Anlamak mı önce? Sevgi mi?

  • Başkalarını anlamak…
  • Çevremizi, insanları, cisimleri kalbimizde ve aklımızda doğru anlıyor olmak, doğru çözüyor olmak, doğru keşfediyor olmak…

Bunlar hayatta başarıya, doğruya, mutluluğa, iyi insan ilişkilerine ulaşmanın iç alemimizdeki koşulu.

Ben seni anlamıyorsam, nasıl güzel bir arkadaşlığımız olabilir ki?

Ben seni anlamıyorsam, sana nasıl yardım edebilirim? Seni nasıl kollayabilirim? Seni nasıl sevebilirim?

***********************************************

Başkalarını bu şekilde derinden ve tam olarak anlama yeteneğine ruhumuzun kalp gözü desek yeridir.

Bir duvara baktığımızda o duvarın tuğlalarını dahi hissedebiliyor muyuz?
Yoksa duvarı görmüyor muyuz? Yıllardır farketmemiş miydik?

Bir insana baktığımızda, onun dertlerini mutluluklarını, uğraşılarını, o gün nereden gelip nereye gittiğini algılayabiliyor muyuz? Yoksa ona bakıp gömleğinin rengin görüp, ‘aa ne güzel’ deyip bitiyor mu algılamamız?

***********************************************

Ruhun bu kalp gözü de, aynı insanın gözü gibi, ruhun da birincil yeteneği.

Sağlıklı bir kalp gözü bir duvara baktığında ne görür?

O duvarın renginin güzelliğini.
O duvarın boyasına dokunma hissini.
O duvarın tuğlalarının ve betonunun soğukluğunu ve sertliğini.
O duvarın arkasındaki odanın havasının bir kısmını.
O duvarın içine işlemiş hikayesini. O odada geçirilen günlerden bir iki sahne, bir iki his. O duvarı yapan ustalardan bir iki sahne.

Ve bütün bunları kendi içinden hesaplayarak, düşünerek değil, o duvara bakarak görmektedir.

İşte bu yetenektir ki, insanlarla olan ilişkilerimizde, onları çabuk çözmemizi sağlayan, onların dertlerini, mutluluklarını çabuk anlamamızı sağlayan.

İşte bu yetenektir ki, insanlara sevgi ile, ilgi ile yaklaşmamızı sağlayan.

Bazen de olabilir ki, gördüğümüz şey hoşumuza gitmez. O zaman da doğru yaklaşımı yine sergileyerek, mesafeli fakat yine de sevecen bir tavır takınmamızı sağlayan yine bu ruh algısı, kalp gözüdür.

Mesela düzgün polislerde vardır bu yetenek. Suçlulara mesafeli, dikkatli fakat SEVECEN yaklaşırlar.

Çünkü kalp bunu gerektiriyor.

Hayat bunu gerektiriyor.

Çözüm her zaman sevgiyi içermek zorunda.

O polis işini iyi, güzel, doğru yapmak istiyorsa, bu yeteneğe sahip olmak zorunda.

Eğer yoksa bu yetenek, hem onun eline düşen suçlular daha kötü bir hale gelecek, toplum bundan zarar görecek, o suçlular daha kötüye giderek zarar görecek, ve o polis de zalimler arasına girecek ve zalim olma alışkanlığını elde etmiş olacak.

***********************************************

Bu bir örnek. Ama bu yetenek aslında hayatta HEPİMİZ için çok önemli ve elzem.

Bizleri zalim olmaktan koruyor.
Haksız olmaktan koruyor.
İletişimsiz ve başarısız olmaktan koruyor.
Sevilmeyen insan olmaktan koruyor.

Ve en önemlisi de bu ruh’a ait bir yetenek olduğu için, bu yeteneği kolladıkça ruhumuzu kollamış oluyor ve ruhen canlı kalmış oluyoruz ve gelişiyoruz.

Bu yeteneği bastırdıkça, ve kollamadıkça da ruhumuzun körelmesine, kör olmasına kelimenin tam anlamı ile izin vermiş oluyoruz.

Ruh olmaktan çıkıp, sadece etten bir varlık olmaya razı olmuş oluyoruz.

***********************************************

Kalp gözü ile görmek şu şekilde gerçekleşiyor:

1- Doğal bir sevgimiz var etrafımızdaki herşeye ve herkese karşı.

