5 – Çekim Yasası: Anlaşılmak ve Anlamak

Sevgili arkadaşlarım,

Benim açılan kapılarım da pek çok arkadaşım gibi, bir yanlış karşısında susup kalacak mıyız, yoksa iyilik ve güzellikle doğrudan yana olup, o durumu düzeltmeye, doğruları ortaya çıkartmaya cesaretle Allah’a sığınıp, aklımızı ve kalbimizi dinleyip adım atacak mıyız? türünden oluyor.

Nisan 2012 Harikulade Dilekler Maratonunda da, iki arkadaşımızın dileklerinden bahsederken, ‘yüksek hayır’ ‘yüce hayır’ şeklinde ifadelerle konuşmaları, hani o dün bahsettiğim gibi, içimde bir huzursuzluk, bir sıkıntıya sebep olmuştu.

İlk duyduğumda, aklım ve kalbim “Bir şeyler ters.” dedi ama önce adını koyamadım.

Ve bu arkadaşlara, ‘aşırı şiirsel, estetik anlatımlar bunlar’ dedim ve bu sebeple bu konulara dikkat etmelerini söyledim.

Estetiğin ve aşırı şiirsel, film gibi anlatımların, aklımızda ve kalbimizde pek çok yalanın yapışıp kalmasına sebep olduğunu, şu makalelerimde anlatmıştım.
http://cekimyasasi.net/makaleler/2012/01/16/cok-guzel-cok-sik-cok-estetik/
http://cekimyasasi.net/makaleler/2011/02/21/turk-filmi-polyanna-ve-arabesk/

Bu konuda da yine önemli detayları ve açıklamaları Ağustos’taki seminerimde uzun uzun anlatmayı planlıyorum. Bu sebeple bu seminere ÖN HAZIRLIK ve DAVET için hazırladığım bu mini kursumda bu konudan da bahsetmezsem olmaz.

VE işte maratondaki çok sevgili iki arkadaşım da dileklerinden bahsederken, ‘yüksek hayır’ ‘yüce hayır’ konularını açtıktan sonra, ve ben o ilk cevabımı verdikten sonra, aklım ve kalbim, bu konuyu anlamaya çalışmak için, o hissettiğim akıl ve kalpteki hemfikir olmama durumunun nedenini bulmaya içten içe devam ediyorlardı ki, çok büyük bir İÇ AÇILMASI, büyük bir FERAHLIK ile bu konuyu, Allah’ın izni ve yardımıyla çözdüm.

Maratondaki arkadaşlarımla da paylaştığım bu anlayışı sizlerle de bugün paylaştığım için çok mutluyum.

Devamını ve uzun uzun detaylarını Ağustos’taki seminerimde rahat rahat konuşmak üzere, bu ‘yüce hayır’ ‘yüksek hayır’ konularındaki, çekim yasası, dileklerimiz, kişinin para bolluk zenginlik konularındaki tıkanıklıkları açısından çok önemli olduğuna inandığım anlayışı sizlerle de paylaşmak bugüne kısmetmiş.

Çekim Yasası: Anlaşılmak ve Anlamak

Sevgili arkadaşlarım,

Şu moda halinde kullanılan ‘yüce hayır’ ‘yüksek hayır’ meselesi hakkında ve aslında ondan da önce, HEP verdiğim bir tavsiye var biliyorsunuz,

** Çok eskimiş artık pek kullanılmayan pek az insanın anladığı eski kelimelere dikkat edin.
** Aynı şekilde ÇOK YENİ yine kimsenin anlamını bilmediği yeni kelimelere de dikkat edin.

Çünkü bir ülkenin, bir miletin dili, onların İLETİŞİMİ demek.

İletişim aslında düşüncelerin, duyguların kişiden kişiye, veya bir noktadan diğer bir noktaya aktarılması demek.

Biz insanlar için iletişim hayattaki en değerli yeteneklerimizden.

