10 Emir

Musa peygambere Allah tarafından verilen 10 Emir’in neler olduğunu hiç merak ettiniz mi?

Ben ettim. :)

Ve hem Kuran’da hem de Yahudilerin ve Hristiyanların kutsal kitaplarında araştırdım, baktım.

Ve daha en baştan bir kaç farkındalığım oldu. :D

Normalde farkındalıklarımı hep en sonda veya yorum kısmında yazarım ama bu kez en baştan yazayım. (Ancak bu farkındalıkların arkasından gelen ÇEKİM YASASI için 10 EMİR kısmını lütfen kaçırma. :D)

1- İLK farkettiğim şey, maalesef Harun peygambere yapılan iftira oldu. 8O

Kuran’dan biliyoruz ki, evet, Musa peygamber dağa çıkıp 40 gün Allah ile olup, O’nun emirlerini levhalara yazılı bir şekilde getirirken, kardeşi Harun milleti ile kalmıştı, ANCAK, onları yoldan çıkarıp, ‘altınlarınızı verin, o altınlardan size böğüren buzağı heykeli yapayım’ diyen ve yapan Harun değil, SAMİRİ idi!!!!!

Maalesef araştırırken İLK gördüğüm konu bu oldu…

Suçu Harun peygamberin üzerine atmışlar maalesef, 8O

Oysa ki, Kuran’dan öğreniyoruz ki,  bunu yapan Samiri idi ve Musa kardeşine önce kızsa dahi, onun masumluğunu görüyor ve Samiri’ye kızıyor.

Kuran’ı pek çok sebeple çok seviyorum ama bu şekilde haksızlığa uğramış peygamberler hakkında bize gerçeği getirmesi, hakkı, adaleti, doğruyu getirmesi beni çok duygulandırıyor.

Biliyorum ki, günümüzde de iyi, güzel, doğru iş işleyen, barıştan, iyilikten yana olup da haksızlığa uğrayanlar, hakkında yalan söylenen, alay edilen, eziyet edilip zulüm gören TÜM İYİ İNSANLARI da Allah biliyor ve kim ne derse desin, kim ne yalan söyler ve iyileri ne kadar kötüleyip, karalayıp, hatta düşman, hain ilan edip, yerden yere vurursa vursun, Allah katında gerçeklerin, doğruların üstünü kapatamaz ve Allah’ın ödülü de cezası da adaleti de her zaman EN GÜZEL BİR ŞEKİLDE yerini bulur.

Selam olsun Harun peygambere de diyorum, Yahudiler, Hristiyanlar yüzyıllar boyunca onun hakkında yalan söylemiş olsalar da, işte Kuran ile gerçek gelmiş ve biz bu gerçeği apaçık görüyoruz ve hataları olsa dahi, onun altınları toplayıp put üretmediğini biliyoruz.

Çok şükür bize bu bilgi ulaştı ve manevi alemde biz de kendisine selam edip, gerçeği bildiğimizi, anladığımızı söyleyebiliyoruz. Ne güzel dilemiş Allah. Sonuçta Allah katında 100 yıl, 1000 yıl, 5 bin, 10 bin yıl ne ki… Belki 3-5 saat gibi. :)

İşte Kuran ile Harun peygamberin temize çıkışı:

Cennetle cehennem arası bölge 148-154 (Araf: cennetle cehennem arası bölge)

