Dualarımızdan Sonra Söylediğimiz Amin Ne Demek?

Geçenlerde maraton ve temizlik saati telesemineri arkadaşlarıma bir soru sordum. :D

Ve şimdi aynı soruyu siz sevgili okuyucularıma da sormak isterim. :D

Özellikle beni uzun zamandır okuyan sevgili arkadaşlarım,

Bunca zamandır birlikteyiz ve dualar da ediyoruz ama bilmiyorum hiç farkettiniz mi?

Ben pek amin demem. :D

Tabii farketmiş olsaydınız belki sorardınız. Bazı öğrencilerimle bu konuyu konuşmuşluğumuz da olabilir, ama sizlerle konuşup konuşmadığımıza emin olamadım. Ve sanırım bir makalede veya yazımda bu konudan henüz bahsetmemiştim.

İşte bugünkü makalemizde dualarımızdan sonra söylediğimiz AMİN kelimesini inceleyeceğiz.

Biliyor muydunuz, peygamberimizin Allah’ın şefkatine kavuşmasından 200 yıl kadar sonra gerçek olduğu da biraz muğlak bir hadis iddiası ile dinimize girmiş.

Tabii bunlar hassas konular olduğu için, o hassas konulara fazla bulaşmadan, KELİME ANLAMI açısından bugün makalemde bu konuyu açıklığa kavuşturacağım. Ve makalenin sonunda eğer isterseniz biraz da tarih bilgisi bulabilirsiniz. :D

******************************************

Biliyorsunuz, ben ezbere, otomatik, anlamını tam olarak bilmeden, anlamadan yaptığımız her şeyi bilinçle ve Allah’a sığınıp aklımızı kalbimizi dinleyerek ve sorumluluk alarak ve bilerek yapmak taraftarıyım.

Tabi ki arada, bazen bir şeyleri otomatik pilota bağlamakta da bir güzellik olabilir ama bunu sürekli yaparsak, bir de bakmışız hayatımızın kontrolü elimizden çıkıvermiş ve kendimizi pek de hoşumuza gitmeyen durumlarda buluvermişiz.

Hani bir makalemde anlatmıştım, hayatımızı otomatik yaşadığımız zaman, hatta sürekli yaptığımız şeyleri neden yaptığımızı bile bilmeden, hatta araştırmadan yaşarsak, nereye gideceğimiz, artık Allah’ın insafına kalmış ama, Kuran’dan da öğreniyoruz ki, bu dünya bir bekleme, sınava tabii tutulma ve uyanıp farketme, öğrenme, anlama yeri.

Evet Allah’ın insafına kalmış ve Allah da sınavımıza bol bol yardım edip, sınav cevaplarını bize çok şükür, serbestçe sunmakla birlikte, sonuçta bir sınavda olduğumuzu bize hatırlatıyor hep Kuran ile ve sınavlarını çok iyi geçmeyi başarmış sevgili peygamberlerle.

*******************************************

Ve benim neden dualarımız sonunda amin demediğim konusuna gelmeden önce, pek çok şeyi otomatik yapmak konusunda, çok sevgili bir öğrencimle aramızda geçen bir minik konuşmayı da yazmak isterim. :D

Eskiden otomatik yaptığı ve hiç de garip bulmadığı şey, benim kutlama mesajlarıma hiç cevap yazmamakken, ben bir kere konuyu açıp kutlama mesajıma da düşünce ve hisleriyle cevap vermesini rica edince, ve o da uygulayınca, bu kez cevap vermemenin garip geldiğini söylemişti. :D

İşte onun o mesajı:

Çok sevgili bir öğrencimin mesajı:

Sizin kutlama mesajlarınıza bir dönem hiç cevap yazmıyordum. Ve siz kutlama mesajlarınıza cevap yazmam için beni uyarana kadar cevap yazmamam garip gelmemişti. :) Şimdi garip geliyor. :)

İşte farkında bile olmadan yaptığımız veya yapmadığımız minicik şeylerin nasıl da bize garip gelmeyebileceğini, ama ne yaptığımızı bilerek yapınca veya yapmayınca, nasıl da uyanıp FARKINDA bir hayat yaşadığımızı, ve asıl o garip gelmemenin asıl garip olan şey olduğunu farkedebiliyoruz.