2- Doğal sevgimiz sebebi ile her şey bizim ruh alanımızda. (Yani sevgisizlikten dolayı içimize kapanmış ve onları dışarıda uzakta bırakmış değiliz.)

3- Ruh alanımızdaki her şey, dikkatimizi ona verdiğimizde, olduğu gibi bize gözüküyor.

Eğer biz ruh olmayı bırakıp da zeka makinası, mantık makinası, düşünme odaklı bir çözüm sistemi haline gelmişsek, dikkat edelim, bu yaklaşım kalp gözünün 1. koşulunu dışlamış oluyor.

Yani, anlamadan önce sevmek gerek, kalp gözümüzün görebilmesi için.
Yani bilmeden sevebilmemiz gerek.
Yani tanımadan kalp alemimize alabilmemiz gerek.
Aklımızda evirip çevirmeden yakın hissetmemiz gerek.

Ancak bu şekilde kalp gözü odaklanabiliyor, bakabiliyor, görebiliyor.

Ama kişi eğer ‘sevmeden önce bilmem gerek, düşünmem gerek, ölçmem gerek, incelemem gerek, araştırmam gerek, ben önce kafamda evirir çeviririm, sonra sevip sevmeyeceğime karar veririm’ diyorsa bir kişi…

Bu onun kalp gözünün kapalı olması demek.
Yani kalp ellerini, ruh ellerini insanlardan her şeyden uzak tutuyor demek.
Aklıyla gerçekleri görebileceğini zannediyor demek.

Oysa ki aklın düzgün çalışabilmesi için, ÖNCE DOĞRU ALGIYA ve DOĞRU GÖZLEME ihtiyacı var.

Doğru algıyı, doğru gözlemi yapabilmek için ise, belli bir başlangıç SEVGİSİ ile gözlemimizi yapıyor olmamız gerek.

Buna insanlara bir şans vermek diyebiliriz.
İnsanlara sıcak yaklaşmak diyebiliriz.
Olumlu olmak diyebiliriz.
Buna hayat ve insan sevgisi diyebiliriz.
İnsanlara sevgiyle ve hoşgörü ile yaklaşmak diyebiliriz.

Fakat buna asıl dememiz gereken:
KALP GÖZÜMÜZÜN AÇIK OLMASI, AKLIN MANTIĞIN ESİRİ OLMAMAK.

***********************************************

Çözümler, Çareler

Eğer kendimizi soğuk, sevgisiz, insanlara güvensiz, kuşkucu, hatta düşün-düşün kuran bir durumda bulursak, işte size çözümler ve hepsi birbirinden değerli, çünkü hepsi ruhu hayatta tutan ve kalp gözümüzü açan şeyler:

1- Küçük büyük günahlarımızı paylaşabileceğimiz kimseler olmalı.

Hem Allah’a hem arkadaşlarımıza, etrafımıza yaptığımız kötülükleri anlatabilmeli ve pişmanlıklarımızı ve sorumluluk alışlarımızı ifade edebilmeliyiz. Hayatımızın 8 parçasında da HEPİMİZİN HERKESİN hataları olmuş olabilir, olmuştur, olmaktadır, olacaktır. Çünkü insanız.

‘Ben şuna şu zararı verdim, hoşuma gitmedi, şeklinde çevremizle aramızdaki soğukluğu, irili ufalı günah ve hatalarımızı temizleyerek, konuşarak sorumluluk alabilmeliyiz.

Her günah, ruh gözüne yeni bir kara leke.

Bu yazarak da olur, (En Temel Temizlik) konuşarak da olur. (Temizlik Saati)

Her halükarda, sorumluluk almak, Allah’a sığınmak ve tövbe şart. Bu konuda konuşabilmek şart.

Çünkü konuşabilmek kalbimizi gözlemenin ve dürüst olmanın aynı anda gerçekleştiği, inanılmaz bir nimet.

Herkes herkesle konuşamaz. Bu nimeti bulunca kaçırmamak ve değerini bilmek lazım.

Ve burada gençlere bir uyarım var:

Çocukluğunuzda, gençliğinizde sahip olduğunuz boşverebilme ve içine atabilme yeteneği ile, bu şekilde davranırken, aslında ruhunuzun hayat gücünü bozuk para gibi harcıyorsunuz.