Musa’nın kavmi, onun Allah’la konuşmaya gidişinden sonra, süs eşyalarından oluşmuş, böğürebilen bir buzağı heykelini ilah edinmişti. Görmediler mi ki, o onlarla ne konuşabiliyor ne de kendilerine yol gösterebiliyor? Onu benimsediler ve zalimler haline geldiler.
Başları avuçları arasına düşürülüp de sapmış olduklarını fark ettiklerinde şöyle yakardılar: “Rabbimiz bize merhamet etmez, bizi affetmezse mutlaka hüsrana düşenlerden olacağız.”
Musa, kızgın ve üzgün bir halde kavmine döndüğünde şöyle dedi: “Benden sonra arkamdan ne kötü şeyler yaptınız! Rabbinizin emrini bekleyemediniz mi? Levhaları yere attı, kardeşinin başını tuttu, kendisine doğru çekiyordu. Kardeşi dedi ki: “Ey annem oğlu! Bu topluluk beni horlayıp hırpaladı. Nerdeyse canımı alıyorlardı. Bir de sen düşmanları bana güldürme. Beni şu zalim toplulukla bir tutma.”
Musa şöyle yakardı: “Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Rahmetine sok bizi. Sen, rahmet edenlerin en merhametlisisin.”
Buzağıyı ilah edinenler var ya, yakında onlara Rablerinden bir öfke ve dünya hayatında bir zillet ulaşacaktır. İftiracıları böyle cezalandırırız biz.
Günahlar işlendikten sonra tövbe ile iman edenlere gelince, o tövbe imandan sonra Allah çok affedici, çok merhametli olacaktır.
Öfke, Musa’yı rahat bırakınca, levhaları aldı. Onlardaki yazıda, yalnız Rableri karşısında ürperenler için bir rahmet ve bir kılavuz vardı.

(Zillet: Hor görülme, aşağılanma)

Ve…

Taha 83-98 (Taha: ta ve ha harfleri)

Seni toplumundan çabucak uzaklaştıran neydi, ey Mûsa?
Dedi: “Onlar, benim eserim üzerindeler. Ben sana gelmede acele davrandım ki, benden hoşnut olasın, ey Rabbim!”
Buyurdu: “Biz senden sonra toplumunu tam bir biçimde imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı.”
Bunun üzerine Mûsa, öfkeli ve ümidi kırık bir halde kavmine döndü. Dedi: “Ey toplumum! Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı? Süre mi size uzun geldi yoksa Rabbinizden üzerinize bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze ters davrandınız?”
Dediler ki: “Biz sana kendi irademizle/malımızla karşı çıkmadık. Olay şu: Bize o topluluğun süs eşyalarından bazıları yükletilmişti, onları kaldırıp attık; aynı şekilde Sâmirî de attı.”
Sâmirî onlar için, böğürmesi olan bir buzağı heykeli çıkardı. Dediler ki: “Bu, hem sizin hem de Mûsa’nın tanrısıdır. Ama Mûsa unuttu.”
Görmüyorlar mı ki; o buzağı onlara bir sözü geri çeviremiyor; kendilerine bir zarar veremiyor, bir yarar sağlayamıyor.
Yemin olsun, Hârun daha önce onlara şunu söylemişti: “Ey kavmim, siz bununla imtihan edildiniz. Sizin Rabbiniz o Rahman’dır. Artık bana uyun, emrime itaat edin!”
Onlar şöyle demişlerdi: “Mûsa bize dönünceye kadar ona tapıcılar olmakta devam edeceğiz.”
Mûsa dedi: “Ey Hârun, onların saptıklarını gördüğün zaman seni ne engelledi de,
Benim ardım sıra gelmedin. Emrime isyan mı ettin?”
Hârun dedi: “Ey annemin oğlu! Sakalımı, başımı tutma. Ben senin şöyle diyeceğinden korkmuştum: ‘Beniisrail arasına ayrılık soktun, sözüme bağlı kalmadın!”
Mûsa dedi: “Senin derdin neydi, ey Sâmirî?”
Sâmirî dedi: “Onların görmediklerini gördüm. Resulün izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Nefsim bana böylesini hoş gösterdi.”
Mûsa dedi: “Defol, çünkü sen, hayatın boyunca “bana dokunmayın” diyeceksin! Ve senin için asla kaytaramayacağın bir hesap zamanı da var. O başını bekleyip durduğun tanrına bir bak! Onu kesinlikle yakacağız, sonra da un ufak edip denize dökeceğiz.”
Gerçek olan şu ki, sizin ilahınız kendisinden başka hiçbir tanrı olmayan Allah’tır. O, ilim bakımından herşeyi çepeçevre kuşatmıştır.

2- İKİNCİ farkındalığım, 10 Emir’deki her bir madde son derece temel olsa dahi ve herkes tarafından bilinse dahi, söylenmesi, hatırlatılması gereken konular.

İnsanlar gerçekten bu temellerin onlara kelime kelime söylenmesine açlar.