İletişim en güzel akılla kalple içtenlikle yapılınca güzel oluyor.

MAKSAT ANLAŞILMAK ve ANLAMAK.

Anlaması zor TÜM iletişimler, alakalı kişilerde kalpte kırılma, akılda da bozulma daha doğrusu karışıklık yaratıyor.

Çok eskimiş ve çok yeni kelimelerden başka, akılda ve kalpte karışıklığa sebep olan, bir de dilimize TERCÜME edilerek giren, ama TAM çeviri sağlanamadığından DOĞAL OLMAYAN ve YAPAY olmuş, YAPAY kalmış tercümeler var.

Maalesef onlar da aynı etkiyi yapıyor.

Kişi aklında veya kalbinde karmaşaya düşüyor.

Bunun farkında bile olamıyor ama bunun en çok belirtisi, en büyük belirtisi, şiir gibi veya estetik konuşması olabiliyor.

Yani karmaşa yaratan ve tam anlaşılmamış bu kelimeler, kişinin diline vuruyor.

İşte ‘yüce hayır’ ‘yüksek hayır’ meseleleri de aynı bundan.

Aslında İngilizcedeki ‘highest good’ deyiminden çevrilmiş ama Türkçemizdeki güzelim anlamı, hepimizin çok iyi bildiği, aklen ve kalben çok iyi bildiğimiz üstelik aklımızın ve kalbimizin de hemfikir olduğu, ‘EN HAYIRLISI’ iken ortalama bir vatandaşın aklını durduracak, kafasını karıştıracak, kalbinde kırıklık yaratacak şekilde ‘yüksek hayır’ ‘yüce hayır’ oluvermiş.

Sevgili arkadaşlarım, bu kapımın gereği olarak, ben size önemle şu tavsiyeyi vermek isterim:

Siz siz olun, bu tür çevirilerle veya ilginç ve değişik olmak amacıyla, aklen ve kalben çok iyi bildiğiniz şeylere yeni ve yapay, abartılı, ne olduğu tam belli olmayan verilmiş isimlerden de, bu isimleri verenlerden de kendinizi aklınızı ve kalbinizi koruyun.

Neden derseniz, bu tür yapaylıklar karşıdaki kişinin amacının ANLAŞILMAK VE ANLAMAK olmadığını bize gösteriyor.

Bu iletişimi yapan kişi belki o konuyu aklen ve kalben çok iyi anlamış olabiliyor. Çünkü tercüme yaptığı o dili çok iyi biliyorsa, o konuyu çok iyi anlamış demek olabilir bu.

Ama bir konuyu çok iyi anlamış olmak bile, o konuyu öğretirken, kişinin doğru öğretmesinin garantisi olmuyor.

Öğretmek ayrı bir konu.

Ve bir konuyu anlatırken yeni bir kelime türetmekte de bir sakınca olmayabilir, eğer o konuda böyle bir şeye ihtiyaç varsa ve mevcut kelimeler o anlatmak istediğimiz şeyi anlatmaya yeterli değilse.

Ama sevgili arkadaşlarım,  ‘yüce hayır’ ‘yüksek hayır’ ifadelerinin bu tür bir mecburiyetten çıkmadığı belli.

Bu sadece yapay bir tercüme olmuş.

‘En hayırlısı’ ‘En iyisi’ milyonlarca insanın anlayabileceği, 7 yaşında olsun, 70 yaşında olsun, kime söylesek, çabucak ve hiç bir problem olmadan anlayabileceği bir söz iken, ve rahatlıkla ve kolaylıkla anlaşılıyorken, bunu ‘yüce hayır’ ‘yüksek hayır’ deyip, 7′sinden 70′ine, ve hatta 20′sinde, 30′unda 40′ında pek çok insanların ‘Ne dedi?’ ‘Tam anlamadım ben.’ diyeceği, düşüneceği bir yapay tercümeye çevirmek, maalesef kişinin iletişiminde aklını ve kalbini dinlemediğini gösteriyor.