(Evet, bu cümle biraz dallı budaklı, ben de 2-3 kere yavaş yavaş okudum, ne demek istediğimi anlatabilmiş miyim diye. :D :D )

Evet, daha önce garip gelmeyen şeyler, farkında bir insana artık garip gelmeye başlıyor.

İşte ben buna uyanmak diyorum, farketmek, hayatı farkında ve bilerek yaşamak.

Sağ olsun sevgili arkadaşım, artık hem beni kutlama konusunda hem de benim onu kutlamalarıma cevap vermek ve düşünce duygularını benimle de paylaşmak konusunda son derece bilinçli ve karşılıklı iletişimimize maşallah. :D (Maşallah, Allah dilemiş de olmuş, demek. Ve hayatta yaşadığımız bir güzellik için Allah’ı aradan çıkartmadan, ona da atıfta bulunmak, yani ona hakkını vermek, onun yaşadığımız o güzellikteki hak ve gerçek ve büyük payını vermek demek.)

********************************************

Ve gelelim amin konusuna.

Yıllar önce ‘amin ne demek?’ diye sözlüklerde dolaştıktan ve anlamını anladıktan sonra, o sözü pek kullanmamaya ama ASIL ANLAMINI bilerek, ve kastederek bol bol kullanmaya dikkat ettim hep, çok şükür.

Size de bu sözün nereden geldiğini ve anlamını bugün vereyim mi?

Bu sözün 3 değişik anlamı var aslında.

Sadece Arapçada ve Müslümanlıkta değil, Hristiyanlıkta ve Yahudilikte de kulanılıyor.

1- Sözün orijinal anlamı ve kaynağı, Yahudi dilinden geliyor, ve KESİNLİKLE demek. (Certainly)

2- Bu sözün orjinalinin sözlüklerdeki resmi anlamı, ÖYLE OLSUN demek. (So be it!)

3- Halk arasında kullanılan anlamı da, aslında yine iki çeşit kendi içinde de:
a) BEN DE KATILIYORUM,
b) ALLAH KABUL ETSİN.

İşte bu sebeplerle, ben ezbere AMİN demek yerine dualardan sonra, aklımdan ve kalbimden artık ne geçiyorsa söylemek istediğim şeye göre o asıl anlamı kullanıyorum,

ki bu,

ALLAH KABUL ETSİN olabilir,
ALLAH’IM KABUL ET, olabilir.
İNŞALLAH GERÇEK OLUR, yani ALLAH DİLERSE GERÇEK OLSUN, olabilir.
İNŞALLAH OLSUN, yani ALLAH DİLERSE OLSUN, olabilir,
NE GÜZEL SÖYLEDİN, BİZİM DUALARIMIZA TERCÜMAN OLDUN, olabilir.
BEN DE KATILIYORUM DUANA, olabilir.
BEN DE ONAYLIYORUM ve DESTEKLİYORUM, olabilir.

Bilmiyorum sevgili arkadaşlarım, benim AMİN demediğimi ve dualardan sonra Allah’ a sığınıp, aklımı kalbimi dinleyip, bunlardan birini veya benzerlerini söylediğimi farketmiş miydiniz?

Ve işte çok şükür bu konu da bir makaleye dahil oldu bugün. :D

Çok şükür.
Çok şükür.
Çok şükür.

Tabii kullanmamamın bir diğer sebebi de, sevgili arkadaşlarım, bu sözün ORİJİNAL yani Yahudi dilindeki anlamı, KESİNLİKLE demekmiş.

Oysa ki Kuran’da bize hiç bir şey için KESİNLİKLE YAPACAĞIM, KESİNLİKLE OLSUN demememiz öğütlenmiyor mu? Dualardan sonra, kesinlikle dersek, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu durumları olmuyor mu? İlle de istemek durumlarına düşmüyor muyuz? :D (Bakınız: Mağara suresi (kehf) 23-24)

Tabii bu en başlardaki anlamı.