Örnek olarak, herkes insan öldürmenin kötü bir şey olduğunu bilir. Fakat bir kavganın heyecanında insanın mantıkla düşünecek hali olmadığından, sadece kendisine kelime kelime söylenmiş, benimsetilmiş şeyleri hatırlayabilir ve kendisini bu tür bir günahtan koruyabilir.

Toplumda, dizilerde, filmlerde, silah kullanmanın havalı olduğu ve benzeri şeyler  o kadar çok övülüyor ve özellikle gençlere benimsetiliyor ki, onlar ve hatta pek çok insan, silah kullanmayı marifet, bir gösteriş, bir gurur meselesi olarak görüp, aksini de hiç duymadığı için, ilk fırsatta bir silaha sarılıp kendini günaha sokabiliyor.

İnsanların eğitime, tavsiyeye ihtiyacı var.

İnsanlar iyi, güzel, doğru öğütlere açlar.

Örnek de vereyim:

Parkta 10 yaşlarında çocuklar aralarında konuşuyorlar. Bir tanesi, ağzı son derece bozuk, inanılmaz küfürlerle, sahneyi kapmış durumda. Üstelik babasının silahından bahsediyor, şöyle yaptım, böyle yaptım diyor. Babası alkolik, ailelerinde geçim yok, çocuk tamamen başıboş kalmış, okula gidiyor ama sahipsiz ve eğitimsiz. Acaba bu çocuğun başına neler gelecek…

Hadi o çocuğun durumunu anlıyoruz, ileride suç işlediğinde, bunun sebepleri bariz. Fakat o çocuğun etrafındaki, kibar, masum, çalışkan çocuklar.. Onlar ne olacak? Karşılarında silahın reklamı yapılıyor. Küfürün reklamı yapılıyor ve inanılmaz renkli ve havalı bir tiyatro sergileniyor onları da etkileyebilmek için.

Bu masum çocuklar da eve gittiğinde, kimse onlara adam öldürme, hırsızlık etme, başkalarının hiçbir şeyine imrenme, ve isteme gibi bu kadar bariz ve açık öğütleri, emirleri vermiyor.

Kötülük çok konuşuyor, iyilik susuyor.

O çocukların hali ne olacak?

O çocukların BÜYÜK KISMI bu tür reklamlardan etkileniyor. Çünkü ya aklını kalbini dinleyecek ve silah, küfür, sigara, kötü alışkanlıklar yanlış ve kötü diyecek fakat bunu yapayalnız söyleyip, kendini pısırık ve sönük ve korkak hissedecek, ya da ‘ben de kahraman olucam’ ‘ben de o oğlan gibi, cesur ve havalı olucam’ diye o yolun yolcusu olmanın ilk adımlarını atacak, ilk niyet ve kararlarını verecek.

İşte bu sebeple, bu emirlerin anlaşılır ve güzel bir şekilde, Kuran’ın diliyle söylenmesi, öğretilmesi, yayılması çok önemli.

Ve hepsi Kuran’da da açık bir şekilde verilmiş.

İnek 83-84 (Bakara: İnek)

İsrailoğulları’ndan şöyle bir söz de almıştık: Allah’tan başkasına ibadet etmeyin, anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik ve güzellikle davranın. İnsanlara güzeli ve güzelliği söyleyin. Namazı kılın, zekâtı verin. Bütün bunlardan sonra siz, pek azınız müstesna, sırt çevirdiniz. Hâlâ da yüz çevirip duruyorsunuz.
Sizden şu sözü de almıştık: Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz. Birbirlerinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız. Bunu kabul etmiştiniz. Hâlâ da buna tanıklarsınız.

Hayvanlar, davarlar 151-153 (Enam: Hayvanlar davarlar)

De ki onlara: “Hadi gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını yüzünüze karşı okuyayım: Hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın. Ana-babaya çok iyi davranın. Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; biz sizi de onları da rızıklandırırız. Kötülüklerin görünenine de gizli kalanına da yaklaşmayın. Allah’ın saygın ve aziz kıldığı cana, bir hakkı savunmak dışında kıymayın. Allah size bunları önerdi ki, aklınızı işletebilesiniz.”
“Yetimin malına yaklaşmayın! Ancak rüştüne erişinceye kadar en güzel yolla ilgilenme hali müstesna. Ölçme ve tartmayı tam bir dürüstlükle yerine getirin. Hiç kimseye yaratılış kapasitesinin üstünde yükümlülük getirmiyoruz. Konuştuğunuz zaman, yakınlarınız aleyhine de olsa, adaleti gözetin. Ve Allah’a verdiğiniz söze sadık kalın. Düşünüp öğüt alasınız diye O size bunları önerdi.
Bu benim dosdoğru yolumdur, onu izleyin, başka yolları izlemeyin! Yoksa bu hal sizi O’nun yolundan uzaklaştırıp parçalara böler. Sakınıp korunasınız diye O bunu önermiştir size.

