

Sıfırı ise, yok, hiç vs şeklinde düşünmek çok kolay gelmiş.

*********************************

  • Bir üst evrenden, bir sonsuzluktan bir yukarı daha çıkarsak, bu nasıl yapılır ve nasıl ifade edilir?

Tekrar sonsuzlukla çarparak. Örnek olarak:

45 x = 45 ♾♾ veya 45 kare veya 45(45 sonsuzluk üssü iki)

  • Bir sayısı bir aşağı evrene nasıl düşürülür? Rüya alemine nasıl indirilir?

1 x 0 = 1➰

  • Bir basamak daha aşağı nasıl indirilir bir sayı?

1➰ x 0 = 1➰➰ veya 1➰kare veya 1➰” (1 sıfırlık üssü iki)

  • Bu sayıları, bu hesapları gerçek hayatta nasıl kullanabiliriz?

Örnek olarak, Ahmet ile Mehmet arasındaki mesafe ne kadardır?

= 3 m + 120➰m

Açıklamak gerekirse, aralarında 3 metre gerçek mesafe ve Mehmet uyuduğu ve rüyasında 120 metre uzakta olduğu için 120 metre rüya mesafesi var.

Başka bir örnek: Bir öğrenci, 2 saat bilgisayarda oyun oynuyor, bir saat de ödevlerini yapıyor. Toplam kaç saat harcamıştır:

2 ➰ saat + 1 saat (Bunlar toplanamıyor çünkü farklı sayılar, farklı evrenler, farklı yaşantılar)

***************************

Bu yeni kavramları, bilgileri güzelce anlayalım.

Yepyeni bir dönem başladı bu evrende diye hissediyorum.

Bu formüllerle artık matematik şimdiye kadar hiç giremediği yepyeni boyutlara girebilir.

Yepyeni formüller geliştirilebilir.

Bir plan, bir düşünce matematikle açıklanabilir.

Beni en çok heyecanlandıran ise, dilerim Allah’ın izni ve yardımıyla uyanışlar artabilir.

Dilerim üst evrene çıkışlar kolaylaşır.

Ve dilerim en başta, en önce iyiler çıksın.

Biz çıkalım. :D

KENDİMİ UZAY ARACI YAPMIŞ VE EVRENE hatta hatta EVRENİN DIŞINA, ÜSTÜNE ÇIKMAK ÜZERE YOLA ÇIKMIŞ GİBİ HİSSEDİYORUM!!!!

Biz acaba tüm var olduğumuz süreler boyunca, var olduğumuz tüm evrenlerde ne iyilikler, güzellikler yaptık da Allah bize bu kadar lütufkar acaba? :D

Cevabı henüz bilmiyorum ama belki de yapmamışızdır ve bu sadece ve sadece ALLAH’IN O HARİKULADE LÜTFU ve SONSUZ CÖMERTLİĞİ’dir. :D

Övgüler Allah’a 6k
Övgüler Allah’a 6k
Övgüler Allah’a 6k
Övgüler Allah’a 6k
Övgüler Allah’a 6k
Övgüler Allah’a 6k
Övgüler Allah’a 6k
Övgüler Allah’a 6k
Övgüler Allah’a 6k
Övgüler Allah’a 6k

Şimdilik hoşça kalın, ben övgülere devam… :D

Follow Me on Pinterest Pinterest'te Takip Et!
 
Yorumlar (56)
  1. Funda Teyze
    18:10, 29 Ağustos 2019

    Bir rüyadan çıkmanın yolu onun rüya olduğunu ve uyanışın olası olduğunu kabul etmekle başlar.
    Kişiyi sonsuzlukla yani uyanışla çarpıyoruz. Kişi çarpı ♾.

    Bu iyilerin yolu. Kişiyi büyütmek. Uyandırmak.

    Bir de kötülerin yolu var. Başkalarını sıfırlayarak kendilerini sıfıra oranlamak ve kendini bir çeşit yukseltmek. Yani sen yukarda diğer herkes aşağıda sıfır, oranlayınca sen sonsuz gibi oluyor. Bu da herkesi uyutucaksın demek. Onlar sıfır olup uyursa, sen uyanık kalırsan bir üstte gibi olunuyor.

    Bu da kötülerin yükselme yöntemi. Herkesi sıfır yap ki sen sonsuz büyük ol. Herkes uyusun ki sen uyanık olan ol.

    Halbuki yükselmedin onları sıfır yaptın.

    Uyanmadın onları uyuttun.

    Rüyaların, evrenlerin, iyilerin, kötülerin, zalimlerin, Allah dostlarının matematiğini de farkettiren, öğreten, bulduran, lütfeden Allah’a övgüler olsun. 6k

  2. Funda Teyze
    16:31, 30 Ağustos 2019

    FARKINDALIKLAR GELİYOR…

    Bir kişi, bir sayı, bir evrende ne ise diğer evrenlere gönderildiğinde de o oluyor.

    Bu evrende iyi birisi, üst evrene çıkabilirse orada da iyi oluyor.

    Bu evrende hakkıyla, adaletle, iyilikle hayırla zengin olmuş birisi, üst evrenin de hakkını veriyor ve orada da benzer şeylere kavusuyor.

    Çalışkanlık, özen, emek, saygi, sevgi. Bunlar her evrende aranan seyler, geçerli karşılıklar, para birimleri.

    Bu evrende öküz gibi çalışıp öküz gibi yaşayan zengin birisi ise üst evrene öküz kısmını çıkaramıyor, çünkü
     ➰ x ♾ = 1, yani üst evrene ulaşmıyor.

    Çünkü kendine ve başkalarına öküz muamelesi yapan kimse, sonsuzluk çarpanı ile çarpılırsa, yani ruhi olarak gelişirse, öküzlükten insanlığa ancak çıkabiliyor.

    Elbette, herşey Allah’tan. Kişinin iyi birisi olmasi da Allah’tan. Herşey onun emrinde. Kötülükler yapan birisinin kötülükleri de Allah’tan ancak bu o kişiyi cehennemden ve iyi olmaya çaba göstermekten muaf tutmuyor. Bu bir gerçek. Bu Müslümanlığa ait bir varsayım değil, bu bir evrensel, felsefi, matematiksel bir gerçek. Bizim sorumluluklarımız ile bizim üzerimizdeki gücün beraber var olması.

  3. Funda Teyze
    16:35, 30 Ağustos 2019

    FARKINDALIK:

    Hepimiz, gerçek kısım artı alt evren üst evren kısımlarından oluşuyoruz.

    Kişi = 1 + x➰ + y♾

    (Bu işaretleri öküz ve göz şeklinde okumaya karar verdim. Yani kişi eşittir bir artı x öküz artı y göz)

    Burada x➰, alt aleme düşürülmüş kısım. yani yok edilmiş tarafımız.
    y♾ ise üst alemde gezen tarafımız, inançlarımız veya kaba ifadesi ile şansımız vs.

    Örnek:

    Kişi = 10 + 1➰ + 2 ♾

    Kişi bu evrende 10 üzerinden 10. 1 kısım ise üzülmüş, hayallerle yalanlarla avunuyor. 2 kısım üst evrene çıkmış. orasıyla bağı var. Duasını ibadetini ruhi temizligini eksik etmemiş.

    Şükürler olsun Allah’a ki hepimizin bildiği bu hayat gerçeklerini, matematiksel olarak ifade edebildik. Ve ne kadar da basit geliyor insana. :D

  4. Funda Teyze
    16:38, 30 Ağustos 2019

    FARKINDALIK:

    Peki kötülerin zalimlerin formülü nasıl olabilir?

    Kişi = -5 – 10➰ – 3♾

    (Kişi eşittir ekşi beş eksi on öküz eksi üç göz)

    Burada kişinin bu aleme faydası negatif, -5.
    Affedersiniz öküz gibi yaşayan tarafı ise -10, yani kişiyi rüyaya daldıran ve hem de zararlı aktivitelerle meşgul. içki, kadın vs.

    Üst alem tarafında ise, son kalan güçleri var, tabii eksi demek onları kötülük yolunda bozuk para gibi harcıyor demek. Eksi üç ♾. Mesela fettan bir kadını düşünürse, onunla o gün tesadüfen karşılaşıveriyor. Veya kumarda rahat kazanıyor.

    Not: Sıfıra yakın kısımlar hastalık hareketsizlik ifade ederken, iyilikte ve kötülükte yarışmak mümkün bunu da artı/eksi ile ifade ediyoruz.

    -10 ➰ mesela, alt evrende hem de zararlı bir şekilde. Hem içkisi var hem de bunu herkese ve kendine zarar verecek şekilde yaşıyor.

    Veya çok fazla beyaz dizi okuyor ve hem sağlığı hem de kurduğu/kuracağı evlilik bundan zarar görüyor.

    +10 ➰ mesela, bu kişi yoğun bir şekilde alt aleme kaçmış. Mesela bir yaz boyunca bilgisayar oyunlarında kaybolmuş, belki okul açılınca toparlayacak ama sıfırlığa girmiş yaz boyunca.

    Yani alt evrende de kendimize zarar verip aşağıya çekebiliriz. Mesela seçilen bilgisayar oyunları bizi o kadar sağlığımıza ve ruhumuza zarar verir ki, sonunda o oyunu da oynayamayacak hale geliriz.

  5. Funda Teyze
    16:47, 30 Ağustos 2019

    FARKINDALIK

    ♾ < ∞ (sonsuzluk küçüktür bildik sonsuz) (göz küçüktür bildik sonsuzluk)
    çünkü ∞ hayali bir kavramdir, ♾ ise gerçek bir kavram. Bu sebeple ∞ daha büyüktür.

    Arsızlıkta, büyüklükte, hayaller ve yalanlar, gerçekleri maalesef hep yener.

    Sadece adil ve iyilik peşinde bir kalbin taraf tutması ile, gerçek, hayalleri yalanları yenebilir.

    İyilik meraklısı bir kalp şart. Eğer iyiliğin tarafını tutan bir kalp yoksa yalanlar hep kazanır.

    Yalan hayallerin gerçekleri yenebilecegini ve bildik sonsuzluğun gerçek sonsuzluğu geçebileceğini ifade eden, anlatan bildik sozler:
    - İsterseniz benim burada hedef dediğim şeyi, siz milletin ideali olarak adlandırınız. Fakat bu ünvanı verirken dikkat ediniz ki, hayal olan bir anlama kendimizi kaptırmayalım. (Ataturk, 30 Agustos 1924, Dumlupınar konuşması)
    - Dimyattaki prince giderken evdeki bulgurdan olmayalim. (Hayali sonsuzlukların, gelişmelerin peşinde koşarken, Allah’ın hoşnutluğu gibi yakın ve gerçek, yapılabilir sonsuzlukları elimizden kaçırmayalım.)

  6. Funda Teyze
    16:53, 30 Ağustos 2019

    FARKINDALIK:

    0 < ➰ (sıfır küçüktür sıfırlıktan) (sıfır küçüktür öküz)

    Ufaklıkta küçüklükte yarışılıyorsa, 0 sıfır daha küçüktür, ➰ sıfırlıktan. çünkü sıfır teorik ve hayalidir. ➰ ise gerçek.

    Yani sıfır sadece teoride var, gerçekte yok.

    Bu ifadeyi anlatan bildik sozler:
    - Hiçbir şey vardan yok edilemez. Yani sıfıra ulaşmak mümkün değil aslında, sadece azalır.
    - Düşmez kalkmaz bir Allah (yani düşsen de korkmamalı, sıfır olunmuyor asla, hep kalkma şansı var.)
    - Asla umudunu yitirme (çünkü gerçek hayatta asla sıfır olunmaz.)
    - Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Mustafa Kemal Atatürk
    - Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş. (sada=ses) Hep geriye birşey kalır, hiç sıfıra ulaşılmaz.
    - Yaktın, yıktın, kül ettin, erittin beni. Aşık gibi sevmezsen, kardeş gibi sev beni. (Aşk dedikleri o şey dahi sıfır olmuyor. :D)

  7. Funda Teyze
    16:54, 30 Ağustos 2019

    FARKINDALIK

    ♾ üst evren operatörü
    ➰ alt evren operatörü

    Matematikte bir işlemin sembolüne operatör deniyor. Mesela çarpı işaretine çarpım operatörü deniliyor.