Ama tabii unutmayalım, Allah tüm kullarını seviyor.

Herkes için öğretmen var bu hayatta.

Kimi insan, tam anlamadığı şeyi daha değerli varsayıyor.

Anlaşılmaz kelimeler, anlamadığı kelimeler kimi insan için, kelimenin anlamından daha önemli bir estetik beğeni yaratıyor.

Sırf kelimenin harfleri uğruna, harflerin dizilişindeki şiirsellik uğruna, bir takım kavramlara hayranlık duyan insanlar var.

VE bu sebeple, zor ve anlaşılmaz, yapay kelimeler, tanımlar, deyimler kullananları takip eden bir kitle oluşuyor.

Tabii yanlış yoldalar. Çünkü kazanımları ya az ya da hiç oluyor, sadece eğlendikleri ile kalıyorlar.

Ve dediğim gibi, Allah tüm kullarını seviyor.

Herkes için öğretmen var bu hayatta.

Kedi sevenlere, kedilere kalbi yakın olanlara, kedi seven öğretmen.

Kuş sevenlere, kuşlara kalbi yakın olanlara da, kuş seven öğretmen.

Çok şükür herkesin gönlüne göre öğretmen var hayatta.

‘Yüksek hayır’ seven, ‘yüce hayır’ isteyenler de kendilerine ‘yüce hayır’ ‘yüksek hayır’ anlatan öğretmenler bulmalı tabii ve bulsunlar.

Ama Funda Teyze’yi öğretmen olarak seçen veya seçeyim mi seçmeyeyim mi diye düşünen arkadaşlarım.

Şimdiden bilmenizi isterim ki,

Funda Teyze, ‘EN HAYIRLISI’ olsun diye dilekleri dilemeyi seviyor.

Yüce hayır, yüksek hayır diyenlere, ‘Ne diyor acaba?’ diye bakıyor, öğrencisiyse vazgeçmesi için tavsiyede bulunuyor, öğrencisi değilse ve olmaya da niyeti yoksa, Allah’a emanet ederek, gönül rahatlığı ile EN HAYIRLISI diye dilek dileyen öğrenciler arıyor.

Ve Funda Teyze kuşları seviyor.

Kedilere ve kedi seven insanlara bakınca ise, ‘Allah’ım sen biz insanları ne kadar seviyorsun, herkesin gönlüne göre seveceği bir hayvan nasip ediyorsun. Şükürler olsun sana Allah’ım, kedileri sevenler, dost olacakları bir hayvana sahipler, çok şükür o insanlar da hayvan sevgisini tadıyor, bu mutluluğu yaşıyor.’ diye şükrederek bakıyor.

Ama kendisini o kişilerden biraz uzak tutuyor.

Neden derseniz, Funda Teyze kuşlarını çok seviyor. :D :D

Akvaryum balıklarını da seviyor. :D

Tatlı, iyi huylu köpekleri de çok seviyor. :D

Kediler maalesef, kuş, balık ve köpeklerle yanyana pek olmuyor, olamıyor. :D

Eğer sizler de kuşları, köpekleri, kedilere tercih ediyorsanız, Ağustos’taki seminerime mutlaka beklerim.

Neden derseniz, Süleyman peygamberden, onun kuşların dilini bilip, onlarla konuşmasından da bahsedeceğiz. :D

Para Bolluk Zenginlik konularında konuşup, Süleyman peygamberden bahsetmemek, onu Kuran aracılığı ile tanımaya çalışmamak olmaz. :D

Seminere katılan ve katılacak olan arkadaşlarım, eğer henüz edinmediyseniz, Sayın Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün anlaşılır ve yukarıda bahsettiğim o çeviri yanlışlığı ve yapaylıkları olmadan, ağır eskimiş kelimeler, yeni kimsenin duymadığı yepyeni tercümeler olmadan, Allah’a sığınıp okuyunca, kolaylıkla ve rahatlıkla anlamamızı sağlayan Kuran çevirisini MUTLAKA ama MUTLAKA edinmenizi ve seminere gelene kadar (ki daha koskoca 87 gün var önümüzde) okumanızı tavsiye ederim.