Gece yürüyüşü 22-39 (İsra: Gece yürüyüşü)

Allah’ın yanına başka bir ilah koyma ki, yapayalnız ve horlanmış olarak oturup kalmayasın.
Rabbin şöyle hükmetti: O’ndan başkasına kulluk / ibadet etmeyin, anaya babaya çok iyi davranın: Onlardan birisi yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına gelirse sakın onlara “Öf!” bile deme; onları azarlama, onlara tatlı, iltifatlı söz söyle.
Rahmetten yerlere eğilme kanadını onlar için indir ve de ki: “Rabbim, merhametli davran onlara, tıpkı küçüklüğümde beni koruyup büyüttükleri gibi.”
Benliklerinizin içindekini Rabbiniz daha iyi bilir. Eğer siz barışsever/iyi kişiler olursanız O, tövbeye sarılanları affeder.
Akrabaya hakkını ver. Çaresize, yolda kalana da. Fakat saçıp savurma.
Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleri olurlar. Ve şeytan, kendi Rabbine nankörlük etmiştir.
Eğer onlardan, Rabbinden ümit ettiğin bir rahmeti bekleme yüzünden yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak/tatlı bir söz söyle.
Elini bağlayıp boynuna asma. Ama onu büsbütün de salıverme. Sonra kınanır, hasret içinde bir köşede büzülür kalırsın.
Hiç kuşkusuz Rabbin, dilediğine rızkı açar da kısar da. O, kullarını görüyor, onlardan haber alıyor.
Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da sizi de biz rızıklandırıyoruz. Kuşkusuz, onları öldürmek büyük bir günahtır.
Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o iğrenç bir iştir; yol olarak da çok kötüdür.
Allah’ın saygıya layık kıldığı cana haklı bir sebep yokken kıymayın. Kim haksızlıkla öldürülürse, onun velisine yetki/söz hakkı vermişizdir. Ama o da öldürmede sınır tanımazlık etmesin. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.
Yetimin malına yaklaşmayın. Ancak rüştüne erişinceye kadar, güzel bir yolla ilgilenebilirsiniz. Ahdinize vefalı olun çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.
Ölçtüğünüz zaman tam ve dürüst ölçün. Hilesiz teraziyle tartın. Bu, hem hayırlı hem de sonuç bakımından güzeldir.
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.
Yeryüzünde kasılıp kabararak yürüme! Çünkü sen, yeri asla yırtamazsın, uzunlukça da dağlara ulaşamazsın.
Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbin katında çirkin görülmüştür.
Bunlar, Rabbinin sana, hikmetten vahyetmiş olduklarıdır. Allah’ın yanına başka tanrı koyma ki, kınanmış ve kovulmuş bir halde cehenneme atılmayasın.

Görüyoruz ki bu konular Kuran’da da önemle duyurulmuş.

Mesela zinanın sadece evli insanların yasak ilişkileri değil, evlilik dışı her türlü cinsi ilişki olduğunu tartışan dahi yok. Bilen de pek yok.

Türkiye’de, kızına oğluna zina kötüdür diyen kaç aile vardır acaba?

Hatta zinanın kötü olduğunu, evlenmeden ilişkinin kötü olduğunu ima eden kaç aile vardır?

Bana sanki hiç kalmadı gibi geliyor.

Hatta evlenmeden ilişki kötüdür desek birilerine, toplumun 3′de biri linç etmek için hazır bekliyor, sen ne karışırsın bizim özgürlüğümüze türünden.

Dindar görünen, başı kapalı kızlar dahi, erkek arkadaş edinip, gezmeyi tozmayı, hayatın kaçınılmaz bir zevki olarak kabul ediyor. Erkek arkadaş, kız arkadaş, tanımak için çıkmak bahanesi ile düzinelerce kişi ile dolaşmak gezmek normal sayılıyor.

