Kararlar Yapışır!

Yorgun bir günümüzde, pek çok iş ters gitti, üzerine bir de çocuğumuz ağladı, yaramazlık yaptı, kendini yerlere attı ve biz bir an kendi kendimize olumsuz bir şeyler mırıldandık.

Hani hepimizin yaptığı şey var ya…

Hani hayattan veya bir kimseden veya bir şeyden yakınmak.

Örnek de vereyim:

Bıktım artık.
Anne olmak çok zor.
Hayat üstüme üstüme geliyor.
Nefret ediyorum hayattan.
Bu çocuk çok yaramaz.

vs vs.

Bunlardan birini rahatlamak için söylemiş olabiliriz. Kalbimizden bir çırpınışla hissetmiş de olabiliriz.

İşin gerçeği, bunun geçici bir gözlem olduğunu, acıyla söylendiğini de biliyorduk.

Fakat bilmediğimiz bir şey vardı:

Bizim herhangi bir anda söylediğimiz ve inandığımız bir şey, biz onu güzel bir şekilde temizleyene kadar, bizi bağlıyor ve içimize sabit olarak yerleşiyor. Ve ayrıca, çekim alanı olarak dalga dalga gerçekleşsin diye çevremize, hayata yayılıyor.

Yani biz olumsuz bir söylemde, olumsuz bir ifadede, hem kendi aklımızı kalbimizi bağlıyoruz, hem de çevremizi bağlıyoruz.

Neden basit bir ifade böyle bir beklenmedik yan etkiye sahip oluyor?

Bir minik, anlık olduğunu bildiğimiz karar, biz onun anlık olduğunu bilmemize rağmen, neden bu kadar yapışıyor ve her tarafa yayılıyor?

Ben şahsen, şöyle olduğunu düşünüyorum, daha doğrusu yıllar boyunca bu konuyu düşünüp, çeşit çeşit tahminlerde bulundum, ve burada onları sizlerle de paylaşmak isterim ve dilerim ki, Allah’ın yardımı ile aklımız kalbimiz açılsın ve gerçeği, doğruyu, hakkı hep beraber görelim, anlayalım.

Ve işte NEDEN ANLIK KARARLAR KALICI ETKİ YAPIYOR ve NEDEN KARARLAR HAYATI, KENDİMİZİ HATTA BAŞKALARINI BU KADAR ETKİLİYOR? sorularına bulduğum cevap ve teorilerim.

1. Teori:

Zamanla, aklımızda, kalbimizde, ruhumuzda o kadar çok olumsuzluklar birikiyor ki (buna banka diyorum) en ufak bir olumsuz lafımız son damla etkisini gösteriyor ve tüm olumsuzluklar kabarıp, canlanıyor ve bu sebeple o minicik karar yapışıp kalıyor ve hayatı olumsuz etkiliyor.

Soru: Peki o zaman TEK BİR anın acısıyla, tüm iç dünyamızı ve dış dünyamızı kalıcı olarak etkilemeden, lekelemeden nasıl yine de duygularımızı hissedeceğiz, acımıza acı, derdimize dert diyeceğiz?

2. Teori:

Hepimiz Allah’tan gelen ruhlarız ve gücümüzün farkında değiliz.

Ağzımızdan çıkan her sözün, aklımızdan geçen her düşüncenin, kalbimizden geçen her duygunun aslında hem aklımıza hem de dış aleme BİR EMİR olduğunun farkında değiliz.

Biz ‘bütün kelebekler beyazdır’ dediğimizde, bunun varoluşa yayılan bir emir olduğunu bilmiyoruz. Bu sebeple de cahillikle ‘düşünmek’ adı altında, hayatımıza olumsuz yapılar inşa ediyoruz.

Soru: Peki o zaman, nasıl düşüneceğiz? Nasıl karar vereceğiz?

Diyelim ki, ‘Ev çok dağınık’ diye düşündük ve dedik.

Bunu nasıl düşüneceğiz de bu sadece o anlık bir gözlem olarak kalacak ama hayatımıza yayılıp, bizi dağınık evlerde yaşayan bir insan haline getirmeyecek?

Bu kararımız nasıl sırf bu güne, bu ana, şu duruma kısıtlı olacak ve eve her geldiğimizde, ev toplu dahi olsa, onu dağınık olarak görmeyeceğiz?