    Ve artık Allah’ı izniyle üst evren, alt evren operatörlerimiz de var. Matematik artık ruhsal ve metafizik alemleri de içerebilecek o minik adımı attı.

    Bizim için minik fakat insanlık için büyük bir adım!

    Eşiği geçtik, gerisi Allah kerim. :D

  8. Funda Teyze
    17:00, 30 Ağustos 2019

    FARKINDALIK

    Kefenin cebi yok derler, bunu matematikte nasıl anlatacağız?

    Örnek: Ahmet bey, dört dörtlük bir kimse. Hayat değeri, başarı formülü, yani rakamla ifadesi olsun on puan:
    10

    Öldüğünde, ahirete giderken, üst evren operatörü ile çarpacağız.

    10 ♾

    Burada sanki 10 puanın tamamı üst evrene, ahirete ulaşıyor. Fakat biliyoruz ki kefenin cebi yok. Herşey oraya ulaşmaz. Para, pul, ev, başarılar, şöhret vs.
    O zaman ne olacak?

    Cevap basit, eğer kişi ahirete ölerek giderse, parası pulu geride kalıyor. Çünkü ölüm seçici bir olay. Vücudu parayı burada bırakıyor, sadece ruhu alıyor. Ölüm vücudu parayı pulu bizden aliyor, sadece ruha sonsuzluk operatoru uyguluyor.

    Fakat eğer ölmeden önce, kendimiz çaba göstererek, kendimizin tamamını geliştirirsek, paramızı pulumuzu da tekamüle dahil edersek, işte o zaman,

    Ahmet = 10 ♾

    O zaman paramız pulumuz da ahirete gitmiş gibi oluyor. Çaba göstermek bizden, elbette karar Allah’ın.

  9. Funda Teyze
    17:04, 30 Ağustos 2019

    Bu 30 Ağustos Zafer Bayramında tüm bu başarı, hediye ve farkındalıklar için Allah’a sonsuz teşekkürler.
    Bu yazılarım benim de ülkemize armağanım, bayram hediyem olsun.
    Ne güzel Allah beni aracı ve vesile ediyor harikulade armağanları vermek için.
    :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp:

  10. Funda Teyze
    07:43, 31 Ağustos 2019

    Alt ve üst evrenler, çeşit olarak zengin. Mesela uyku alt evrenine her gece giriyoruz, sabah çıkıyoruz. Uyku rüyası alt evrenine ise her gece bir iki defa girip çıkıyoruz. Beynimizin bize hazırladığı evrenler bunlar.

    Veya, bilgisayar oyunları evrenleri var. Her oyunun ayrı. Çocuklar dalıp çıkıyorlar. Kimisi fazla kalıyor.

    Ya da, duygusal yalan alt evrenleri var, sevilmeyip seviliyormuş gibi yapanların kendi yarattıkları hayal alemleri. Oluşturan kendileri, giren kendileri, çıkacak olan da kendileri. Fakat çaresizlikten oluyor bu. Kendi yapıyor gibi görünse de aslında bir sebep olanı var. Birilerinin yaramazlıkları var.

    Tabii bunlar hep kolay çıkılan alt evrenler.
    Bir de düşünce çıkılması sonsuz zor olanlar var. Taş olmuş birisini düşünün, siz hiç konuşan uyanan taş gördünüz mü? Masallarda olur, demek ki o masallarda da aslında hep bir gerçek payı varmış.

    Fakat işin acı tarafını göz ardı etmeyelim. Mesela, hayvan olmak alt evreni. Ne kadar azdır hayvanlıktan yukarı çıkıp insan olabilenler. Hani diyorlar ya, her giden memnun ki yerinden dönen yok seferinden. Ne kadar bolmuş alt evrenler.

  11. Funda Teyze
    07:54, 31 Ağustos 2019

    Neden üst evren çok az günlük hayatta? Yoksa biz mi göremiyoruz?

    Uyku hayal vs bol. Fakat üst evren yok mu yani hiç yakınımızda?

    Farkındalık yaşayarak uyanan bir insan, bir parça öküz katsayısından kurtuluyor. Bir parça kendi yarattığı alt evrenlerini temizlemiş oluyor. Veya kötü madde alışkanlığını bırakan kişi de, bir alt evrenden kurtulmuş oluyor. Diyelim 12➰ ortadan kalkıyor hayatında.

    Dua eden bir insan, Allah’a telefon ediyor sanki, ve o anda kişinin vücudu olmasa da, sesi fikirleri üst evrene ulaşıyor, hayatına geliyor 0.5 ♾ mesela.

    Acaba Mevlana’nın dönerek huşu bulması, vücudu ile üst evrene çıkmak için mi? Hani sanki Allah ve melekler onu öyle görünce, bir bakıma onların yanında oluyor vücuduyla.

    Namaz da öyle, huşu içerisinde vücudumuzu da dahil ederek üst bir evrene tüm halimizle çıkıyoruz sanki. Elbette fiziksel olarak değil fakat, bayağı bayağı kişi Allah ve meleklerin orada yaşıyor sanki bir süre. Ne güzel.

  12. Funda Teyze
    08:04, 31 Ağustos 2019

    Üst aleme çıkmak, aslında millet olarak çok meraklı olduğumuz bir şey. Ülkemizdeki tarikat ve şeyhler, neredeyse tümü bu konu üzerinde aslında. Çok az tarikat, hadi güzel dindar olalım şeklinde yaklaşıyor dine, çünkü halkın talebi bu şekilde. Çoğunluk nasıl üst aleme çıkarız, nasıl hayatın üzerinde mucizeler alemine dokunuruz diye çırpınan insanlara hitap ediyor ve o arada da din öğretiyor. Kişiler ayarsız, ölçüsüz, soğuk nesnel ruhi yükselme terapisi istiyor, uçmak istiyor, ermek istiyor, tarikatlar ise adam ol, dindar ol da öyle çık diyerek konuyu hayırlı hale getiriyorlar. Gerçekten bir üst aleme çıkmak istiyor herkes. Havada uçalım, gönül gözümüz açılsın, meleklerle konuşalım, bilinmeyenleri bilelim istiyor herkes. Bu milletimizin hayata pratik bakışı, uyanıklığı. Varsa üst alem, uzatmayın hadi gidelim diyor milletimiz. Fakat Kuran bu konuda uyarıyor, diyor ki, kim ki meleklerin yanına uçmaya teşebbüs eder, yeryüzünün etrafını bekleyen bekçi melekler tarafından engellenir. Elbette bu dünyada üst alemlere gerçekten çıkartan sadece bir iki uğraşı, grup var. Bekçi meleklerden izin alabilmiş. Daha pratik bir ifade ile, uzayın yerleşik sınıfsal düzeninde, gerekli yerlerden sınıf atlayabilme sertifikasına sahip. Gerisi, budizm, yoga, gizemli uğraşılar vs çıkarmıyorlar bir yere. Çıkaramıyorlar. Çıkaranları, çıkarabilenleri bilmek sadece aramızdaki bir kaç kişiye nasip olmuş, şükürler olsun Allah’a. Kıskanmayın, siz de isteyin Allah’tan size de versin. Şaka şaka yok öyle üst alemler, melekler. Olur mu öyle şey. Hadi günlük hayatımızı yaşamaya devam edelim, herkes işine gücüne lütfen. :D :D :D

  13. Funda Teyze
    08:28, 31 Ağustos 2019

    Alt evrene girmek için, oraya göz kulak akıl vermek yetiyor. Bakarak giriliyor alt evrene. Eğer bakışımızı kurtaramazsak, çıkamıyoruz. Uyanamadığımız bir rüya gibi. Vücuda ne oluyor o sırada? Kim bilir, belki yatakta uyuyor. Veya Allah korusun mezarda uyuyor. Sanki hem alt hem üst evrenlere girmek, gidebilmek, önce göz, kulak, algı sonra da yoğunlaşmayı, önem vermeyi gerektiriyor. Bir an geliyor sadece vücut kalıyor bu evrende. Uyuyan veya vefat etmiş veya bilgisayar karşısında saatlerce oturup esir kalmış.

    Üst evrene nasıl çıkılıyor? Sanırım soruyu şöyle sormalıyız: Bu bulunduğumuz alt evrene bakan gözümüz, kulağımız, aklımız nasıl bu bakıştan kurtulup serbest kalacak da tekrar üst evrende serbestçe etrafa bakacak, oradaki derin uykusundan veya hayalinden uyanacak, ve artık orada bakmalar, düşünmeler, hissetmeler yaşayacak? Tabii burada ruhun gözünden kulağından bahsediyorum, etten göz, kulak değil. Onlar sadece aracı bu bulunduğumuz evrende.

    Dua ederken, Allah’ı düşünürken, biraz oluyor bu sanki. Ne kadar kalpten dua edersek, o kadar üst evrenlere bakıyoruz, oralarda yaşıyoruz. Ve ilginçtir, ne kadar kalpten dua edersek, o kadar bu dünya meseleleri ufaliyor, dertler sorunlar çözülüyor. Acaba, Allah bizim dua etmemizi bu sebeple mi istiyor? Yükselelim, ona hitap edelim ve bu hayatın üzerine çıkalım diye mi? Acaba Allah onu övmemizi bu sebeple mi istiyor? Sonsuzluğu överken sonsuzluğu tekrar kalbimizde hissedelim de kendi sonsuzluğumuza yükselebilelim diye. Yani bizim iyiligimiz için.

  14. Funda Teyze
    08:23, 3 Eylül 2019

    Yapılması gereken bir ödevi geciktirirken, okulda hazırlanılması gereken bir sınava hazırlanmayı geciktirirken, insan sanki bir alt evrende imiş gibi hisseder kendini. O ertelediğimiz, ihmal ettiğimiz şey bizi rahatsız etmesin diye, aklımıza gelmesin diye, sanki bu dünyadan uzaklaşıveriyoruz. Bu durumda sanki gözlerimiz daha az net, biraz bulanık görüyor dünyayı, aklımız hafifçe bir hayal alemine dalıyor. Ne zaman ki yapılması gerekenleri yapıp bitiriyoruz, gözlerimiz parlıyor, kendimizi şimdi ve burada hissediyoruz. Görevini yapmış bir insanin o hayatla bütünleşmiş, kendine güvenir hali geri geliyor, güveni geri geliyor kişiye. Sanki öncesinde bir alt evrendeydik fakat aşağıda değil de yine bu evrende, sınırlanmış bir evrencikteydik. Hani öğrenciyken, yapılacak ödevimiz varken haberleri dahi seyretmek ne kadar zevklidir. Yapılması gerekenleri yapmadıkça, yine bu evrende fakat görevlerimizi unutabileceğimiz, buna uygun daha ufak bir parçasına saklanıyoruz sanki.

  15. Funda Teyze
    08:57, 3 Eylül 2019

    Akıldaki her kişilik bir alt evren. Yani hem bir evren hem de içinde bulunduğumuz evrenden daha küçük bir evren.

    Çünkü bu kişiliklerin içinde tam bir hayat, tüm bir yaşantı vardır. Bu içerik ve yaşantı sebebi ile bunlara evren diyoruz.

    Aynı bakış açısıyla, bu kişiliklerin gerçek sahibi olan insanlar için, o kişilikler yaşadıkları bütün evrendi o kişilik, onların gözüyle evrenin merkeziydi o kişilik, onların bakış açısı, onların gerçeği idi o kişilikte yaşananlar.

    Temizlemek isteyenlere bir ipucu olarak, şu şekilde başkalarının kişiliklerine sabit olarak girip yapışabiliyoruz:

    Hayatın akışında, bir yerde bir anda çaresiz, sıkıntılı, ne yapacağını bilmez hissettiğimizde, kalbimiz otomatik olarak, burada nasıl davranmalıyım, bu an nasıl davranmalıyım, ay bilemedim, acaba kimi taklit etsem, hah annem böyle şeyleri iyi hallederdi, annem gibi yapayım, annem gibi davranayım, şeklinde üzerimize bir kişilik geçiriveriyor kalbimiz. Ve eğer o anda bu bizi rahatlatırsa, işimizi görürse, annemizin kişiliği üzerimize yapışıveriyor.