Elbet bir yaş gelecek ve ruh neredeyse tükendiği için insan konuşacak, dertlerini anlatacak birilerini arayacak. Fakat keşke gençken, çocukken ruhumuzu böyle harcamamış olsak.

Çocukların kalp gözü genelde açık olur. Çoğu duvarların ötesini görür. Alt katları üst katları görür. Herkesin ne düşündüğünü bilir.

Ama ilerleyen yaşkarda bu kaybolur ve kişi ‘demek dünyanın düzeni böyle, büyüdük ve kirlendi dünya’ diye topu etrafına atar.

Halbuki kalp gözümüzü yama yama, leke leke kirleten kendimiziz.

Para mı çaldık? Bakkaldan sakız mı çaldık?

Korkup, pişman mı olduk? Bakalım etrafımızda kim var, konuşabileceğimiz, derdimizi anlatabileceğimiz, yardım isteyebileceğimiz, bize sevgiyle yardım edip, bizi doğru yola iletebilecek bir kimse.

Tabii gönül ister ki, annemiz babamız olsun bu kişiler.

Heyhat!

Bazen anne-babalar, dinleyemiyorlar. Tepki gösteriyorlar, taraf oluyorlar, kızıyorlar, dert ediniyorlar.

Bu da maalesef onları konuşulabilir insan olmaktan uzaklaştırıyor.

2- Kalp gözünün açık tutulmasında 2. en önemli çözüm:

Beğenmediğimiz şeyleri, bizi inciten şeyleri, bizi rahatsız eden şeyleri bilen, ifade edebilen, söyleyebilen bir hayat yaşamak.

Bugün karnım ağrıyor.
Biraz üşüdüm.
Niye beni dinlemiyorsun doğru düzgün?
Biraz ayaklarım büyük.
Bana ayakların ne büyük dediler, ağırıma gitti, çok üzüldüm.
Bu duvarın boyasını yenilemek lazım, şurası dökülmüş.
Bu kalem de hiç yazmıyor, atalım.
Bu hafta sonu camlar silinsin.

Yani çevre bizi incittiğinde de hemen kalbimizi tamir edecek şekilde bunu iletişime döküyoruz ve gerekirse harekete de geçiyoruz.

Çevre ile olan sevgimizi minik minik, adım adım, sürekli kolluyoruz.

Hayatta en önemli şeyi, hayatta her konuda haklı olmak değil, sevgimizi canlı tutmak olarak belirliyoruz.

3- Her türlü ruhi, arınma, temizlenme aktivitelerini bol bol yapıyoruz.

Dua, namaz, oruç, spor, sadece düşünerek değil fiziksel uğraşı içeren konularla ilgilenme. Yaşadığımız ortamı temizlemek, düzenlemek. Kendimizi ezmeden, çiğnemeden başkalarına yardım etmek.

4- Yapay sevgi vermekten, kendimizi sevmediğimiz işlere, koşullara, insanlara zorlamaktan kaçınmalıyız!

Kendimizi yapay sevgi vermeye zorlamak maalesef kalp gözümüzü en fazla kapatan şeylerden.

Sevmediğimiz işlerde vakit geçirmek, kendimizi zorlamak.
Sevmediğimiz insanlara canım-cicim yapmak.
Kendimizi sevmediğimiz insanları, şeyleri sevmeye zorlamak.

Ailemizin içinde veya arkadaşlarımızın içinde korktuğumuz, çekindiğimiz ama buna rağmen saygı adına, birliktelik adına kendimizi ezerek sevgi gösterdiğimiz kişiler varsa, onların bizi zorladıkları bu yapay sevgi ve ısmarlama birlikteliğin farkında olmalıyız ve en kısa zamanda bizi gerçekten seven  insanlara  yönelmeliyiz.

Aynı şey sevmediğimiz, ama kendimizi yapmaya zorladığımız işler için de geçerli.

Eğer bir kişi veya sistem bize karşı tavırlarında aşırı heyecanlı, aşırı tepki veren, aşırı hassas bir yaklaşımda bulunuyorsa, biz her söylediğimizde kılı 40 yarmak durumunda kalıyorsak, her söylediğimiz yanlış anlaşılabiliyor ve biz nasıl yanlış anlaşıldık diye uzun uzun düşünmek durumunda kalıyorsak, bu bizim dürüstlüğümüzü, iletişimimizi, sevgimizi mahvediyor olabilir.