Özellikle Süleyman peygamberin hayatından kesitler veren yerleri mutlaka okuyun.

Seminere gelmeden okumuş olun ki, orada anlatacaklarımı çabucak ve kolaylıkla anlayın. :D

Hepinize çok çok sevgiler.

Follow Me on Pinterest Pinterest'te Takip Et!
 
Yorumlar (0)

Henüz yorum yok.

Yorum Yaz

Bu site,

ÇOK ÇOK sevgili ve ÇOK ÇOK değerli ÖĞRENCİLERİM ve öğrencim olmak isteyen bayanlar için hazırlanmıştır.

Funda Teyze'nin öğrencileri kimler?:

Funda Teyze'nin öğrencileri:
** Akıl ve kalp merkezli,
** Hayatın 8 parçasını seven, sevmek isteyen,
** Hayatının her parçasında başarı isteyen,
** Hayatının her parçasını takdir etmeyi, teşekkür etmeyi bilen ve seven,
** Bir hatasını, yanlışını farkedince, bunun üzerinde ısrar etmeden azim ve kararlılıkla vazgeçmeye, hep iyiden, güzelden, doğrudan yana olmaya kararlı ve niyetli,
** Ve en önemlisi de, öğrenmeyi çok ama çok seven,
** doğru öğretmeni bulduktan sonra, hayatının her parçasında da olduğu gibi öğretmenine de sadakat gösterebilen,
** Allah'ı seven,
** Allah'ın da onu ve herkesi çok sevdiğini bilen,
** Anne veya anne olmak isteyen,
** Mutlu ve huzurlu bir aile kurmak isteyen,
** Mutlu, huzurlu, sağlıklı, bolluk ve bereket içerisinde bir hayat isteyen,
** Hayatının 8 parçasında hayırlı uğurlu işler yapmak isteyen,
** Türk hanımları.

Hayatımızın 8 parçası derken, hemen hatırlatayım, hayatın vazgeçilemez 8 parçası şunlar:
1- Kişinin kendisi,
2- Ailesi,
3- Arkadaşları, ülkesi,
4- Tüm insanlık,
5- Tüm canlılar,
6- Tüm fiziksel evren,
7- Ruhlarımız,
8- Allah.

Beyler ve öğrenci olmaya niyeti olmayan bayanlar da tabii ki okumak isterlerse okuyabilirler ancak yorum ve sorularınızı kabul edemeyeceğimiz ve cevap veremeyeceğimiz için lütfen kusura bakmayın.

31 Aralık 2011 tarihi itibariyle artık, rumuzlu yorumları kabul edemiyoruz.

Harikulade yorumlarınız bizim için çok değerli. Bu sebeple, hayatın her hangi bir parçası için sevgisiz, saygısız, iyiden, güzelden, doğrudan yana olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aynı şekilde özel cevap isteklerini de karşılamam artık mümkün olamıyor. Anlayışınız için teşekkür ederim.

Lütfen yorumunuzda, okuyanlara ve güzelim Türkçemize olan sevgi ve saygınızı da, imla kurallarına elinizden geldiği kadar dikkat ederek gösterin.

Çok çok teşekkürler, çok çok sevgiler,

=======================
Çekim Yasası Öğretmeni
Ve Harikulade Dileklerin Funda Teyzesi
=======================

Not:
Harikulade dilekler derken kastettiğimiz hayatın 8 parçası için hayırlı, uğurlu, faydalı, güzel dilekler. Hayatın 8 parçasından birini veya daha çoğunu yok farzetmeyen, zarar vermeyen, iyi, güzel, doğru dilekler.
Hepimize kolay gelsin. :D

No trackbacks yet.