    Nasıl çıkabilirdik bu tuzaktan?

    Temizlik saatlerimizde de çok konuşuyoruz bu konuyu ama, burada da çok özetle:

    Kendimize sorsak, ve aynı anda bu kişiliğimize kalp gözüyle bakarak, hissetmeye çalışsak, annem kişiliği nerede bana emniyet ve başarı getirdi? desek ve bu sırada da niyet etsek, ilk o kişiliği kullanıp kazanıp yaşadığımız ilk o çaresiz an’ımızı bulmak için ve benzerlerini de bulmak için, işte bu şekilde annem kişiliğnden sabit olarak çıkabiliriz.

  16. Funda Teyze
    09:07, 3 Eylül 2019

    Neden üst evren sonsuz?

    Çünkü orasının bakışıyla burası bir rüya ve tamamen ellerinin altında ve bu rüyanın içindeki hiçbir şeyin maddi önemi yok. Hiç bir anlamı yok. Sıfır. İsterlerse rüyayı pat diye durdurabilirler.

    Bir rüyadaki gökdelen kaç lira eder?
    Sadece bir görüntüdür uyanık birisi için.

    Rüyamda 20 yıl çalışsam zengin olsam o para uyanıkken işe yarar mı?

    Alt ve üst evren arasında sonsuz fark var. Alt evren o kadar önemsiz ki üst evrende. Boş geçici bir rüya sadece. Yalan üstelik.

  17. Funda Teyze
    09:21, 3 Eylül 2019

    Neden sonsuzluk-sıfırlık kavramları, alt evren-üst evren kavramlarının kardeşi?

    Neden üst evren ve sonsuzluk beraber bahsedilen kavramlar?

    Matematik diliyle tekrar tanımlayalım alt ve üst evrenleri.

    Üst evren, kendi içinde gerçek evren kabul edilen, ve altındaki evrenlerde yaşananların bir rüya, bir sanal gerçeklik olduğu evren.

    Neden üst evren ve sonsuz kavramları eşdeğer?

    Mesela bir bilgisayar oyun programcısının, o oyunu oynayanlar üzerindeki sınırsız hakimiyetini düşünelim.

    O programcı isterse oyunda oynayanlara sonsuz hayat verir. İster eğlenceli yapar ister korkunç. İsterse oyun içinde geçecek sonsuz paralar verir, isterse oyuncunun tüm puanlarını siler. Oyuncu, saatlerce uğraşıp emek harcayıp gizli şatoya ulaşacaksa, programcı onu anında tek tuşla ulaştırabilir. Oyuncu üç inek iki koyunla çiftlik kuruyorsa, programcı ona bir milyon inek verebilir tek bir tuşa basarak. Oyuncu oyunda evlenmeye çalışıyorsa, programcı onu çok çekici yapabilir, binlerce karşı cinsi ona aşık da edebilir. Hepsi tek tuşla.

    İşte bu güce, bu bolluğa, bu rahatlığa sonsuzluk diyoruz.

    Bir bilgisayarda oynayan çocuğun 25 ineği varsa, programcının ona verebileceği inek adedi kaçtır? Sınırsız. Sonsuz.

    Alt evren, tam tanım:

    İçinde yaşayanlara gerçek evren koşulları sunan, fakat aslında bir üst evrende yaşanmakta olan bir hayal, bir rüya olan evren.

    Neden alt evren ve sıfır kavramları eşdeğer?

    Rüyanızda yirmi yıl çalışıp zengin olsanız bunun uyanınca maddi karşılığı ne? Sıfır.

    Rüyanızda milyarlarınız olsa, uyanınca bu paralar kaç lira eder? Sıfır.

    Çok yetenekli bir avukat düşünün. Eğer bu avukat mahkemede alt alemdeyse, yani uyuyorsa, avukatlığı kaç olur? Sıfır. Orada uyurken rüyasında mahkemeler kazansa bunun ne değeri olur? Sıfır.

    Varlık yokluk noktasında bir millet ne zaman damarlarındaki asil kanı harekete geçirir ve sonsuz bir irade sergiler?
    O millet uyanır ve kara talihine sahip çıkarsa.

    Uyurken sıfır idi, uyanınca sınırsız fedakarlık sergiledi.

    İşte tüm bunlar, alt üst evren kavramlarını sıfır ve sonsuz kavramlarına bağlıyor.

  18. Funda Teyze
    07:04, 5 Eylül 2019

    Bir eş insanı vezir de yapar rezil de derler ya hani. Bunun matematiksel ifadesi:

    Bir eş insanı ♾ de yapar ➰ de.

    Bir eş insanı ♾ da yapar ➰ da.

  19. Funda Teyze
    07:09, 5 Eylül 2019

    Sizce bu sıralama, bu seviyeler doğru mu?

    ♾♾♾♾♾♾♾♾♾♾ … … … … … Allah
    ♾♾♾♾♾ büyük melekler
    ♾♾♾♾ kendini hep korumuş, hep sakınmış ruhlar
    ♾♾♾ evreni kuranlar
    ♾♾ evrenin önde giden ruhları
    ♾ bizi seyreden bekçiler ve diğer uzun yaşayanlar
    1 biz
    ➰ öküz, tavşan ve diğerleri
    ➰➰ böcekler, basit robot gibidirler
    ➰➰➰ bitkiler, bir yere gidemezler
    ➰➰➰➰ hücreler, hep içerde meşguller
    ➰➰➰➰➰ atomlar, takıntı olmuş hep dönerler, hep giderler, hep dururlar
    ➰➰➰➰➰➰delikler, ufacık hiçbir şeydirler

  20. Funda Teyze
    07:31, 5 Eylül 2019

    Sonsuzluk ♾ kaç büyüklükte olabilir? Bir üst evrene çıkmak ve etki etmek icin, kaç defa büyümek gerekir? İşte benim tahmini rakamlarım:
    (Not: e demek özetle eklenecek sıfır adedi demek. Okunuş olarak 5e6: 5′e 6 sıfır veya 5 ekle 6 sıfır. Yani 5.000.000 yani 5 milyon.)

    ♾ = 1, insan sevgisinden Allah sevgisine
    ♾ = 600, insan zamanından göklerin zamanına
    ♾ = 1e3 = 1000 mucizeleri olan dini kişiden 1 peygambere
    ♾ = 5e3 = 5000, bilgisayar oyun parasından gerçek paraya
    ♾ = 10e3 = 10000, insani paradan göklerin parasına
    ♾ = 20e6 = 20 milyon rastgele kişiden 1 adet mucizeleri olan dini kişiye
    ♾ = 1e9 = 1 milyar rastgele dini kişiden 1 peygambere
    ♾ = 25e9 = 25 milyar, rastgele insandan 1 peygambere
    ♾ = 100e9 = 100 milyar, ilkelden en yuksek insana
    ♾ = 2e9 hayvan ve böcekten insana
    ♾= 6e21 (6000 milyar milyar) hücreden insana
    ♾ = 2.5e25 (25 milyon milyar milyar) atomdan hücreye
    ♾ = 4e26 insandan evreni kuranlara
    ♾♾ = 1e47 atomdan insana
    ♾ = 1e75 atomdan meleğe

    Buradan görüyoruz ki, düştükçe geri çıkmak imkansız rakamlara ulaşıyor.
    Örnek olarak, güneş sisteminde her 1e47 atoma bir insan vücudu düşüyor. Bir fikir veriyor bu rakam, hani sanki bekle bekle sıra gelmez. En iyisi hiç düşmemeye çalışmak.

  21. Funda Teyze
    07:35, 5 Eylül 2019

    Rastgele 25 milyar insandan sadece 1 büyük peygamber çıkıyor. Şimdiye kadar yaşayan insan sayısı 100 milyar, büyük peygamberlerin sayısı 4 olsa, eder 25 milyarda bir.

    Halbuki biliyoruz ki, niyet etmiş, iyilik üzerinde güçlü irade sergilemeye kararlı bir insan, peygamber olamasa da oldukça güzel mevkilere ulaşabilir Allah’ın yanında, Allah’ın izniyle ve yardımıyla.

    Demek ki insanlar rastgele yaşarken zor ulaşıyorlar yüksek ruhi mertebelere, 25 milyarda bir vs, fakat tek bir kişi dahi yetiyor eğer niyet, çaba, irade sergilerse.

  22. Funda Teyze
    07:46, 5 Eylül 2019

    Müzik ve şarkılar da insanı alt evrene, rüyalara daldırabilen bir araç.

    Maalesef kabul etmek zorundayız ki, Türk, Anadolu ve Osmanlı, müziği güzel kullanamamış. Acıklılık, keder, karamsarlık, aşk diyerek takıntılı aganigi, ve bir sürü rezil konular etrafında dönmüşler hep.

    Hem beste hem sözleri buna dahil.

    Şu anda bile Türkiye müzik anlayışı aynen böyle çirkin ve sapkın. Tabii yeni temalar eklediler, cinsel azgınlık, çapkınlık, serserilik gibi.

    Açıkça zararlı bizim müziğimiz, türküsüyle, sanat müziğiyle, modern müziğiyle. Üstelik dini muzik konusunda da durum benzer.

    Halbuki batıda hem geçmişte hem bugün aydınlık yüzlü müzikler de var. En azından seçenek olarak var. Kilise müziği olarak da, hafif müzik olarak da, aydınlık günleri, güzel hayatları, derin anlamları hedefleyen vs. müzikler var. Yuh bize.

    Sanırım sebebi, yapanı, padişahların müzik tercihi artı Anadolu’da hayatın bozkır havası ve bir türlü bolluğa ulaşamaması ve kıtlığı.

  23. Funda Teyze
    07:52, 5 Eylül 2019

    İşte size alt evrenlerin en büyüğü, en cok kullanılanı, en çok düşüleni, en acıklısı, en romantiği:

    GEÇMİŞ

    Fakat, geçmiş mi alt evren olan, yoksa hatıralarımızı taşıyan aklımız mı?

  24. Funda Teyze
    07:58, 5 Eylül 2019

    Bir alt evrene girmenin birinci manevi sebebi emniyetli olması veya bizim onu emniyetli görmemiz. Çıkmak için de bu yapıştığımız emniyet hissini farketmemiz gerekiyor. Yani AA ben emniyette hissettiğim için buraya girmişim, yapışmışım diye farkedince uyanıyoruz.

    Bu evren aslında ne kadar tehlikeli, yorucu ve yıpratıcı değil mi?
    En çok nerede emniyette hissediyorsun kendini?
    Sakın gece yatağımda deme. Kim demiyor ki…
    Yazık bize. Allah yardım etsin.

  25. Funda Teyze
    08:08, 5 Eylül 2019

    İnsan hayatı denilen alt evreni tanıyalım.

    * Rüyanın adı: İnsan hayatı
    * Rüyanın amacı: Zorlu bir sınav. İyiyi kötüden ayırmak. Yani iyi insanı kötü insandan ayırmak.
    * Zorluk derecesi: Çok fena.
    * Uyuduğumuz ve rüya gördüğümüz yer: İnsan kellesi.
    * Uyku süresi: 70 yıl gibi, değişebiliyor.
    * Uyanınca rüyadan yanımızda götürebileceklerimiz: Günahlar sevaplar. Allah’ın bir hoşnutluğu.
    * Rüyadaki rakiplerimiz: Nefsimiz, doğa ve doğa koşulları, fiziksel evren, kendimizin ve başkalarının kötülükleri ve zayıflıkları.
    * Rüyadaki araçlarımız: Vücudumuz, aklımız, kalbimiz, alın ve akıl terimiz. Ayrıca bizi sevenler, iyi öğretmenler. Koruyan ve kollayan Allah.
    * En öne çıkan tuzaklar: Dinsizlik. Madde, dış görünüş, hayatın akışı, aile, çoluk çocuk gibi iyi kötü uğraşları herşey sanarak, kendimizi kaptırıp sınavı, nerede olduğumuzu unutmak.
    * Rüyadan çıkış var mı: Evet. (Daha fazla bilgi için, sorunuz Funda Öğretmen.)
    * Rüya başlangıç bitiş tarihleri: Adem bey’in gelmesi ile başlar. Bitiş tarihi görüntülü ve sesli olarak duyurulacaktır.