Artık o anlam yok diyebiliriz. Artık sadece ALLAH KABUL ETSİN anlamında söyleniyor görebildiğim kadarıyla.

Ve pek tabii bu kelime, EMİN kelimesi ile de aynı köke sahip.

Yani aslında anlamının,

ALLAH’TAN EMİNİM.
ALLAH EN İYİSİNİ BİLİR.
ALLAH’IN EN İYİSİNİ BİLDİĞİNDEN EMİNİM.

türünden de anlamları da olabilir ve bu anlamda kullanmakta bence de hiç bir sakınca yok.

Ama benim şahsi tavsiyem, anlamını bilmediğimiz şeyleri “belki şu anlam, belki bu anlam” diye kullanmamakta büyük fayda var.

Ağzımızdan çıkan tüm sözleri, ve hatta kendi kendimize düşündüklerimizi dahi, anlayarak bilerek, bilinçle kullanmakta büyük fayda var.

Onun için madem, Allah’tan eminim demek istiyoruz, doğrudan Allah’tan eminim, demekte büyük fayda var.

Siz ne dersiniz çok sevgili arkadaşlarım?

**********************************************

Not:

Geçen haftaki temizlik saatimizde bu konuları tekrar konuşurken, benim (ve sanırım katılan diğer arkadaşlarımın da :D) aklım ve  kalbim hemfikir oldu ve bundan böyle dualarımın sonunda “ALLAH’IM LÜTFEN KABUL ET DUALARIMIZI” demeye karar verdim.

Ve ne ilginç, bunun ardından maratonda yaptığımız konuşmalarda, Allah’ın bize olan sevgisi, yardımı ve desteği ile ilgili yepyeni harikulade farkındalıklarımız oldu. :D

Şöyle ki, Sayın Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün de bir değerlendirmesine göre, Kuran’da amin geçmiyor.

Buradan da yola çıkarak farkettik ki, Allah dualarımıza nasıl başlayacağımızı bize Kuran’da öğretmiş. Ama nasıl bitireceğimiz konusunu açık bırakmış.

Sanırım duadan sonra, ‘Allah’ım kabul et lütfen’ dediğimiz zaman, sanki iletişimimiz ertesinde, mesajımızın zarfını kapatıp pulunu yapıştırıp yollamış gibi hoş bir rahatlık hissediyoruz.

Tabii bu aynı zamanda konunun kapanması da demek olabilir belki bizim için.

Eğer söylemezsek de konu açık gibi kalıyor, duamız bitmemiş gibi de oluyor.

Bunlar İLETİŞİMİN PARÇALARI.

Tamamlanmamış bir iletişim tek taraflı bir iletişim oluyor. Ve maalesef iletişimin tamamlanmaması, kişinin kalbini biraz kırıyor. Yani İletişim Sevgi, hemfikirlik üçgeni az biraz düşüveriyor.

Kuran’da “amin” olmaması bize Allah’tan çok güzel hem bir ders, hem de bir yardım, hem de sevgi ve yardım ifadesi.

Başında ne söyleyeceğimiz var ve öğretilmiş ama sonunda ne söyleyeceğimiz bize bırakılmış.

İletişim konusu Allah ile aramızda gördüğümüz üzere serbest, çok şükür.

Yani Allah bize bırakmış, bir şey söyleyelim mi, söylemeyelim mi? Duamızın sonunu rica ile veya sevgi dolu bir rica ile mi bitirelim, yoksa güçlü bir yakarışla mı?

Bize güç vermiş Allah, kendi iletişimimizi İSTEDİĞİMİZ GİBİ yapmamız ve tamamlamamız için.

Ki unutmayalım ki, LÜTFEN kelimesi bile bir rica ama, iletişimde lütfen ve rica bazen çok hassas olabiliyor, insan ilişkilerinde.

Mesela, insan hizmetçisinden de rica edebilir. Hatta memurlukta dilekçe yazarken bu konular bildiğim kadarıyla çok hassas. Rica ederim, üstten alta giden bir komut. Alttaki birisi üsttekine rica ederse kıyamet kopabiliyor.