Zina demokratik bir hak haline geldi.

Neredeyse ‘zina kötüdür’ demek suç haline gelecek.

Ancak, bu yazılarımı okuyan siz sevgili anneler ve anne olacak, veya olmak isteyen, kız evlat, erkek evlat yetiştiren, yetiştirecek bayanlar, sözüm sizlere…

Allah bizi seviyor.

Allah bizim iyiliğimizi istiyor.

Allah bizi bu hayatta da öteki hayatta da mutlu görmek istiyor.

Ve bu sebeple Allah her peygamberle bize mesaj gönderdi.

Ve bu mesajın en temellerinden birisi de çocuklarımıza doğruları yanlışları açık açık, net net, madde madde söylemek ve sessiz kalmamak.

Evet belki siz de hata ettiniz, romanlardan, filmlerden, dizilerden etkilendiniz ve evlilik dışı veya öncesi ilişkiyi ‘normal’ kabul ettiniz.

Ancak işte burada ve şimdi Allah’ın öğüdü ve emri YİNE karşınızda.

Karar sizin.

Bu kuralın hiç bir faydası yoksa bile bir faydası, etrafımıza aklı başında erkeklerin toplanması olacaktır. (Erkekler için de aklı başında kızların tabii ki.)

Bu iyiliği, kızlarınıza, oğullarınıza çok görmeyin. Onların mutluluğu, geleceği için, Allah’ın bu öğüdünü, emrini, onlara iletin.

Not: Tabii bu ricam sadece zina için değil. Kuran’daki tüm emir ve öğütler için.

Mesela ‘Başkalarının hiç bir şeyine imrenme, isteme.’ konusu başlı başına bir makale olur. Özellikle gençler için bu konu o kadar kalıcı zararlara sebep oluyor ki…

3- ÜÇÜNCÜ farkındalığa gelince…

On Emirden bir tanesi, iş güç ile 6 gün meşgul olduktan sonra BİR GÜN çalışmamak ve Allah’a ibadet etmek ile ilgili.

‘Cumartesi günü, işi gücü bırakın ve ibadet edin, şükredin.’

Yahudilere Cumartesi günü ibadet edin, o gün işi, gücü, ticareti bırakın denmiş.

Hristiyanlara Pazar günü bunu yapmaları söylenmiş. Ve Müslümanlara da Cuma.

Farkındalığım şu oldu ki, kutsal olan günün kendisi değil, yoksa Allah her kitabında aynı günü söylerdi. Önemli olan BİR GÜN. Haftada bir gün bu dünya ile, iş güç ile, alışverişle uğraşmayı kes ve ÖTEKİ HAYAT için bir huzur, bir dua, bir manevi temizlik, bir ibadet ile meşgul ol.

Ve Allah bunu BİZİM için istiyor. Bizim iyiliğimiz için. Bizim mutluluğumuz için. Bizim öteki hayatta ve hatta bu hayatta da bir iyiliğe, bir güzelliğe ulaşmamız için.

Ancak, günümüzdeki hale bir bakın.

Alışveriş merkezlerinde, dükkanlarda EN ÇOK İŞ OLAN, insanların EN ÇOK alışveriş yaptıkları, en çok para harcadıkları, en çok gezdikleri, eğlendikleri günler hangileri?

EVET! Cuma, Cumartesi, Pazar!

Yoldan bu kadar da açık bir şekilde çıkılınır mı?

Evet, demek çıkılınabiliyormuş.

Ancak Allah kitaplarıyla, emirleriyle, sözleriyle, sadece kalbinde iyilik olanlara yardım ediyor, kalbinde kötülük olanların sapkınlıklarını arttırıyor tüm bu emirler. Bu da 3. farkındalığım idi.

Balarısı 124 (Nahl: Balarısı)

Cumartesi tatili, sadece onda ihtilaf edenlere farz kılındı. Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında, onlar arasında kıyamet günü hüküm verecektir.

Çekim Yasası için 10 Emir

10 Emir’deki elzem ve hayati öğütleri görüp de insan ‘Acaba çekim yasası için 10 Emir şeklinde prensiplerin özetlenmesi olabilir mi?’ diye düşünüyor.