  26. Funda Teyze
    08:13, 5 Eylül 2019

    Hayat bir şehir, biz bir binayiz, kalacağız hep sanıyor bazen insan.

    Oysa ki, insan geçici bir varlık. Dünya uzayın karanlığında sanki güzel ışıltılı bir yemek sofrası, hepimiz de misafirleriz. Oturanlar kalkanlar. Yiyeceğiz içeceğiz sohbet edecegiz ve kalkacağız.

    Her an yaşanırken güzel ve değerli. İnsan, gökyüzünde sabit bir yıldız gibi değil, daha çok kalplere gözlere gönüllere eğlence umut mutluluk veren bir kayan yıldız. Bir ressamın kağıda çizdiği resim değiliz, daha çok sudaki bir dalgayız. Demin yoktu, var, ve yine yok.
    Ruhumuz işte hep ısrar ediyor, kalıcı ol diye. Hep planlar yapıyor sanki milyon yıl yaşayacakmış gibi. Haklı elbette. Yaşayacak!!!

  27. Funda Teyze
    08:18, 5 Eylül 2019

    Bu konular, ansiklopediler dolduracak konular. Evren nedir? Bir evren nedir? Rüya nedir? Uyku nedir? Hayat nedir? Biz kimiz? Nereden geldik nereye gidiyoruz? sorularının tam ortasındayız.

    Farkındalık üzerine farkındalık gelmesi çok normal.

  28. Funda Teyze
    16:38, 10 Eylül 2019

    Neden ruhlar hep aşağı düşüyor? Bu örnek bir bayan, fakat aslında herkesi, hepimizi anlatıyor.

    Bunun yanlış olduğunu biliyoruz fakat açıklayamıyoruz, bize haklı geliyor.

    Günler süren temizlik ve arayışlardan sonra ben cevabı buldum, size de sunuyorum ki Allah’ın yardımıyla size de faydası olsun.

    Hayatta eğlenceli ve zevkli aktivitelerin, ki buna ilişkiler de dahil, biz rahatken, nispeten bolluktayken, bizim keyfimiz için, bizi eğlendirmek için kullanılabileceğine inanıyoruz.

    Halbuki, özellikle bolluk zamanlarında, biz rahatken, hayatın bize sunduğu güzellikleri israf etmemeliyiz. Yaşadığımız bolluk hep devam edecek diye varsaymamalıyız.

    Yani buradaki bayan da eli yüzü düzgün ve onun cennetteki hayatına güzellik üzerine güzellik katabilecek birisini aramalı.

    Cennette bulamayacağını mı sanıyor?

    YANILIYOR!!!

    Cennette en alaları var. Bir örnek:
    Gömleğinin kokusuna dahi bütün anaların babaların tir tir titrediği, herkesin hayran kaldığı, kadınların onu görünce kendilerini kaybettikleri, meyve keserken ellerini kestikleri Yusuf peygamber var cennette.

    Onu bırakalım, bizim Peygamberimiz, ve onun mert cesur arkadaşları çağdaşları var. Yani bana cennette düzgün adam yok demeyin. DOĞRU DEĞİL.

    Bir de hayatınıza, mutluluğunuza hem bugün, hem de gelecekte sahip çıkın.

    Ben rahata erdim, şimdi eğlenme zamanı diye kendinizi salıp bırakmayın. Bu bolluk basamağından düşmenin garantili ve kesin yolu. Ve düşenler kaybolup gidiyor maalesef!

  29. Funda Teyze
    17:05, 10 Eylül 2019

    Sivas kongresi 4-11 eylul 1919. 100. yıl.

    http://www.ataturk.net/mmuc/sivas.html

    Kongre toplamak!!!

    Bir deha adam.

    Neden kongre? Nereden çıktı kongre fikri?

    Alt basamakların tamamı geçiliyor.

    Neredeyiz, neyiz, kimiz, hangi yolu seçeceğiz.

    Külfet basamağı nasıl uygulandı acaba?

    Bu basamağı geçmek için kahramanlık derecesinde bir katkıda bulunmak gerek. Bildiğimiz kadarıyla Atatürk’e yakın kimseler bu kahramanlığı sergilemişler. Örnek olarak, Kılıç Ali. Atatürk ile ilk karşılaştıklarında ki bu kongreler zamanında, Atatürk onu çok önemli görevlere vermeden önce denemek ister. Ne söylesem yapacak mısın der. Evet cevabını alınca, tut şu lambayı der, masadaki gaz lambasını göstererek. Kılıç Ali tutar. Bu külfet basamağının geçilmesine bir örnek. Asıl büyük katkısı ise Maraş’ı kahraman yapan komutan. Atatürk Kılıç Ali’yi göndermiş Maraş’ın kurtarılması ve Maraş’lılarla beraber savaşıp, komuta etmesi için. 12 Şubat 1920 Maraş’ın kurtuluş günü.

    Elbette Atatürk, vefakarlığına yakışır şekilde ölene kadar yakın aile dostu olarak Kılıç Ali ile yakın olmuş ve onu her türlü yüksek makama da getirmiş.

    Maalesef Stalin gibi lider olamayan liderler, bu vefanın tam aksine önce insanları kullanır, sonra da onları suçlayarak onları ezer yok eder hatta idam bile ettirir.

    Kongrelere dönersek, sanırım kongre halk içindi. Kılıç Ali gibiler çoğunluk değildi. Evet şüpheyi biraz geçtiler, ancak hep külfet oldular Atatürk’e.

    Belki külfet olmak yani kurtarılmak halkın en yüksek seviyesiydi.

    Rauf Orbay; “Şunu itiraf edeyim ki eğer hiç birimiz olmasaydık Atatürk yapılanı yine yapardı. Eğer Atatürk olmasaydı biz hiçbir şey yapamazdık.”

    Yani külfetiz açık bir şekilde.

    Nasıl peygamberler 25 milyarda 1 ise, Atatürk de nadir ve özel, Allah’ın lütfu bir insan.

    Stalin de nadir bir insan ama negatif, eksi. Üst evrenden gelen bir kötülük varlığı sanki. Hitler de aynı şekilde. Demek ki nasıl 25 milyarda bir peygamber geliyorsa, negatifleri de geliyor.

    Tabii sebebi hep bolluktan sonra Allah’a sığınmamak. Bolluktan sonra şımarmak, eğlenceye dalmak. Hitler’in Stalin’in yükseldiği dönem Avrupa’nın, Amerika’nın o bolluk zamanları.

    Adem’e de cennet veriliyor, sonrası malum.

    Her düşüş bolluk zamanı bolluk basamağının gereğini yapmamaktan kaynaklanıyor.

    basamaklar

  30. Funda Teyze
    17:34, 11 Eylül 2019

    İşte size kendi kafamı açmak ve bu konuyu biraz olsun toparlayabilmek için hazırladığım,

    Alt ve üst evrenler, yarım liste (versiyon 2019 Eylül)

    insan hayatı
    - uyunan yer: kafa civarı
    - ekran: beyin ve insan algıları

    gece uykusu
    - uyunan yer: yatak vb
    - ekran: beyin. genelde karanlık bir uyku sunuyor, fakat rüya da seçenek olarak var

    kişilik
    - uyunan yer: kafa
    - ekran: beyin, kişiliğin getirdiği dar ve taraflı bakış açıları

    bilgisayar oyunları
    - uyunan yer: bilgisayarın önü
    - ekran: bilgisayar, programcılar ve ekran

    kitap roman vb
    - uyunan yer: okunan yer, koltuk vb
    - ekran: beyin. yazarlar, kitaplar ve beynin okunanı aşırı zevkli canlandırabilmesi.

    hayallere dalmak
    - uyunan yer: tercihen oturarak veya yatarak. her yerde
    - ekran: beyin. hayalleri gerçek tadında kurabilme yeteneği.

    alkol, uyuşturucular
    - uyunan yer: masa başı, izbe yerler vs
    - ekran: beyin. kimyasal ayarlarıyla oynanıyor.

    aganigi takıntısı
    - uyunan yer: gezerek, yatarak, her yerde
    - ekran: beyin, hormonlar ve oraları.

    akıl sağlığı bozukluğu
    - uyunan yer: gezerek, yatarak, her yerde
    - ekran: beyin, ruh ve zayıflıkları. bunu tetikleyen şeyler.

    aşırı çalışmak
    - uyunan yer: masa başı
    - ekran: beyin. gücün başarının zevkine aşırı yoğunlaşmalar.

    geçmiş
    - uyunan yer: her yerde
    - ekran: beyin. beynin hatıraları gerçeğe yakın yaşatabilmesi.

    çoluk çocuk aile iş güç vs
    - uyunan yer: her yerde
    - ekran: tek ömürlü insancık kimliği. beynin bize kimlik sunabilmesi ve bizim tatlı etten insancıklarmışız gibi yaşamayı seçmemiz.

    politik sürgün
    - uyunan yer: kendi ülkesinde politik hayatı duruyor.
    - ekran: yabancı uzak bir ülkede ömür tüketiyor.

    uzun ömürlü insanlar (üst evren)
    - uyuturlarsa yeri: yatay bir buzdolabı vb
    - ekran: ruh sürgünü yoluyla buraları
    - uyanmak: yok, geri gönderirler.

    çok uzun ömürlü vücutlar (üst evren)
    - uyuturlarsa yeri: burada, kafa
    - ekran: beyin ve vucut algıları
    - uyanmak: yok, geri gönderirler. ayrıca bekçiler var.

    sanal gerçeklik hayat cinsi (üst evrenlerdeki bir alt evren)
    - uyunan yer: yuksek teknoloji uzay yapıları
    - ekran: aynı yapılarda

    spor ve oyun
    - uyunan yer: gündüz ayakta.
    - ekran: beyin. deneysel ortamda hayat tecrübeleri kazanılması amacıyla var olan bir alt evren, elbette eğlence ve zevk için kullanımı cok yaygın.

    alt lig
    uyunan yer: semt futbol sahası
    ekran: ekrana çıkarmazlar alt lige düşünce. kimsenin haberi olmaz ne gol attın ne gol yedin.

    çocukluk halleri, çocuk olmak
    - uyunan yer: gündüz ayakta.
    - ekran: beyin. çocuğun gelişimi ve korunması için onu gerçek dünyadan koparan bir alt evren.

    tiyatro sinema sanat
    - uyunan yer: koltuk
    - ekran: beyin. öğrenmek için bakıp kalabilme, yoğunlaşabilme yeteneğinin bir kullanımı. genelde kötü veya zevk amaçlı.

    sosyal medya
    uyunan yer: telefonun önü
    ekran: telefon

    toplumsal izolasyon
    uyunan yer: ayakta
    ekran: kendini ayrı tutan veya ayrı tutulan bakış açısı

    hapis
    uyunan yer: hücre
    ekran: hücre

    hayvan hayatı
    uyunan yer: hayvanın kafası
    ekran: hayvan beyni. çok sınırlı yetenekleri vardır fakat yemek, aganigi, gezmek, aile hayatı gibi temel uğraşları sunabilir.

    bitki hayatı
    uyunan yer: bitkinin oralarda bir yerler
    ekran: ruhi aklın yarı deli halleri

    taş toprak hayatı
    uyunan yer: orada fakat açıkta.
    ekran: ruhi aklın deli sanrıları

    ruhi ölü hayatı
    uyunan yer: havada
    ekran: ruhi aklın karanlık gözükmeyen sanrıları.

    can hayatı: delik, atom, hücre, bitki, hayvan canı hayatı.
    uyunan yer: ayakta gezerek.
    ekran: delilik ve ölüm ötesi hayvani dünya bakışı.

  31. Funda Teyze
    17:51, 12 Eylül 2019

    Yazıyı tekrar okurken bin yıllık bilmeceyi çözdüm!!!