Dikkat edelim.

Kalp gözümüzün açıklığı adına bu tür ilişkilere çok gerekmedikçe girmeyelim.

Vaktimizi iyi insanlara verelim.

***********************************************

İşte sevgi arkadaşlarım, kalp gözünün açılmasının, veya açıksa açık tutulmasının yolları bunlar.

Günahlarla kendini karartma.
Günahlarını sıkıntılarını içine atma alışkanlığını edinme, konuş.
Bol konuş.
Temizlik niyetiyle sıkıntılarını, dertlerini konuş, içinden çıkart, at ve temizle.
Ruhunu geliştirmek için manevi ve fiziksel aktivitelerini aksatma.
Yapay sevgi verme.
Senden yapay sevgi isteyenlere boyun eğme.

HEPİMİZE KOLAY GELSİN. :)

NOT 1:

Bu makalenin başlığını bulmak için bayağı düşündüm. :D

Sizlerle de paylaşayım tüm olasılıkları:

Sevgi ve Mantık

Anlamak için sevmek mi yoksa sevmek için anlamak mı lazım?

Anlamak mı sevgiden çıkar, sevgi mi anlamaktan?

Anlamak mı önce? Sevgi mi?
(Cevap sevgi önce.)

Olmak mı önce bilmek mi?

Onu olmalı mıyım onu bilmek için? Yoksa onu bilmeli miyim olmak için?
Cevap olmak önce. (Çünkü olmak kucak açmak demektir, bilmek ise senin eğlencen.)

NOT 2:

Eskiden Uzay Yolu’nda uzun kulaklı Spock vardı. Devamlı mantıkla düşünen uzun kulaklı 2. kaptan.

Çocukken seyrederken, ve kendi annemiz babamız kendi duygusal fırtanaları içerisinde çırpınışlar, haykırışlar, öfkeler, üzülmeler yaşarken, Spock’ın o durgunluğu, sessizliği hoş geliyordu bize.

Tek amacı doğruyu bulmak ve doğruyu yapmak. Saf mantık. Ne kadar güzel idi.

Heyhat! Meğer orada bize yine bir kazık atılmış, zarar verilmiş ve yanlış bir şey öğretilmiş.

Meğer bir konuyu gözlemleyebilmek için, anlayabilmek için, düşünebilmek için, yedeğimizde bol miktarda sevgi, anlayış, hoşgörü, sıcaklık, yakınlık gerekliymiş.

Meğer ruh, mantığa yöneldikçe, öbür tarafı ihmal etme hatasına düşünce, bakamaz, göremez, hatta düşünemez, bilemez bir hale geliyormuş.

Hani Kuran’da onların akıllarına kalplerine mühür vurduk der. Meğer aklını tek lider kabul eden, ruhunu köreltip, kalbini köreltip, mühürlüyormuş.

Ve kendi hayat enerjisini söndürüyormuş.

Ne güzel! Bir bayram günü Allah’tan yine bir hediye aldık ve Spock’ın bize geçirdiği çuvaldan çıktık, kurtulduk.

Ve bu yaşımda Spock konusunda idrak ettiğim bir şey daha var ki o da:

Ben kimsenin ne kölesi, ne de akıl işçisiyim. Yani ben eğer bir şey hoşuma giderse ve kalbime yakın gelirse ve ben onunla uğraşmayı istiyorsam o konuda düşünürüm. Ben bir bilgisayar değilim. Ben bir makina değilim. Ben bir köle değilim. Yani ben özgürüm.

Zavallı Spock sistemin parçası olmayı ve bir düşünme makinası olmayı o kadar içine sindirmiş ki, hiç itirazsız, direnişsiz görevini yerine getiriyor. Düşün diyorlar düşünüyor ve hiç bir şekilde kendi fikri yok, kendi istekleri, beğenileri, tercihleri yok. Tamamen köle olmuş, başkalarının düşün dediğini düşünüyor.

Kalbimizi kapatıp, körelttiğimizde biz de köleleşiyoruz.

O şunu dedi, düşün-düşün-düşün.
O bunu yaptı, düşün-düşün-düşün.
Her şeyin nedeninin nedeninin nedeninin nedenini anlamaya çalış. (Ve sonsuza kadar devam edebilir bu, nedeninin, nedeninin, nedeninin, nedeninin, nedeninin, nedeninin, nedeninin….)