Ben de tabii ki çekim yasası öğretmeni olarak, bunu yapmak için yola çıktım ve sanki güzel de oldu.

10 adet yapmamız ve yapmamamız gereken şeyleri okumak, görmek benim de aklımı kalbimi açtı.

Dilerim size de faydalı olur.

İşte çekim yasası için 10 Emir: :D

Follow Me on Pinterest Pinterest'te Takip Et!
 
Yorumlar (5)
  1. Funda Teyze
    19:40, 29 Ocak 2019

    Bu 10 Emir aslında 15 de olabilirdi ancak Allah’ı ve dini hatırlatan yazılar yazmayı sevdiğim için, 10 Emir şeklinde olmasını istedim.

    Üstelik bu hem benim için hem de okuyanlar için ‘zikir’ yani Allah’ın adını anmak sayılıyorsa, ne mutlu bana.

  2. Funda Teyze
    19:46, 29 Ocak 2019

    Zikir deyince, aslında araştırmamı yaparken, bu 10 Emir’in ASIL ifadelerine baktım ve benim KÖTÜLÜK İÇİN ALLAH’IN ADINI KULLANMA şeklinde verdiğim maddeyi, aslında onlar ‘Allah’ın adını boş yere anma’ şeklinde vermişlerdi.

    Ancak ben biliyorsunuz, eski kutsal kitaplardaki konuları, KURAN’DAN ONAY YOKSA kullanmayı tercih etmiyorum.

    Bu konuyu da Kuran’da arayınca, gördüm ki, Kuran’da tekrar tekrar ‘Allah’ın adını an’ şeklinde açık ve net emirler var.

    Ve bu farklı ifadeleri çözmek istedim.

    Ve Kuran’da gördüğüm şu ifade aklımı kalbimi açtı.

    İyilik etmenize, takvaya sarılmanıza, insanlar arasında barışı kurmanıza engel yapmak üzere Allah’ı yeminlerinize siper haline getirmeyin. (İnek 224)

    Yani bu ne demek, ‘kötülük için Allah’ın adını kullanmayın’ demek.

    Bu sebeple o maddeyi de bu şekilde yazdım.

  3. Funda Teyze
    20:13, 29 Ocak 2019

    Bir farkındalık daha….

    Araştırmam sırasında gördüm ki, bu insanlar altından buzağı heykeli yapıp bir de çevresinde dans etmişler alem yapmışlar.

    Burada görüyoruz ki, bu tür çok ilahlı dinlerin peşinde koşanlar maalesef çok düşük ve ahlaksız bir hayat standardına da sahip.

    Alem yapmak, çeşit çeşit ahlaksızlıklar, zina ve sonucunda yaşanan rezillikler, dans partileri, kimin eli kimin cebinde belli değil, aşk desen, aşkı sevgiyi yaşamak mümkün değil, çünkü her şey ilişki, eğlence, altın, para, alkole indirgenmiş.

    Oysa ki Allah kitap gönderiyor. Bizi erdemlere, ahlaka davet ediyor. Bize sadakati, sevgiyi, saygıyı, aileyi, çalışmayı, mutluluğu getiriyor.

    Aradaki tezatı görebiliyor musunuz?

    Eğer din konusunda en ufak bir kuşkunuz varsa, bir düşünün, Allah’tan uzaklaşınca neden rezillikler, ahlaksızlıklar geliyor? Tek Allah deyince neden ‘ahlak ve erdem’ hayatın merkezine geliyor? Neden aynı insanlar başka tanrılara gidince ahlaksız işlere, alemlere, partilere, danslara düşüveriyorlar?

    Demek istediğim, DOĞRU ADRESE gittiğimiz zaman yani Allah’a yöneldiğimiz zaman, üzerimize yüksek bir ahlak yağmuru yağıyor.

    YANLIŞ ADRESE yöneldiğimizde de adına din dahi desek, üzerimize pislik yağıyor.

    Aradaki tezat, ruhi alemde doğru bir adres olduğunu ve o adresin de Allah olduğunu göstermiyor mu?