    Riyakarlık, ikiyüzlülük, kötü şeyler, kabul.

    Fakat herkes hepimiz üretmek, çalışmak insan ilişkileri kurmak ve bunları düzgün devam ettirmek durumundayız. Aile içinde komşular işler, iş hayatı vs vs. Hep o kadar da istemediğimiz şekillerde davranmak zorundayız devamlı. Nasıl riyakarlığa düşmeden bunu yapabiliriz? Yoksa sonsuza dek riyakar yaşamaya mahkum muyuz?

    Bir insan ancak başkalarına hizmet ederek varolabiliyor.

    Ancak bu şekilde para, güzel hayat vs sahibi oluyor.

    Fakat neredeyse hiçbirimiz çalışmak istemiyor ise, nasıl olacak da çalışacağız kendimize ters düşmeden?

    Herkes çalışıyor, hizmet ediyor fakat nasıl bunu riyaya düşmeden yapacağız?

    Cevap basamaklarda.

    Alt basamakları, özellikle kuşku basamağını güzel geçmemiz gerekiyor. Karar vereceğiz gönülle, akılla, doğru şekilde.

    Eğer kararımız şu şu şu hizmeti vermek ise, artık riya yok o noktada. Karar verdik gönülden çünkü. Üstelik kararı biz verdik çünkü kendimizi de bulmuştuk düşman basamağında.

    Ki karmaşadan, ihanet ve düşman basamaklarından HAKKINI VEREREK çıkmamışsak şüphe basamağında bulduğumuz şey de yanlış olacağı için, alın size riyakarlığın da ötesinde, hain ve düşman ve karmaşa içinde, çevresine de karmaşa getiren bir hayat!!

    İşte bir kaç klişe gibi ama bir kaç ipucu:

    Her yaptığın işi en iyi şekilde yapmak prensibin olsun.
    Ne yapıyorsan güzel yap.
    İşini güzel yapanlar grubuna katıl.
    Ya severek yep ya hiç yapma.

    Tüm bunlar kişiyi alt basamaklardan çıkarıyor ve ikiyüzlülükten kurtarıyor.

    İşte dürüstlük, işte kendinle barışık olmak.

    Elbette ben neyim sorusunu doğru cevaplamış olmalıyız. Yani hayat amaçlarım, kendime biçtiğim bana uygun görevlerim neler.

    Bunları da zaten daha alt basamaklarda bulmalıyız.

  32. Funda Teyze
    18:08, 12 Eylül 2019

    Alt evrenlerdeki o büyük sayıları düşünüyordum da hani nasıl çıkış yok diye…

    Kuran ayetleri aklıma geldiiii!!!!

    ***************
    Dönmeze gitsin o zalimler topluluğu
    İnananlar 41

    Dönmeze gitsin iman etmeyen bir topluluk
    İnananlar 44

    Sağırdırlar, dilsizdirlar, kördürler. Onlar artık dönmezler.
    İnek 18

    Sanki hiç hayat sürmemişlerdi orada. Dikkat edin! Semud kavmi, Rablerine nankörlük etmişti. Dikkat edin, Semud geri dönmez olmuştur.
    Hud 68

    *******************

    Bu konu bu kadar güzel, açık ve net anlatılabilir mi?

  33. Özlemi
    09:35, 13 Eylül 2019

    30 Ağustos zafer bayramında Allahtan ne güzel bir lutuf gelmiş size.Övgüler Allah’a
    Ben de rüyanın ne olduğunu ne güzel anladım. Hayat denen iğreti dünyadan Kuranda da bol bol bahsediliyor. Ve ben DE iğreti hayatta rüyada yaşadığımı sımsıkı hayata bağlı yaşadığımı epeydir anlamıştım farkettirmiştiniz bana DA Funda Hocam ancak makaleyi okuyunca nasıl uyanabileceğimi daha iyi anladım çok şükür. Bazen nasıl uyanayım ne yapayım da uyanabileyim diye düşünürken makaleniz geldi :D
    Emeğinize elleirnize sağlık
    :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp:

  34. Özlemi
    09:47, 13 Eylül 2019

    Tabii matematiksel olarak anlatım da çok etkiledi beni.Mesela 8. farkındalığınızda

    Kefenin cebi yok deyip verdiğiniz örnek iyiliğin iyi olmanın para bolluk ve bereketin matematiksel hesabını anlatmanız beni de düşündürüp nasıl desem jetonumun düşmesine neden oldu.bir daha ben de buraya getirdim yazdığınız örneği.

    ”Örnek: Ahmet bey, dört dörtlük bir kimse. Hayat değeri, başarı formülü, yani rakamla ifadesi olsun on puan:
    10

    Öldüğünde, ahirete giderken, üst evren operatörü ile çarpacağız.

    10 ♾

    Burada sanki 10 puanın tamamı üst evrene, ahirete ulaşıyor. Fakat biliyoruz ki kefenin cebi yok. Herşey oraya ulaşmaz. Para, pul, ev, başarılar, şöhret vs.
    O zaman ne olacak?

    Cevap basit, eğer kişi ahirete ölerek giderse, parası pulu geride kalıyor. Çünkü ölüm seçici bir olay. Vücudu parayı burada bırakıyor, sadece ruhu alıyor. Ölüm vücudu parayı pulu bizden aliyor, sadece ruha sonsuzluk operatoru uyguluyor.

    Fakat eğer ölmeden önce, kendimiz çaba göstererek, kendimizin tamamını geliştirirsek, paramızı pulumuzu da tekamüle dahil edersek, işte o zaman,

    Ahmet = 10 ♾

    O zaman paramız pulumuz da ahirete gitmiş gibi oluyor. Çaba göstermek bizden, elbette karar Allah’ın.”

    ******************************************************
    Evet paramızı pulumuzu da Allah için harcamalıyız.Para düşününce her yere harcanıyor ve malesef biz uyanıp bilinçli bir şekilde Allah için ,temizlikler için vb harcamakta terddüt ederse Allah korusun yanlış yerlere de paralarımız bazen akıp gidebiliyor.Ben de uyanmaya ve Allah için cimri olmamaya ve Allahın hoşnutluğunu kazanmaya niyet ediyorum.
    Övgüler Allaha
    :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp:

  35. Funda Teyze
    16:13, 13 Eylül 2019

    Ne güzel. Demek ki bu harikulade mucizede senin de payın var Özlemi arkadaşım. :D :D :D

    Sağolasın varolasın. Sorularımıza, çağrılarımıza tez zamanda cevap veren Allah’a sonsuz şükürler ve övgüler olsun. Ne güzel dilemiş Allah.
    :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp:

  36. Funda Teyze
    18:43, 13 Eylül 2019

    Aynen Özlemi arkadaşım. :D

    Aslında bu hepimizin duyduğu bildiği bir konu, paramızla da öteki hayata hazırlanmak. Hayırlı işler yapmak, yardım etmek vb.

    Bunu matematik formülü olarak görünce tabii ki daha güzel oluyor. :D

    İnşallah hep beraber başaralım ve paramızı, pulumuzu da ahirete aktarmayı başaralım, cennette de güzel güzel harcayalım inşallah.:D :D :D
    2k

  37. Funda Teyze
    23:22, 13 Eylül 2019

    30 Ağustos bayramı deyince, seninle de hep konuştuğumuz gibi, her bayramda ben Allah’tan güzel farkındalıklarla bir bayram hediyesi makale yazardım. Ancak 10 Ağustos’tu galiba ‘Aaa bayram geldi ama makale ilhamı gelmedi, yoksa acaba ben Allah’tan uzaklaştım mı? Bir şeyleri yanlış mı yapıyorum?’ şeklinde bir düşünceler geçmişti aklımdan, ama hayır olsun dedim temizlik ve dualarıma devam ettim.

    27 Ağustos akşamı aniden bu matematik kavramları ilham olunca önce dedim bu sayıya Funda Teyze sayısı desem mi acaba? :D Hani Avagadro sayısı falan vardır, ve Cem Yılmaz’ın anlatışına göre okuldan atılmış da intikam olarak Avagadro sayısını bulmuş. :D :D :D

    İşin komedisi bir yana, bu makaleyi yazınca aklıma şu Kuran ayetleri geldi:

    Kuşluk vakti bölümü
    1: Yemin olsun kuşluk vaktine,
    2: Gelip oturduğu vakit geceye ki,
    3: Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.
    4: Sonrası, senin için öncesinden elbette ki daha mutlu ve kutlu olacaktır.
    5: Rabbin sana verecek de sen hoşnut olacaksın!
    6: O seni bir yetim olarak bulup da barınağa kavuşturmadı mı?
    7: Seni şaşırmış olarak bulup da kılavuzluğunu üstlenmedi mi?
    8: Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi?
    9: O halde, yetimi örseleme,
    10: Yoksulu/dilenciyi azarlama!
    11: Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle dile getir!

  38. Funda Teyze
    00:35, 14 Eylül 2019

    YENİ KEŞİF

    Paralel evrenler

    Cennet ve cehennem, senin rüyan ve benim rüyam, bunlar birbirinden üst alt evren ilişkisinden ziyade, paralel bir yapıdalar.

    Sıfır ve sonsuz gibi tezat oluşturan evrenler gibi değil de, yakın seviyede fakat ayrı, kopuk, bağlantısız.

    Mesela benim rüyamda kazandığım bir milyon, başkasının rüyasında harcanamıyor. Benim rüyamda ben yarışı kazanıyorsam, senin rüyanda sen kazanabiliyorsun. Bu bağlantı kopukluğu paralel evrenler ifadesi ile anlatılabilir.

    Paralel evren sembolü olara da çift kıvrımlı fiyonk sembolünü öneriyorum. :)

    ♾ üst evren (okunuşu sonsuzluk)
    ➿ paralel evren (okunuşu paralel)
    ➰ alt evren (okunuşu sıfırlık)

    Örnek olarak, Ahmet ve Mehmet bilgisayar oyunlarında para kazanmışlar. Nasıl ifade edebiliriz.

    250➿TL Ahmet + 120➿TL Mehmet

    Bunlar ayrı evrenler ve toplanamıyor.

    ***************

    Şu bir hayat gerçeği ki, paralel evrenler hemen her zaman ALT evrenlerdir.

    Uyku, rüya, kişilik, romanlar, filmler hepsi çeşit çeşit paralel fakat alt evrenlerdir.

  39. Funda Teyze
    10:09, 15 Eylül 2019

    Akıl evrenleri kopyalayabilir. Bir evrene bakan insan aklında onun bir kopyasını yapıverir.

    Aklın mekanı olan kağıt, kitap, iletişim, bilgisayar programları da kopyalanmış evrenlerin hikayelerini sunabilir.

    Benzer şekilde,

    Matematik bir alt evrendir.

    O evrenin vücutları da semboller ve sayılardır. Odaları, kağıtlar ve bireyleri de matematikçiler.

    Çok güzel bir alt evrendir matematik. Düzenli, estetik, yaşaması zevkli.

    Akıl denilen yetenekler bütünü, evrenleri kopyalarken onları sadeleştirir ki onları ele avuca sığar, anlaşılabilir, hesaplanabilir, öngörülebilir bir hale getirir. Yani dışarısını anlamak için içeride basit bir modelini, kopyasını yapıyor.

    Ayşe kocasını tanıyor, anlıyor, biliyor. Ayşe’nin aklında kocası ve kocasının dünyası, ufak ve sade bir evren şeklinde kopyalanır.
    Kocası bütün gün neler yapar, neleri sever, neye kızar, neyi beceremez, Ayşe’nin aklındaki kopyada bunlar canlandırılır ve hayali bir koca yaratılır. Ve Ayşe kocası ile ilgili bir harekete geçeceği zaman bu hayali koca üzerinden düşünür, ‘acaba kocam ne der?’ dediği zaman onu konuşturur. Bu şekilde kocasını anlamış, öngörebilmiş, tanımış olur.