3. Teori:

Cennetten düşmüş, Allah’tan uzaklaşmış ruhlar olarak, oluşturan ve sabitleyen kararlar ile, normal düşünce kararlarını birbirine karıştırıyoruz. İkisi AYRI duygular olmalı kanaatimce, farklı hisleri olmalı.

Soru: Peki o zaman, bu hisler neler, nasıl farklı olacaklar ve ne hissetmemiz ne düşünmemiz gerekiyor karar verirken?

4. Teori ve Sonuç:

Oluşturan kararlar ile normal düşünce kararları arasında bir fark yok aslında, HEPSİ oluşturan kararlar, hepsi sabitleyen kararlar.

Bizim kararlarımızın neyi ne kadar etkileyeceğini o anda biliyor olmamız gerekiyor. Yani kararların hayatımıza ve hayata etkisi konusunda bilgili ve bilinçli olmak gerek.

Bir örnek:

Eşimiz telefonda, ‘akşama kepekli buğday mı alayım, tam buğday ekmek mi alayım?’ diye sordu. Bir karar anındayız. ‘Kepekli al’ dedik ve bu şekilde kararımızı ilettik. Yani kararımız bizden ulaşması gereken yere bir top parçası ya da bir top gibi gönderildi ve biz onu göndererek kararımızı hayata geçirmiş olduk.

Başka bir gün eşimiz bize aynı soruyu yine sordu. Biz de bu sefer yine ‘kepekli al’ dedik fakat kalbimizden tam buğday geçiyordu. Ve nasıl olduysa eşimiz de bizim söylediğimizi değil, kalbimizden geçeni aldı ve eve tam buğday ekmek getirdi.

Bu hayatta çok sık olan bir şey.

Yani sözümüzün değil, niyetimizin hedefine ulaşması ve gerçekleşmesi.

Demek ki bir karar ÖNCE niyet sonra SÖZ olmak üzere bizden hedefine gönderdiğimiz bir top gibi her zaman.

Mesela işlerin ters gittiği, yorgun olduğunuz ve sıkıntılı olduğunuz bir anda, ‘ben hayattan bezdim’ deyiverdiniz.

Büyük bir ihtimalle siz de şimdi bu anlara baktığınızda, farkedeceksiniz ki, bu karar topunun nereye gönderileceği konusunda içimizde doğal bir çaba vardır.

Mesela bezdim ama bugün bezdim, çocuklarımı seviyorum, ailemi seviyorum, şeklinde kararlarımızı doğru hedeflendirme çabası olur içimizde.

İşte çok bezip de her şeyi yakıp yıkan derecede her tarafa karar topları gönderiyorsak, kendimden, ailemden, arkadaşlardan, insanlardan, ülkemden, dünyadan bezdim diye HEPSİNE top gönderiyorsak, işte orada kendimize olumsuz bir hayatın duvarlarını örüp, etrafımızı zincirlerle, karanlık toplarla, perdelerle kapatıyoruz.

Neden insanlar olumsuz kararlarını bir çırpınışla ve sanki hakaret edermişcesine herkese, her şeye, kendine ve tüm zamanlara, gelmişe geçmişe gönderme hatası yaparlar? İşte bence bunun sebebi yukarıdaki 1. 2. teorilerde de var.

1. Teori:

… Zamanla, aklımızda, kalbimizde, ruhumuzda o kadar çok olumsuzluklar birikiyor ki (buna banka diyorum) en ufak bir olumsuz lafımız son damla etkisini gösteriyor ve tüm olumsuzluklar kabarıp, canlanıyor ve bu sebeple o minicik karar yapışıp kalıyor ve hayatı olumsuz etkiliyor.

2. Teori:

… Ağzımızdan çıkan her sözün, aklımızdan geçen her düşüncenin, kalbimizden geçen her duygunun aslında hem aklımıza hem de dış aleme BİR EMİR olduğunun farkında değiliz.

Yani aslında tüm dört teori de, bir bütün teorinin parçaları, farklı açılardan gözlemlenmiş şekli.

Ve sonuç,

Kararlarımızın sabitleyici gücü var.

Hem düşünce kararlarımızın hem de oluşturucu kararlarımızın.

*******************************************

ÇARE:

‘Hayattan bezdim’ dediğimiz bir anda, bu kararın yarını bağlamayacağını orada düşünüyor ve biliyor olmamız gerek. Eğer bunu düşünmüyor, bilmiyor ve hatta aldırmıyorsak ve ne olursa olsun diyerek saldırganca davranıp, hatta tüm hayata hakaret eder gibi söylüyorsak, elbette tüm hayata da yayılacak söylediklerimiz.