  4. Funda Teyze
    07:24, 30 Ocak 2019

    Kuran’dan ayetler:

    Ben Allah’ım. İlah yoktur benden başka. (Taha 14)

    Bir başka ilaha daha yalvarma/davet etme. (Şairler 213)

    İyilik etmenize, takvaya sarılmanıza, insanlar arasında barışı kurmanıza engel yapmak üzere Allah’ı yeminlerinize siper haline getirmeyin. (İnek 224)

  5. Funda Teyze
    08:05, 30 Ocak 2019

    Bu da başka sitelerde yazdığı hali ile 10 Emir:

    1. Allah’tan başka ilâhların olmayacak.
    2. Kendin için oyma put yapmayacaksın.
    3. Allah’ın ismini boş yere anmayacaksın.
    4. Cumartesi günü hiçbir iş yapmayacaksın.
    5. Babana ve anana hürmet edeceksin.
    6. Adam öldürmeyeceksin.
    7. Zina etmeyeceksin.
    8. Çalmayacaksın.
    9. Yalan şahitliği yapmayacaksın.
    10. Komşunun hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.

Yorum Yaz

Bu site, çok sevgili ve değerli ÖĞRENCİLERİM ve öğrencim olmak isteyen bayanlar için hazırlanmıştır.

Funda Teyze'nin öğrencileri kimler?:

Funda Teyze'nin öğrencileri:
** Akıl ve kalp merkezli,
** Hayatın 8 parçasını seven, sevmek isteyen,
** Hayatının her parçasında başarı isteyen,
** Hayatının her parçasını takdir etmeyi, teşekkür etmeyi bilen ve seven,
** Bir hatasını, yanlışını farkedince, bunun üzerinde ısrar etmeden azim ve kararlılıkla vazgeçmeye, hep iyiden, güzelden, doğrudan yana olmaya kararlı ve niyetli,
** Ve en önemlisi de, öğrenmeyi çok ama çok seven,
** doğru öğretmeni bulduktan sonra, hayatının her parçasında da olduğu gibi öğretmenine de sadakat gösterebilen,
** Allah'ı seven,
** Allah'ın da onu ve herkesi çok sevdiğini bilen,
** Anne veya anne olmak isteyen,
** Mutlu ve huzurlu bir aile kurmak isteyen,
** Mutlu, huzurlu, sağlıklı, bolluk ve bereket içerisinde bir hayat isteyen,
** Hayatının 8 parçasında hayırlı uğurlu işler yapmak isteyen,
** Türk hanımları.

Hayatımızın 8 parçası derken, hemen hatırlatayım, hayatın vazgeçilemez 8 parçası şunlar:
1- Kişinin kendisi,
2- Ailesi,
3- Arkadaşları, ülkesi,
4- Tüm insanlık,
5- Tüm canlılar,
6- Tüm fiziksel evren,
7- Ruhlarımız,
8- Allah.

Beyler ve öğrenci olmaya niyeti olmayan bayanlar da tabii ki okumak isterlerse okuyabilirler ancak yorum ve sorularınızı kabul edemeyeceğimiz ve cevap veremeyeceğimiz için lütfen kusura bakmayın.

31 Aralık 2011 tarihi itibariyle artık, rumuzlu yorumları kabul edemiyoruz.

Harikulade yorumlarınız bizim için çok değerli. Bu sebeple, hayatın her hangi bir parçası için sevgisiz, saygısız, iyiden, güzelden, doğrudan yana olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aynı şekilde özel cevap isteklerini de karşılamam artık mümkün olamıyor. Anlayışınız için teşekkür ederim.

Lütfen yorumunuzda, okuyanlara ve güzelim Türkçemize olan sevgi ve saygınızı da, imla kurallarına elinizden geldiği kadar dikkat ederek gösterin.

Çok çok teşekkürler, çok çok sevgiler,

=======================
Çekim Yasası Öğretmeni
Ve Harikulade Dileklerin Funda Teyzesi
=======================

Not:
Harikulade dilekler derken kastettiğimiz hayatın 8 parçası için hayırlı, uğurlu, faydalı, güzel dilekler. Hayatın 8 parçasından birini veya daha çoğunu yok farzetmeyen, zarar vermeyen, iyi, güzel, doğru dilekler.
Hepimize kolay gelsin. :D

No trackbacks yet.

Mesaj gönder!
Loading...