    Aklın zekası ve dikkati seviyesinde, bu oluşturduğu kopya-alt evrenin detayları ve doğruluğu artar. Bir çocuk annesini cok basitleştirip sinirli bir sevgi topu olarak görebilir, ancak daha büyüdüğünde annesini, daha detaylı, mesela iyi bir eş ve anne olmak için her şeyini ortaya koyan bir kızcağız temasını da içeren bir evren olarak görecektir.

  40. Funda Teyze
    10:27, 15 Eylül 2019

    Alt evrenler pislik ve erdemsizlik yuvası haline gelebilir, nispeten önemsiz ve nispeten gizli olmaları sebebiyle.

    Bir çok insan nasıl olsa aklımı başkaları göremiyor diye çirkin düşünceler sahibi olabilir.

    Çirkin düşüncelerden de öte, insanlar akıllarında çirkin, azgın, açgözlü dilekler besleyebiliyor.

    İnsan hayatı geçici bir rüya denir ya, bazıları burasının alt evren oldugunu anlayınca, hayat kısa keyfini çıkar deyip günaha davet edebiliyor.
    Hayat benim hayatım, kime ne diyen de var.

    Bilgisayar oyunlarında da aynı sorun var. Vurdulu kırdılı, serseri hayatlı, pis ortamlı oyunlar bir sürü.

    Diyeceksiniz ne olmuş, kime ne onun bunun ne düşündüğünden, kimin hangi bilgisayar oyunu ile oynadığından.

    Öyle değil.

    Tüm alt ve üst evrenlerin birbirleriyle bir bağlantısı var, bu da ruhun orada olması. Bir evrende pis zevkler yaşayan ruh bunun izlerini diğer evrenlere de taşıyor.

    Örnek olarak, saldırgan bilgisayar oyunları ile büyüyen bir nesil, savaş çığırtkanlarının coşkulu, öfkeli konuşmalarına çabuk kanacaktir ve canını malını ailesini arkadaşlarını sokaklarını binalarını şehirlerini milletini kaptıracaktır o kurtlara, ve büyük ihtimalle cehenneme gitmesi de cabası.

    Demek ki bir alt evrene girince, belli bir terbiye ve edep ile hareket etmek gerekiyor, ne kadar önemsiz gibi gözükse de. Çünkü orada karakterimiz, kim olduğumuz şekillenebiliyor.

    Okuduğumuz kitaplar, seyrettiğimiz filmler, dinlediğimiz şarkılar da bu konuya dahil. Ne dedikleri değil ne yaşattıkları önemli.

    O kadar çok sanat eserinde, kitapta, filmde, insanlara doğruyu yanlışı öğretiyormuş görüntüsü altında, o yanlış şeyleri yaşatıyorlar ki, elbette bu sanatçının yaptığı bir hata değil, bilerek yapıyorlar. O kötü ve yanlış şeyi, okuyan veya izleyenlere YAŞATIYORLAR. Bu da o kişinin o şeyi öğrenmesi, benimsemesi, hatta belki arzulaması, istemesi ile sonuçlanıyor ki zaten aslında amaç da o. Doğruyu yanlışı öğretiyoruz görüntüsü altında toplumun edep ve ahlak damarlarının biraz daha genişletilip parçalanması ve kötülüğün akışına yol açılması için.

  41. Funda Teyze
    10:42, 15 Eylül 2019

    İstenmeyen bir alt evrenden çıkmanın bir yolu, alt üst paralel herhangi başka nispeten zararsız evrenlere yoğunlaşmaktır.

    Çünkü bir evrene takılı olmak demek, oraya bakar vaziyette olmak demek. Bakmayı bırakabilirsek, mesela başka yerlere bakıp, oradaki sabitliğimizi çözebiliriz.

    Yeteri kadar etrafına bakan bir insan, aklının karanlık alt evrenlerinden çıkar.

    Yeteri kadar Allah’ı düşünen hisseden ona yakaran bir insan, yaşadığımız alt evrenden yükselir.

    Buraya ve şimdiye gelmek, bizi aklın bir çok karanlık alt evrenlerinden kurtarır.

  42. Funda Teyze
    11:19, 15 Eylül 2019

    Bir alt evrenden çıkabilmek için bir yöntem daha:

    Gönlünde orada kalabilmen lazım gerçekte oradan çıkabilmek için.

    Bunu size bir şiirle, (yani Kuran’ın dediği gibi yalan söyleyerek, fakat tatlı bir abartıyla) benimsetmeye çalışayım.

    Buradan çıkmak için ortasından geçeceksin.

    Gönlünde kalabilirsen gerçekte gidebilirsin.

    Gönülden hissedersen her hissi atabilirsin.

    İsyanını kabul edersen, sevmeye geçebilirsin.

    Kalp kırıklığını söylersen, seviyorum diyebilirsin.

    Bir işi becerirsen daha iyisine yükselebilirsin.

    Kulu seversen meleklere dokunabilirsin.

    Burada ve şimdi olursan gökyüzüne çıkabilirsin.

  43. Özlemi
    21:38, 15 Eylül 2019

    Allah ne güzel dilemiş farkındalıklar sürekli artıyor.
    :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp:

  44. Funda Teyze
    05:29, 17 Eylül 2019

    :D :D :D
    Daha da var da yavaş yavaş buraya taşıyorum Özlemi arkadaşım. Sağ olasın baktığın, ilgilendiğin, okuduğun için. Dilerim faydalanıyorsundur.
    2k

  45. Funda Teyze
    11:20, 20 Eylül 2019

    Üç boyutlu evrenimizde tek boyutlu bir alt evrende yaşıyoruz çoğumuz.

    Tek boyutlu bir evren nasıldır?

    Çizgidir. Bir çizgi üzerinde ileri geri hareket eden nokta olmaktır.

    Kişi hayattan bezmiş, bıkmış ve içine kapanmış bir nokta olmuş, noktaya saklanmış, fakat yine de hareket etmek zorunda olduğu için ilerliyor bir yerlere ve bir çizgi oluşturuyor.

    Gerçekten bezip köşesine çekilse, hareketsiz kalsa, hep otursa, nokta olurdu. Fakat hayatta kalmak için hareket ediyor, kımıldıyor. Kımıldayan nokta da bu şekilde bir çizgi oluyor. Kişi bunu bilerek, bir çizgi çizer duygusu ile yapıyor ki, hayatın tüm kalabalığını hissetmesin etrafında. Teker teker gelin diyor hayata. Yöntem olarak harika fakat hep böyle yaşanırsa o baska. O zaman çizgi alt evreninde yaşıyor, hayata oradan bakıyor.

    Örnek: Odaya giriyor, arkadaşları var. Onlar hakkında olumsuzluklar yaşamış, onların hepsini birden görmek ona rahatsızlık hissi veriyor. Düşmanların ortasında kalmış gibi, her taraftan stres saldırısına uğrayacakmış gibi bir duygu. Çözüm çizgi evren, yani tek boyutlu evren. Arkadaşlarını sanki odada sıraya dizilmişler gibi görüyor. Kitabın soldan sağa harfleri gibi. Teker teker gelin der gibi oluyor. O zaman biraz rahatlıyor, kendini çaresiz hissetmiyor.

    Herşeyi böyle çizgi yaşayabilir insan. Kilo, diyet, kalori, ay çok yedim, ay canım çekmesin derken içimiz daralmışsa yemekten, artık tabakları tek boyutlu görüyoruz, çizgiye bakar gibi. Soldan yemeğe başla sağdan bitir. Ya da şuradan başla oradan bitir. Köfteden başla, bezelyeden bitir. Zaten başla-bitir konusu çizgi evren olmakla alakalı.

    Yazılar soldan sağa yazıldığı ve okunduğu için, aklımızda çizgi evrene karşı bir tanıdıklık iyice yerleşmiş zaten.

    Herşeyi soldan başla sağda bitir yapa yapa içimize işlemiş çizgi olarak görmek ve yaşamak.

    İnsanların yüzüne bile soldan sağa doğru bakıyoruz bazen. Müzik dinlerken, o da sanki soldan sağa gidiyor. Notalar da kağıda öyle yazıldığı için, bu duygu iyice pekişiyor.

    Arabada şoför solda ya. İşte yine aynı duygu. Soldan başla.

    Ödevimizi yaptık yıllarca, soldan başladık yazmaya sağa doğru. Öğretmen de tahtaya yazardı harf harf soldan sağa.

    Halbuki evrenin sağı solu yok ki. Biz insanlar bunu yapıyoruz. Evreni bırakın, benim sağım senin solun zaten. :D

    Hayat sadece başlamak, ilerlemek ve bitirmek olmuşsa, adım adım gitmek, teker teker yenmek olmuşsa, yürüyen asker gibi, çizgi çizen kalem gibi, hayatı yaşamanın tadı, eğlencesi ikinci planda kalmış demektir. Hayat denilen bu iğreti oyunu fazla ciddiye alıp rap rap giden robot olmuşuz demektir.

    Çizgi evrenden çıkmak zorundayız. Kendimizi zorlayarak değil tabii, hayata insanlara olan güvenimizi, sevgimizi kazanmalıyız yeniden, bunu da ancak temizlikle, iletişimle ve hayatı güzel yaşamakla yapabiliyoruz.

  46. Funda Teyze
    18:47, 20 Eylül 2019

    10 milyar ödüllü bir soruya cevap buldum yazımı tekrar okurken.

    Zaman dördüncü boyut mudur yoksa nedir? sorusu.

    İşte karşınızda cevabı.

    Zaman dördüncü boyut değil, mekandan ayrı bir boyut grubunun adı.

    Açıklayayım.

    Mekan, 3 boyutlu bizim evrenimizde.

    x, y, z.

    Bunlar mekanı oluşturuyor. Bu üçüne mekan boyut grubu diyebiliriz.

    Zaman ise bunların devamı, ya da 4.sü değil, kendi başına bir boyut grubu, ve orada şu anda tek boyut var. (Yaşıyoruz, görüyoruz, biliyoruz.)

    Yani bizim evrenimizde zaman tek boyutlu. İleri. Çizgi. Aynı nasıl x tek başına bir çizgi oluyorsa, zaman da tek bir bileşeni kaldığı için bir çizgi.

    Halbuki zamanın arkadaşı boyutlar olsa, zamanda ileri geriyi bırakın, sağa sola yukarı aşağı gidebilecektik.

    Zaman 3 boyutlu olabilecekti. Acaba her yeri rengarenk ışıltılı bir evren mi olurdu buraları eğer öyle olsaydı?

    Zaman boyut grubunun şu an kullanılan ve bilinen tek boyutu için t harfi kullanılıyor.

    Ben de tamamlayayım gerisini, t, u, v. Aynı x y z gibi sıradan gitsin.

    Peki, t u v’nin u ve v’si nasıl şeyler?

    Zamanda sağa sola yukarı aşağı gitmek nasıl oluyor?

    Bu da 10 miltar’lık başka bir soru olsun, başka bir farkındalığa kalsın.

  47. Funda Teyze
    20:48, 20 Eylül 2019

    x, y, z mekan yani uzay boyutlarını, zaman yani t u v boyutları olarak çizmeye çalıştım.

    Ancaaaaak

    Bir farkındalık oldu ki, zaman bu çizimde x yerinde olmamalı.

    Neden? Çünkü, neredeyse tüm dünya dillerinde, zamanda ileri gitmekten, geri gitmekten bahsedilir. Halbuki zamanı x ekseninin olduğu yere koyarsak zamanda sağa sola gitmek gibi ifadeler gerekeceği için ve insanoğlunun kelime seçiminde bir ortak, bir evrensel bilgelik olduğu olabileceği gerçeğini de düşününce, zamanın boyut çizgisinin mekandaki z ekseni olması gerektiğini farkettim.

    z ekseni ileri geri gider, zaman da ileri gider. (Aaa zamanın Z harfiyle başlaması da ne ilginç, Almanca’da da zaman Zeit z ile başlıyor ne hoş tesadüf.)

    Tabii z eksenine zaman, yani standart kullanıldığı üzere t ekseni dersek, bu durumda diğer boyutlar t’den sonra gelen u ve v harfleriyle değil, t harfinden önce gelen harflerle temsil edilmeli. (Aynı, z’den önce gelen y ve x gibi yani.)