Bu durum bizi makina ve köle yapan şey!

Yük taşıyan eşekler vardır. Bir de düşünen Spock’lar. Hay Allah’ım ikisininde kulağı uzun.

Bu farkındalık ve bilgi, bize Allah’tan ne güzel bir lütuf, hikmet, armağan.

‘Eşek olma. Ne yük için, ne akıl için kendini köleleştirme. Sen köle değilsin.’

‘Bir ruhun 1. özgürlüğü ve 1. yeteneği nedir biliyor musun? Sebepsiz başlayabilmek!’

‘Bir emir sebebi ile değil, bir hizmet icabı değil, bir sistemin parçası olarak değil, tamamen kendi isteği ile ve hiç bir mantıki sebebe sığınmadan bir şey oluşturabilmek ve bir şeye başlayabilmek.’

Bunu anlamak zor olabilir ama mantık denilen bağlayıcı ve körleştirici zincirin, ruhumuz tarafından paramparça edildiği nokta, SEBEPSİZ BAŞLAYABİLMEK!

Yani Spock, bütün o üstünlüğüne ve zekasına rağmen özgür değildi. Düşünceleri hep mantık takip ederek ilerlemek zorundaydı ve Spock bir köle idi.

Mantıksızlığın en kabul edilebilir olanı ve bir ruha en yakışanı, SEBEPSİZ BAŞLAYABİLMEK, SEBEPSİZ SEVEBİLMEK, SEBEPSİZ YARDIM EDEBİLMEK.

Yani BAŞLAYAN olabilmek.

Ve başlayanların, başlatanların en yücesi Allah’a bir şekilde yaklaşabilmek.

Hoşçakal Spock ve Leonord Limoy, seni sevgiyle uğurluyoruz. 1k

Baktım da, 2015′de Allah’ın sevgisine kavuşmuş, ve gerçek hayatta da bir Yahudi olarak çok dindar bir kişi imiş. Ve sevenleri ile de barışık ölmüş. (Önce rolüne itiraz eden bir kitap yazmış (1975′de) ama yıllar sonra madem beni böyle seviyorlar, ben de kabul edeceğim diyerek yazdığı bir başka kitapla (1995′de) sevenlerini kucaklamış ve bu şekilde de 2015′de bu hayatını tamamlamış.)

Biz Spock’ın mantığını seviyoruz fakat ÖZGÜRCE başlayabilmekten ve ÖZGÜRCE yaşayabilmekten bir ruh olarak vazgeçmiyoruz.

Ve SEVGİYİ hayatımızda 1. sıraya koyuyoruz.

Mantık artık bir çözüm yöntemi olarak doğru sıraya giriyor ve birinci sıradaki SEVGİYE şapkasını çıkarıp, saygıyla eğiliyor. :D

Not 3:

Her konuda olduğu gibi, sevgi ve mantık konusunda da, sevgi adı altında çirkinlikler sergileyenler yüzünden sevgiyi kalbimizde 1. sıraya koymakta çekincelerimiz oluşmuş.

Çevremize baktığımızda sevgi, sevgi diye en çok konuşanlar, gidip en olmayacak kişilere ve kavramlara bütün sevgilerini açmış ve en hayırlı şeylere bütün sevgilerini kapatmış olabiliyorlar.

Ve biz de onlara baktıkça, bu sevgi-sevgi deyip hayatlarını mahveden insanları görünce, bu güvenilir bir kavram değil, dikkat edelim biraz diyerek sevgiden soğumuşuz.

Haydi bu yalandan da uyanalım.

Biz iyi insanlar, tekrar sarılalım kalbimizdeki sevgiye.

En başta hayırlı şeyleri sevmeyi ilke edinelim.

Ki zaten iyiler hayırlı şeyleri sever.

Bu yaratılışımız gereği böyle!

Hepimize sevgi dolu, farkındalıklar ve anlayışlar, keşiflerle dolu günler dilerim. :D

Hayırlı bayramlar! :)

Follow Me on Pinterest Pinterest'te Takip Et!
 
Yorumlar (8)
  1. Funda Teyze
    11:24, 26 Haziran 2017

    Makaleyi okurken gerçekleşen bir farkındalık:

    Hani hep reklamın iyisi kötüsü olmaz derler.