Yani ne zaman olumsuz bir şey söylesek, yanında şu düşünceler de hep olmalı:

1- şeklinde duygularım var…

2- şu anda…

3- şu yaşadığım haliyle…

Mesela,

Nefret ediyorum hayattan… şeklinde duygularım var… şu anda… şu yaşadığım haliyle …

diyoruz. Ya içimizden fikir ve niyet olarak, ya da bunu öğrenene kadar sesli olarak.

Dikkat ettiyseniz,

1- ’Şeklinde duygularım var’ diyerek, dış dünyaya ve olup bitene yoğunlaşmak yerine, duygularımızı ifade ediyoruz. Sonuçta her durumu değiştirmek bizim KENDİ duygularımıza bağlı ve bu duygularla güzelce yüzleşebilmek ve ‘bu tür duygularım var’ diyebilmek, bizi tekrar durumun hakimi haline getiriyor.

Genelde abartılı kararlar, yoğun duygular sonucu veriliyor ve duygular da yılların birikimi olarak, bir olaylar zinciri sonucu ortaya çıkıyor. Yani bize neyin karar verdirdiğini ve karar verdiren şeyin duygularımız olduğunu ifade etmek ve bilmek çok önemli.

‘Hayat kötü’ dediğimizde biz çaresiz olduğumuzu, acı çekmek zorunda olduğumuzu ilan ediyoruz, ama ‘ben böyle hissediyorum’ dediğimizde, her an duygularımızın değişebileceğini ve hayata hakim olma ve durumu değiştirebilme ve düzeltebilme olasılıklarının var olduğunu, sonsuz olduğunu da ilan etmiş oluyoruz.

Ama bu sözün aslında en büyük faydası, duygularımızı korkmadan, kaçmadan hissedebilmek ve bunun anında getirdiği o temizlik, canlanış, enerji ve umut.

2- ‘Şu anda’ diyerek de zamanda sınırlama getiriyoruz ve bu kararı sonsuzluğa ve bütün hayatımıza yaymamış oluyoruz. Belki 1 saat sonra duygularımız değişiverecek ve her şey çok güzel oluverecek.

3- ‘Şu  yaşadığım haliyle’ diyerek, bütün hayatı değil, sadece içinde bulunduğumuz yeri, durumu kastediyoruz ve bir yer bir durum sınırlaması yapıyoruz. Hayatta güzel durumların olduğu olabileceği konusunda olasılıklara açığız ve bunu reddederek kendimizi karanlığa gömmüyoruz. Hayatın pek çok güzel durumları olabilir ve var.

—————————————————-

Bu saydığım 3 konu HER KARARIMIZIN YANINDA, İÇİNDE zaten olmalı, biz söylemesek dahi.

Çünkü ağzımızdan çıkan sözün, aklımızdan çıkan kararın, bizi nerede, ne kadar, nasıl bağladığını biz zaten bilmek zorundayız.

Eğer bunu bilmeden yaşıyorsak, zaten bu zincirler içinde yaşamak demek.

Cahilce, kendimizi ve hayatımızı kırıp dökerek, kalıcı zararlar vere vere kendimizi kendi yarattığımız bir olumsuz kararlar bataklığına mahkum ediyoruz.

Dilerim bu yazı, tüm okuyanların bu bataklıktan ve bu zincirlerden kurtulmasına yardım etsin, Allah dilerse.

——————————-

Tabii unutmayalım ki, 30-40 yaşlarından sonra bu olumsuz kararlar zincirleri iyice birikmiş oluyor. Ve her geçen gün de üzerine yenileri ekleniyor, artıyor, büyüyor.

Çare ne?

Bizim bilinçli bir şekilde hayatımızın, düşünce ve duygularımızın kontrolünü ele almamız lazım.

Bu da nasıl olacak?

Tabii ki, şu şekilde:

İletişim.

Sevgi.

Hemfikirlik.

Sorumluluk.

Bilgi.

Ve Kontrol.

Follow Me on Pinterest Pinterest'te Takip Et!
 
Yorumlar (3)
  1. Funda Teyze
    14:24, 25 Mart 2018

    Farkındalık 1:

    Karar dediğimiz mekanizmanın, yeteneğin, oluşturucu harekete geçirici, şekil verici etkisi olduğunu unutmuşuz.