    Veee bu durumda, o eksenler, r s t boyutları oluyor!!!!

    Farkındalıklar akın akın geliyor, biraz dinlenip, kutlayıp onları da yazayım.

    Sadece mekan ve evren formüllerini değil, zaman formüllerini de çözüyoruz, zamanda ileri geri gitme kapısı açılırsa şaşırmayalım.:D :D :D

    2k

  48. Funda Teyze
    11:52, 22 Eylül 2019

    Zaman farkındalıklarımıza devam ediyoruz:

    Zamanda ileri geri gitme konusunu irdeleyelim.

    Diyelim ki bahçeli bir evimiz var ve bahçesinde de biz çocukken kare şeklinde bir havuzu varmış. Sonraki yıllarda daire şeklinde bir havuz yapılmış.

    Biz bir gün daire şeklindeki havuzun başında otururken, o eski kare havuzu özleyip ‘keşke zamanda geri gitsem de o eski havuzun başında otursam, ne güzel günlerdi’ desek, zamanda nasıl geri gidebiliriz?

    Diyelim ki gidiyoruz yavaş yavaş, 1 sene, 2 sene, 3 sene geriye vs. oturduğumuz yerde gidiyoruz. Fakat o oturduğumuz yerde dün çocuklar oynuyordu, ondan önceki gün sandalyenjn olduğu yerde masa vardı,daha öncesinde ustalar vardı, havuzu yapıyorlardı. Yani o oturduğumuz yer kalabalıktı ve hareket vardı. Eğer biz bu şekilde, bulunduğumuz noktada geri gidersek, yolculuğumuz esnasında, o noktadaki şeylere insanlara çarpmak onlarla aynı mekanı paylaşarak, atomlarımızın birbirine kaynaşması gibi problemler yaşardık.

    Demek ki geri giderken olduğumuz noktada geri gidemiyoruz, bir şekilde mekanın üzerine çıkmamız gerekiyor.

    Mekanın üzerine çıkmanın bir diğer tanımı üst evrene çıkmak.

    Zaman koordinatları (r s t ) çiziminde bulunduğumuz zaman yani t çizgisinden yukarı çıkmak, s çizgisi doğrultusunda yükselmek anlamına geliyor. Yani bulunduğumuz t çizgisinden daha yukarıdaki bir üst evren t çizgisine geçiyoruz, orada zamanda geriye doğru gidiyoruz ve sonra tekrar aşağı iniyoruz ve kareli havuzumuza varmış oluyoruz.

    Dikkat ettiyseniz, üst evrene çıkmaktan bahsettik, üst evrenin t çizgisinden bahsettik.

    Bu bize alt ve üst evrenlerin ayrı t yani zaman çizgileri olduğunu, orada zamanın buradaki zamandan hızlı veya yavaş ancak başka bir hatta ilerlediğini gösteriyor.

    Peki zamanda sağa sola gitmek nasıl oluyor?

    r harfinin temsil ettiği çizginin üzerinde sağa sola gitmek ne demek?

    Eğer yukarı aşağı gittiğimizde üst ve alt evrenlere girip çıkıyorsak, sağa sola gittiğimizde de paralel evrenlere geçtiğimiz söylenebilir.

    Her bir kırmızı çizgi, yeni bir zaman akışı, yeni bir t çizgisi anlamına geliyor. Kimisi kısa olabilir, bir gece uykusu olduğu için. Kimisi daha da kısa olabilir, bilgisayar oyunu başında geçirilen 1-2 saat gibi.

    Bu boyutta sağa sola giderken yine zaman çizgimizden çıkıp alt evrenlere geçip içine girmemiz gerekiyor. Aksi takdirde diğer paralel evrenlere çarpa çarpa ilerlerdik.

    Bizim evrenimize benzeyen başka fiziksel evrenler olabilir ve onların aynı bizimki gibi upuzun zaman çizgileri olabilir.

    Her bir roman, film, 1-2 saat süren bir alt paralel evren şeklinde buraya çizilebilir.

    Mesela, uyku evrenine geçmeden önce, kitap okumak, hayallere dalmak, TV seyretmek gibi bir alt evrene geçip oradan uykuya ulaşmak daha kolay olur. :D

  49. Funda Teyze
    12:30, 22 Eylül 2019

    Bir ruh zamanın bu çapraşık ve birbiriyle bağlantılı boyutlarında hayatını sürdürürken kendini hayat oyununa fazla kaptırarak ve temizliklerini ihmal ederek, günahlar işleyip sıkıntılar yaşayıp bunlar için tövbe etmeyerek ve bunları kalbinde temizlemeyerek, üstüne üstlük alt evrenlere de gire gire, düşe düşe giderek aşağı iniyor ve küçülüyor.

    Bu durumu zaman boyutlarında göstermek istersek, işte şöyle bir durum olurdu:

    Ruh kırmızı çizgide yukarıda ve geniş, büyük dairelerle, yaşantılarla, çeşitlilik ile başlıyor yaşantısına.

    Kimi zaman iniyor, kimi zaman çıkıyor, sağa sola serbestçe geçebiliyor.

    Fakat farketmediği bir yıpranma içerisinde. Çünkü her aşağı indiğinde gerisin geriye çıktığında, eskisinden biraz daha aşağıda oluyor. Biraz daha yıpranmış, küçülmüş. Bu şekilde daireleri de gittikçe alçalıyor ve küçülüyor.

    Gittikçe daha alt evrenlerde ve daha alt hayatlarda, daha dar seçeneklerle, daha az özgürlüklerle yaşamak durumunda kalıyor.

    Gittikçe batan, gittikçe küçülen, gittikçe daralan bir girdabın dibine iner gibi, gittikçe yok oluşuna yaklaşıyor.

    İyilik yapmak için kendini yıpratmak bazen iyi bir şey ancak bunu sürekli yaparak yani çılgınca çalışarak yukarı çıkmak, çılgınca eğlenerek aşağı inmek haline gelmişse hayat, dipsiz sarmal diyebiliriz buna.

    Bunu farketmeli ve daha güzel bir yöntemle hayata yaklaşmalıyız. Mesela, bir insan için konuşursak, çılgınca temizlenerek yukarı çıkmalı, temizlik niyetine eğlencelerle dinlenmeli, tekrar çılgınca temizlenerek yukarı çıkmalı, rahatlatan geliştiren eğlencelerle eğlenmeli ve bu hep devam etmeli.

    Amaç zor bir hayat yaşamak değil. O da yıpratıcı ve kötü. Amaç, temizlenmek, temiz kalmak, gelişmek, ilerlemek.

    Hiçbir sey dümdüz devam etmez. Hiçbir şey aynı kalmaz. Ya daha yukarı ya daha aşağı, ortası yok. Bu sebeple, tekamülde yerimizde oyalanmayalim, hep yukarı çıkalım.

    Uzun lafın kısası, yukarı DEVAMLI temizlikle çıkılacak, başka yol yok!!!

  50. Funda Teyze
    12:52, 22 Eylül 2019

    BİLİM VE DİN HAKKINDA FARKINDALIK

    Diyebilirsiniz ki, fiziksel evren ve onun kurallarını biliyoruz, fakat zamanda geri ileri gitmek için aniden üst evren gibi ruhsal sayılabilecek bir konuya neden geçtik? Nasıl bu konuda fizik’ten, fiziksel’den ruhsal’a geçme hakkını kendimizde bulduk?

    Cevabı, sorunun kendisinde gizli.

    Fiziksel evren adı üzerinde fiziksel ve maddesel. Orada zamanın tek bir boyutu var, o da t.

    Eğer zamanın diğer boyutlarına dokunmak istiyorsanız, fiziksel evrenden hem gerçekte hem de düşünce ve yaklaşım olarak çıkmanız gerekiyor.

    Varoluşu içinde bulunduğumuz sınırlı fiziksel evrenin kanunları ile açıklayamayız, yetmez.

    Daha da geniş düşünerek, daha da genişe açılarak ruhsal’ı da dahil etmek zorundayız.

    İşte, maalesef, dine ve ruhi varoluşa antipati duyan bilim insanlarının arsızca bu şahsı dini fikirlerini ve duygularını bilime bulaştırmaları yüzünden bilim ilerleyemiyor ve fiziksel evrende takılıp ne zaman ne de ruhi gelişim konularında fazla aşama kaydedemiyorlar. Çok şükür biz ve hem din hem bilim yapan nadir kişiler varız.

    Bilim olumlu, hayat dolu, hayatı seven, umutlu bir yaklaşım gerektirir. Yapabiliriz, olabilir, her şey mümkün, hayat güzel. Eğer bu yaklaşım yoksa, kişi istese de istemese de bilimsel ilerlemesi bataklıkta ilerler gibi olacaktır.

    Allah’ın ve dinin varlığına inanmak, her şeyi koruyan ve kollayan bir gücün varlığına inanmak, umutlu bir kalbin, olumlu bir kafanın, bilinmeyen varoluşun sırlarını düşündüğünde göstereceği sağlıklı yaklaşımdır. Bu o kişinin bilimsel bakış açısının tarafsız ve verimli olduğunu gösterir.

    Allah yok, din yalan ve uydurma diyen bir bilim insanı ise aslında sadece varoluşla kavgalı ve küskün olduğunu, davranışlarıyla göstermektedir ki bu sebeple de zaman mekan üst evren ve benzeri keşifler naçizane Funda Teyze’nize nasip oldu da sadece Türkiye değil, tüm dünyadaki o süper üniversitelerdeki süper beyinli, süper çalışkan, süper rahat, süper maaşlı, süper tatilli bilim insanlarına nasip olamadı.

    Çünkü, bilim yaparken işlerine şahsi duygularını karıştırıyor, hem de en karanlık, en kötümser duygularını karıştırıyorlar.

    Karamsarlıkları gözlerini kör ediyor, gözlem yapamıyorlar, düzgün düşünemiyorlar. Bu sebeple de kuşku’dan yukarı çıkamıyorlar.

    Fiziksel evren denilen zalim ve soğuk atom yığınını kuşku dolu bir yaklaşımla belki çözebilirsiniz ancak daha ötesine ulaşamazsınız.

    Aslında sağlıklı bir bilimsel kuşku ile bir ateist’in karamsarlığı arasında da dağlar kadar fark var. Rönesans olsun, ondan sonraki yıllar olsun keşifler yapan bilim insanları hep dini eğitim almış, sırtlarını Tanrı’ya ve dine dayayarak, hayata güven ve sevgiyle yaklaşan insanlardı.

    Tekrar söyleyeyim, bilim yapıcı yani çözüm odaklı, olumlu insanlar gerektirir, çünkü sevgi, güven, umut… Bunlar boş duygular değil, sağlıklı bir aklın nefes alması ve işaretidir.

    Sağlıklı olmanın özelliğidir pozitif ve olumlu olmak.

  51. Funda Teyze
    23:43, 22 Eylül 2019

    Milyar’lık farkındalık:

    Ruhumuz milyon yıl yaşayacak gibi planlar hevesler içinde… Haklı elbette, yaşayacak.

    Fakat kimin yaptığı şey milyon yıl kaldı ki?

    En güzel şeylerin bile ömrü bin yıllar. Normal insanların yaptıkları şeylerin ömrü ise sadece yıllarla ölçülüyor.

    Burada bir şeyler yanlış. Kalıcı olmak için verilen çaba ve kalıcı olmanın o zorluğu, imkansızlığı.

    Sanırım bu çelişkinin, bu çırpınışın kaynağı şu:

    İnsanız ve bu sebeple vücut bizim için önemli. Ruhu göremediğimiz için, o dayanıklı olduğu için, daha hassas olan vücuda ve onunla aynı sınıftan olan maddeye orantısız önem veriyoruz.

    Ve bu sebeple kalıcılığı maddiyatta, ortaya konulan eserde görmek istiyoruz.

    Halbuki mal mülk başarı geçici. Ruh kalıcı. Mal mülk hep iğreti eğlenceler. Değerli olan ruhun yaşadıkları ve yaşattıkları.