    Bence Spock’ın karakter olarak toplum üzerindeki etkisi, hiç de çılgıncasına mantıklı olalım, duygularımızı bırakalım şeklinde olmadı.

    Tam aksine sayısız insanı ve beni, duygu ve düşünceleri incelemeye, gözden geçirmeye, keşfetmeye, felsefi veya sosyolojik düşüncelere dalmaya itti.

    Spock mantığın reklamını yapar gibi gözükürken, aslında belirgin bir şekilde mantığın ve duyguların zayıflıklarını ve üstün taraflarını bize gösterir bir tablo çizdi.

    Yani hiç bir zaman zorlayıcı ya da özendirici bir karakteri olmadı.

    Sanıyorum bu oyuncunun iyi niyetinden kaynaklanan bir durum bu.

    Empoze etmeye, kandırmaya ya da özendirmeye çalışmıyor, bizi durumu beraber analiz etmeye davet ediyor.

    Zaten seçilen konu çok güzel. Mantık ve Duygular.

    Yani konunun kendisi güzel.

    Konunun seviyesi güzel.

    Konu sarışın mı esmer mi değil, kısa etek, şort değil. Zengin mi yakışıklı mı değil.

    Yani bir ruh olarak kalbimize çok yakın ve temiz bir konu.

    Yukarıdaki resimde eli ile üçgen şekli yapması da bana çok ilginç geldi, o sebeple o resmi seçtim. :D

    Bizim çok kullandığımız sevgi-iletişim-hemfikirlik ya da bilgi-sorumluluk-kontrol üçgenlerini düşünürsek, en azından hayatta çeşit çeşit güzel ve elzem ve önemli üçgenlerin olduğunu ifade edebilmek, bunun farkında olmak…

    Konuyu buraya bağlamak.

    Ne kadar güzel bir şey bir sanatçı için.

    Allah rahmeti ile sarmalasın diyorum.

  2. Funda Teyze
    14:43, 26 Haziran 2017

    Bir başka farkındalık:

    Şöyle demişim makalede:

    mantık denilen bağlayıcı ve körleştirici zincirin,

    Evet, mantık da yanlış kullanılırsa bağlayıcı ve körleştirici bir zincir haline geliyor.

    Makalelerimi dikkatle okuyan sevgili öğrencilerim tabii ki hatırlayacaklardır, zincir deyince.

    Keşfettiğimiz bir diğer bağlayıcı ve körleştirici zincir ESTETİK/GÜZELLİK konusu idi.

    Mantık zincirini de bu şekilde keşfetmek ve anlamak Allah’tan SÜPER bir armağan.

    Tabii bu beni yeni keşiflere de yönlendiriyor.

    Başka hangi ZİNCİRLER var ruhumuzu bağlayan ve körleştiren?

    İlk aklıma gelenler ve Allah’tan keşifler ve yeni makaleler dilediğim şunlar:

    ** REKABET ve SEN/BEN ayrımı
    ** Olumsuzluklara ve kötülüklere yürekten inanmak ve yüzleşemem sanmak

    Allah’a sığınıyor ve bu konularda da anlayış keşifleri ve makaleleri büyük bir heves ve sabırla bekliyorum.

  3. Ozlemi
    17:30, 28 Haziran 2017

    Bizlere de Allahtan sizin aracılığınızla gelen ne güzel bayram hediyesi bu makale ve farkındalıklariniz
    Emeğinize sağlık teşekkürler
    :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp:

  4. Alev
    20:15, 28 Haziran 2017

    Ne güzel bir makale olmuş ellerinize sağlık. Diğer makaleleri de bekliyorum heyecanla. Ben Spok’ı çok duydum, resmini çok gördüm ama öyle sanıyorum ki hiç izlemedim. Ama izlesem de izlemesem de, bu makalede kalp gözü konusu ile mantığın kaçıncı sırada olması gerektiği konusunu güzel şekilde anlamama vesile oldu. Allah bizleri kalp gözü açık olan kullarından eylesin.
    :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp:

  5. Funda Teyze
    12:53, 30 Haziran 2017

    Sana da çok teşekkürler Özlemi arkadaşım, bu güzel hediyeyi sevgiyle kabul ettiğin için. :D