    Onu sadece düşünce sanıyoruz ve onun sadece aklımızda olduğunu, aklımızda dolanıp durduğunu sanıyoruz ve onun dışarı uzantılarını etkilerini unutmuşuz ya da bilmiyoruz.

    Oysa ki nasıl mahkemedeki bir hakim karar verirse ve bu kararın yaptırım etkileri varsa, mesela bir kişi için bir hakim suçludur, ya da hatalıdır dediğinde bunun hapis, ceza vs yaptırımları varsa, KENDİ kararlarımızın da hayatımızda yaptırımları var.

    Fakat biz bunun farkında olmadan etrafa kararlarımızı gönderip durdukça, işte o zaman hayat da beterin beteri aşağı inmeye devam ediyor.

    Çok şükür farkettiren, uyandıran Allah’a.
    2k

  2. özlemi
    10:31, 18 Haziran 2018

    Çok şükür farkettiren Allah’a
    teşekkürler Funda Hocam ne güzel anlatmışsınız

  3. Funda Teyze
    23:49, 18 Haziran 2018

    :D :D :D Çok teşekkürler Özlemi arkadaşım. :D
    2k

Yorum Yaz

Bu site, çok sevgili ve değerli ÖĞRENCİLERİM ve öğrencim olmak isteyen bayanlar için hazırlanmıştır.

Funda Teyze'nin öğrencileri kimler?:

Funda Teyze'nin öğrencileri:
** Akıl ve kalp merkezli,
** Hayatın 8 parçasını seven, sevmek isteyen,
** Hayatının her parçasında başarı isteyen,
** Hayatının her parçasını takdir etmeyi, teşekkür etmeyi bilen ve seven,
** Bir hatasını, yanlışını farkedince, bunun üzerinde ısrar etmeden azim ve kararlılıkla vazgeçmeye, hep iyiden, güzelden, doğrudan yana olmaya kararlı ve niyetli,
** Ve en önemlisi de, öğrenmeyi çok ama çok seven,
** doğru öğretmeni bulduktan sonra, hayatının her parçasında da olduğu gibi öğretmenine de sadakat gösterebilen,
** Allah'ı seven,
** Allah'ın da onu ve herkesi çok sevdiğini bilen,
** Anne veya anne olmak isteyen,
** Mutlu ve huzurlu bir aile kurmak isteyen,
** Mutlu, huzurlu, sağlıklı, bolluk ve bereket içerisinde bir hayat isteyen,
** Hayatının 8 parçasında hayırlı uğurlu işler yapmak isteyen,
** Türk hanımları.

Hayatımızın 8 parçası derken, hemen hatırlatayım, hayatın vazgeçilemez 8 parçası şunlar:
1- Kişinin kendisi,
2- Ailesi,
3- Arkadaşları, ülkesi,
4- Tüm insanlık,
5- Tüm canlılar,
6- Tüm fiziksel evren,
7- Ruhlarımız,
8- Allah.

Beyler ve öğrenci olmaya niyeti olmayan bayanlar da tabii ki okumak isterlerse okuyabilirler ancak yorum ve sorularınızı kabul edemeyeceğimiz ve cevap veremeyeceğimiz için lütfen kusura bakmayın.

31 Aralık 2011 tarihi itibariyle artık, rumuzlu yorumları kabul edemiyoruz.

Harikulade yorumlarınız bizim için çok değerli. Bu sebeple, hayatın her hangi bir parçası için sevgisiz, saygısız, iyiden, güzelden, doğrudan yana olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aynı şekilde özel cevap isteklerini de karşılamam artık mümkün olamıyor. Anlayışınız için teşekkür ederim.

Lütfen yorumunuzda, okuyanlara ve güzelim Türkçemize olan sevgi ve saygınızı da, imla kurallarına elinizden geldiği kadar dikkat ederek gösterin.

Çok çok teşekkürler, çok çok sevgiler,

=======================
Çekim Yasası Öğretmeni
Ve Harikulade Dileklerin Funda Teyzesi
=======================

Not:
Harikulade dilekler derken kastettiğimiz hayatın 8 parçası için hayırlı, uğurlu, faydalı, güzel dilekler. Hayatın 8 parçasından birini veya daha çoğunu yok farzetmeyen, zarar vermeyen, iyi, güzel, doğru dilekler.
Hepimize kolay gelsin. :D

No trackbacks yet.

Mesaj gönder!
Loading...