    Yapılan şeyin kalıcı olmasını istemek yanlış çünkü ruhun yaptığı ürettiği şeylere bu kadar önem vermesi mala tapmaya eşdeğer gibi.

    Ruhun ‘ben şöyle güzel bir şey yaptım’ demesi, kalbindeki bu iz, işte kalıcı olan bu.

    Bu düşünce, bu duygu, maneviyat aleminin içinde. Halbuki yapılan şeyin kendisi maddiyat aleminde ve orada kalıcılık beklemek hatalı ve ayıp.

    Doğrusu, ürettiğiniz şeyin kalıcı olmasını beklemek değil, üretmiş olmak. Gönüllerde bırakılan iz, o tatlı anları yaşatmak birilerine. İşte o kalacak sonsuza dek. Çünkü o tatlı izler ruhun gönlüne işlendi ve o gönül çok çok uzun ömürlü.

    İsa peygamber, insanoğlunun gördüğü göreceği en büyük ve kalıcı hayırlardan birini bu dünyadan ayrılarak yaptı. Demek ki gönüllerdeki inşaat esas olan.

    Firavunların piramitleri ise, ne işe yaradı o kalıcılık? Var mı firavunlara bir hayır duası eden?

    Bir sofra yemek sunmak sevgiyle, basit yiyeceklerden de olsa, o sofranın kendisi değil, o sofrada yaşanmışlar kalıcı.

    Ki o sofra Kuran’da bir bölüm adı olacak şekilde gönüllere iz bıraktı. Kalıcı oldu. (maide: sofra)

  52. Funda Teyze
    00:01, 23 Eylül 2019

    Bir diğer milyar liralık soru ve cevabı:

    Bir şeyi istemişsek, arzulamış isek, hayat alamazsın dediğinde nasıl ondan vazgeçecegiz kaybetmeden?

    Duygularımızı, arzularımızı bastırırsak, adı üzerinde, bu bastırmak olur. Nasıl vazgeçeceğiz kendimizi bastırmadan, iç çekmeden, aaaah ah demeden?

    Cevap:

    Eğer o konuda gönlümüz rahat ve ferahsa, olmayacağını anladığımızda, tüm o konudaki istek ve arzularımız kendiliğinden değişecek.

    İşte bu temiz olmak.

    İstek ve arzuların kişiye sakız gibi ağda gibi yapışmaması.

    Olmuyor mu, vazgeçtim diyorsun ve tüm alakalı kararların, istek anların, çabaların aniden siliniveriyor ve etkisizleşiyor. Ne bir kendini bastırmak var, ne unutmaya çalışmak, ne içine atmak, ne dışarı kusmak.

    İşte bu lüks bir yetenek, elbette. Doğrusu da boyle olmalı zaten.

    Her evren binbir istenecek, arzulanacak şeyle dolu. Ancak biz istek ve arzularımız konusunda bu yeteneğe sahipsek ve bu şekilde kendimizi temiz tutarak her girdiğimiz evrende istek, zorlama, bastırma üçlüsünü tekrar tekrar yaşamadan varolabilmişsek, ruh olarak sağlığımızı ve gücümüzü koruyabiliriz.

    Aksi takdirde her istediğimiz şeyde bir parçamızı bırakarak yaşıyorsak, vah bizim halimize!

  53. Funda Teyze
    00:54, 23 Eylül 2019

    1k Alt evrene inmesi kolay, çıkması zor. Düşmesi eğlenceli, çıkması emek ister.

    1k Alt evrene inmekte bizim onayımız ve kararımız gerekiyor.

    1k Keyfi verilen bir kararla alt evrene iniliyor.

    Bir alt evrene düşülmüşse, bu her zaman kişinin anahtar rolü oynayan kararıyla oluyor. Üstelik genellikle laf olsun diye, öylesine, değişiklik olsun diye veriliyor bu karar.

    - alkol
    - uyuşturucu
    - kumar
    - bilgisayar oyunları
    - zararlı kitaplar, filmler
    - aganigi, yemek vs azgınlıklar
    - yeteneğini ihmal ederek boşa yaşamak
    - ruhi aşamalarda aşağı düşüp hayvan ağaç taş vs olmak

    Bunlara bulaşırken, bu alt evrenlere düşerken hep bir karar anı var. Ve genellikle keyfi verilen bir karar. Ay uff sıkıldım yeter değişiklik istiyorum, aman ne olacak boşver vs vs eften püften bir şekilde veriliyor bu karar.

    Hatta tüm hastalıkların ve ruhsal bozuklukların başında bunu isteyen bir karar anı var.

    Diyeceksiniz ki hastalık kararla olur mu.

    Olumlu olumsuz olmak, pozitif veya negatif olmak, hastalığa razı olmak, hastalığa davetiye çıkarmak gibi faktörler var ve çok önemli.

    Tabii bir defa bir alt evrene düştünüz mü, ya da kendiniz indiniz mi, çıkması kolay değil. Zaten düşmeye niyetliyse kişi, tekrar tekrar düşüyor. Önce alkol, sonra uyuşturucu, sonra kumar, sonra hapis, sonra toplumdan izolasyon, vs vs…

    Veya önce aşırı bilgisayar oyunları, sonra okuldan uzaklaşmak yani izolasyon, okulda başarısızlık, problemli sosyal sınıflarla takılmak vs diye devam edebiliyor.

    Hayat ne kadar iğreti bir eğlence de olsa, hayat oyununu belli bir disiplinle oynamakta fayda var yoksa o iğreti eğlencenin kenarından düşüverebilir insan, iğreti eğlence evrenimizden iğreti işkence evrenlerine.

  54. Funda Teyze
    01:11, 23 Eylül 2019

    Çok eskilerden beri var olan, çözümsüz bir hikayemiz var:

    İki arkadaş, biri hayatta düşüyor, diğeri kendinden fedakarlık ederek yardım etme durumunda.

    Etsin mi?

    - yardım eder, ve ikisi kurtulur.
    - yardım eder, ikisi birden düşer.
    - yardım eder, hiç bir işe yaramaz hatta kötü insan olur.
    - yardım eder, arkadaşı kurtulur fakat o onu düşmeye terkeder.
    - yardım eder, arkadaşı kurtulur fakat havalara girer, nankör olur hatta sonra düşman olur.
    - yardım etmez, arkadaşı yok olur.
    - yardım etmez, arkadaşı kendi kurtulur ve ona düşman olur.
    - yardım etmez, arkadaşı kendi kurtulur ve onu da affeder.
    - yardım etmez, sonra bir gün kendisi de düşer, yardım edecek arkadaşı da yoktur.

    Karışık iş.

    Alt evrenlere inen arkadaşa yardım etmek işte böyle karışık bir konu. Bırakalım düşsünler mi?

    Çözüm şu:

    Alt evrene düşmek üst evrene çıkmak o kadar önemli ki, konu o kadar hem ciddi hem zor ki, bu iş öyle iki arkadaş canım cicim konusu değil.

    Kendinizi tekamül komutanı ilan edeceksiniz, ve etrafınıza size destek olacak insanlar ruhlar toplayacaksınız aynı Atatürk gibi. Ve beraber ekip olarak hareket edeceksiniz. Bu iş iki arkadaşın başa çıkacağı bir iş değil.

    Zaten doğada da bunu gorebiliriz. İkiye bölünerek çoğalan tek hücreliler var, bir iken iki oluyorlar iki arkadaş gibi. Çaresiz, yalnız ve korunmasız minicik iki hücre denizde geziyor. Kırk metrenin altına düştüler mi ölebilirler çünkü orada güneş ışığı yok. Düştün mü bitti. Halbuki bir de koloniler halinde yaşayan canlılar var. Bir serçenin vücudunda 2 milyar kadar hücre var, birleşmişler hep beraber, istedikleri yere uçuyorlar.

    Kalabalık yaklaşmak gerek tekamül konusuna.

    İyi arkadaş, bol yardım, doğru ve iyi öğretmen, her yönden gelen destek, gönüllü grup, ilgili, hevesli, öğrenmek uygulamak isteyen ve uygulayan öğrenci…

    İşte bunlar biraraya gelmeli, sımsıkı birbirine sarılmalı ve gelişme yolunda o şekilde ilerlemeli.

  55. Ozlemi
    20:45, 25 Eylül 2019

    Farkındalıklar hızla çoğalmış ne güzel. Okumak anlamak GÜZEL ama en önemli anladığım konu temizlikler yapılmadan ilerlemenin O-L-A-M-A-Y-A-C-A-Ğ-I ha gayret…

  56. Funda Teyze
    07:55, 26 Eylül 2019

    Aynen öyle Özlemi arkadaşım. İşin en önemli noktası tüm bu sırları bilmek değil. Hayatı temiz kalarak ve temizlenerek yaşıyor muyuz? İşte bu!!!

    Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz sözü varoluş, hayatta kalmak, temizlik, tekamül konularında son derece geçerli.(Ayine de ayna demek imiş.)

    Gerçekten de ha gayret bize. Başaralım. Başaralım. Başaralım.
    :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp:

Yorum Yaz

Bu site, çok sevgili ve değerli ÖĞRENCİLERİM ve öğrencim olmak isteyen bayanlar için hazırlanmıştır.

Funda Teyze'nin öğrencileri kimler?:

Funda Teyze'nin öğrencileri:
** Akıl ve kalp merkezli,
** Hayatın 8 parçasını seven, sevmek isteyen,
** Hayatının her parçasında başarı isteyen,
** Hayatının her parçasını takdir etmeyi, teşekkür etmeyi bilen ve seven,
** Bir hatasını, yanlışını farkedince, bunun üzerinde ısrar etmeden azim ve kararlılıkla vazgeçmeye, hep iyiden, güzelden, doğrudan yana olmaya kararlı ve niyetli,
** Ve en önemlisi de, öğrenmeyi çok ama çok seven,
** doğru öğretmeni bulduktan sonra, hayatının her parçasında da olduğu gibi öğretmenine de sadakat gösterebilen,
** Allah'ı seven,
** Allah'ın da onu ve herkesi çok sevdiğini bilen,
** Anne veya anne olmak isteyen,
** Mutlu ve huzurlu bir aile kurmak isteyen,
** Mutlu, huzurlu, sağlıklı, bolluk ve bereket içerisinde bir hayat isteyen,
** Hayatının 8 parçasında hayırlı uğurlu işler yapmak isteyen,
** Türk hanımları.

Hayatımızın 8 parçası derken, hemen hatırlatayım, hayatın vazgeçilemez 8 parçası şunlar:
1- Kişinin kendisi,
2- Ailesi,
3- Arkadaşları, ülkesi,
4- Tüm insanlık,
5- Tüm canlılar,
6- Tüm fiziksel evren,
7- Ruhlarımız,
8- Allah.

Beyler ve öğrenci olmaya niyeti olmayan bayanlar da tabii ki okumak isterlerse okuyabilirler ancak yorum ve sorularınızı kabul edemeyeceğimiz ve cevap veremeyeceğimiz için lütfen kusura bakmayın.

31 Aralık 2011 tarihi itibariyle artık, rumuzlu yorumları kabul edemiyoruz.

Harikulade yorumlarınız bizim için çok değerli. Bu sebeple, hayatın her hangi bir parçası için sevgisiz, saygısız, iyiden, güzelden, doğrudan yana olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aynı şekilde özel cevap isteklerini de karşılamam artık mümkün olamıyor. Anlayışınız için teşekkür ederim.

Lütfen yorumunuzda, okuyanlara ve güzelim Türkçemize olan sevgi ve saygınızı da, imla kurallarına elinizden geldiği kadar dikkat ederek gösterin.

Çok çok teşekkürler, çok çok sevgiler,

=======================
Çekim Yasası Öğretmeni
Ve Harikulade Dileklerin Funda Teyzesi
=======================

Not:
Harikulade dilekler derken kastettiğimiz hayatın 8 parçası için hayırlı, uğurlu, faydalı, güzel dilekler. Hayatın 8 parçasından birini veya daha çoğunu yok farzetmeyen, zarar vermeyen, iyi, güzel, doğru dilekler.
Hepimize kolay gelsin. :D

No trackbacks yet.

Mesaj gönder!
Loading...