    2k

  6. Funda Teyze
    12:54, 30 Haziran 2017

    :D :D :D Çok teşekkürler Alev arkadaşım. :D

    Ben de aynen katılıyorum dileğine. :D

    2k

  7. sevgin
    13:19, 4 Temmuz 2017

    Ellerinize emeğinize sağlık, bize de farkındalıklar katan güzel bir makale :D

    ‘Bilmeden sevebilmemiz gerek, tanımadan kalp alemimize alabilmemiz gerek’,

    ‘SEBEPSİZ BAŞLAYABİLMEK, SEBEPSİZ SEVEBİLMEK, SEBEPSİZ YARDIM EDEBİLMEK.Yani BAŞLAYAN olabilmek’ ,

    ‘Onu olmalı mıyım onu bilmek için? Yoksa onu bilmeli miyim olmak için?Cevap olmak önce. (Çünkü olmak kucak açmak demektir, bilmek ise senin eğlencen.)’

    Ne güzel bir makale :D
    :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp: :kalp:

  8. Funda Teyze
    09:15, 5 Temmuz 2017

    Çok teşekkürler Sevgin arkadaşım, sağ olasın var olasın. :D
    2k

Yorum Yaz

Bu site, çok sevgili ve değerli ÖĞRENCİLERİM ve öğrencim olmak isteyen bayanlar için hazırlanmıştır.

Funda Teyze'nin öğrencileri kimler?:

Funda Teyze'nin öğrencileri:
** Akıl ve kalp merkezli,
** Hayatın 8 parçasını seven, sevmek isteyen,
** Hayatının her parçasında başarı isteyen,
** Hayatının her parçasını takdir etmeyi, teşekkür etmeyi bilen ve seven,
** Bir hatasını, yanlışını farkedince, bunun üzerinde ısrar etmeden azim ve kararlılıkla vazgeçmeye, hep iyiden, güzelden, doğrudan yana olmaya kararlı ve niyetli,
** Ve en önemlisi de, öğrenmeyi çok ama çok seven,
** doğru öğretmeni bulduktan sonra, hayatının her parçasında da olduğu gibi öğretmenine de sadakat gösterebilen,
** Allah'ı seven,
** Allah'ın da onu ve herkesi çok sevdiğini bilen,
** Anne veya anne olmak isteyen,
** Mutlu ve huzurlu bir aile kurmak isteyen,
** Mutlu, huzurlu, sağlıklı, bolluk ve bereket içerisinde bir hayat isteyen,
** Hayatının 8 parçasında hayırlı uğurlu işler yapmak isteyen,
** Türk hanımları.

Hayatımızın 8 parçası derken, hemen hatırlatayım, hayatın vazgeçilemez 8 parçası şunlar:
1- Kişinin kendisi,
2- Ailesi,
3- Arkadaşları, ülkesi,
4- Tüm insanlık,
5- Tüm canlılar,
6- Tüm fiziksel evren,
7- Ruhlarımız,
8- Allah.

Beyler ve öğrenci olmaya niyeti olmayan bayanlar da tabii ki okumak isterlerse okuyabilirler ancak yorum ve sorularınızı kabul edemeyeceğimiz ve cevap veremeyeceğimiz için lütfen kusura bakmayın.

31 Aralık 2011 tarihi itibariyle artık, rumuzlu yorumları kabul edemiyoruz.

Harikulade yorumlarınız bizim için çok değerli. Bu sebeple, hayatın her hangi bir parçası için sevgisiz, saygısız, iyiden, güzelden, doğrudan yana olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aynı şekilde özel cevap isteklerini de karşılamam artık mümkün olamıyor. Anlayışınız için teşekkür ederim.

Lütfen yorumunuzda, okuyanlara ve güzelim Türkçemize olan sevgi ve saygınızı da, imla kurallarına elinizden geldiği kadar dikkat ederek gösterin.

Çok çok teşekkürler, çok çok sevgiler,

=======================
Çekim Yasası Öğretmeni
Ve Harikulade Dileklerin Funda Teyzesi
=======================

Not:
Harikulade dilekler derken kastettiğimiz hayatın 8 parçası için hayırlı, uğurlu, faydalı, güzel dilekler. Hayatın 8 parçasından birini veya daha çoğunu yok farzetmeyen, zarar vermeyen, iyi, güzel, doğru dilekler.
Hepimize kolay gelsin. :D

No trackbacks yet.

Mesaj gönder!
Loading...