İşte bu sebeple, burada Allah’ın bize olan sevgisini görebiliyoruz, çok şükür.

Allah bence bize iletişimimizi serbest bırakmak için, Kuran’da duanın sonunda ne diyeceğimizi belli bir şekilde belirtmemiş.

Çünkü, bence memurlukta olan bu “rica ederim dedin, demedin, nasıl dersin” vs konuları, hele hele bunu halktan ve milletten de beklemek bence hiç hoş değil.

İnsanın iletişimine, yeni hassasiyetler, aşırı gerginlikler ve hatta bazen vesvese ve suçluluk kuşkuları katmaktan başka bir işe yaramıyor.

Ama çok şükür, Allah ile iletişimimizde, Allah bizi bundan korumuş.

Şöyle dedin, böyle demedin, o şu demek, nasıl dersin, vs yok.

Allah sevgi dolu, ister rica et, ister talimat benzeri “kabul et Allah’ım” de, ister bir şey söyleme ister bizim sık sık yaptığımız gibi şükür ve övgü ile bitir, hatta istersen ağla yakar, içimizden nasıl geliyorsa Allah’tan öyle dilemekte ve iletişim kurmakta serbestiz, çok şükür.

İçimizden nasıl geliyorsa, sevgi saygı çerçevesinde, bazen çekinerek, bazen biraz çocukça, bazen ciddiyetle, bazen duygularımızın tüm coşkusuyla, içimizden kalbimizden gelen iletişimi kurmamızı istemiş ve bizi serbest bırakmış Allah, çok şükür.

Ne güzel oldu, bu konu da yine Allah’a şükür ve Allah’ın sevgisini hissederek, harikulade bir anlayış ve keşif yaşamamıza sebep oldu.

Şükürler olsun Allah’a.

Yani anlayışımızı toparlarsak,

İletişimi, arz ederim, rica ederim gibi, şunu dedin, şunu demedin gibi, aşırı detaylarla, kısıtlayıp, insanları zora koşmak, iletişimlerini kesmek iyi değil ve yanlış.

Fakat, bilinmeyen kelimeler kullanmak gibi kişiye ve herkese zararı olabilecek bir konuya herkesin dikkatine çekmek, verilen zarar sebebi ile gerekli olabiliyor.

Allah dualarınızı kabul etsin.

Çok çok sevgiler
2k

Not 2: Bir Minik Tarih Bilgisi

Aslında amin sözünün, Hristiyanlıkta bile duaların sonunda söylenmesi, SONRADAN başlayan bir alışkanlıkmış.

Hatta Yahudilikte bile, SONRADAN gelmiş.

Bazı İncillerde, dua sonunda DEĞİL, ama cümle başlarında gerçek anlamı ile kullanılıyormuş, ve o anlam da, ŞÜPHESİZ Kİ.

Bu ŞÜPHESİZ Kİ sözü, iyi, güzel, doğru bir beyanda bulunurken kullanılan, ne kadar da anlamlı bir ifade değil mi?

Ama sonra bu anlam muğlaklaşarak, duaların arkasından söylenmeye başlanmış.

Tabii tüm dinlerde duanın sonuna bir şey ekleme ihtiyacı, insanın iletişiminin doğal bir ihtiyacı ki, insanlar dualarının sonuna bir şeyler ekleyiveriyorlar.

Fakat gönül isterdi ki, bu kelime anlamını bildikleri, anlamı da güzel bir ifade olsun.

Onun yerine söylemesi kolay, kısa, ama anlamını pek kimsenin bilmediği bir şeyi tercih etmiş olmak, insanoğlunun her zamanki zayıflıklarını bize gösteriyor.

Ezbere ve otomatik olarak, ne yaptığımızı dahi bilmeden mi yapacağız?

Yoksa yapacağımız yaptığımız her şeyi, BİLEREK, GÖNÜLDEN, KASTEDEREK mi yapacağız?

İşte sınav. :D

Tabii kimileri de, bu sınavdan değil geçmek veya takılmak, daha en baştan kalıveriyorlar.

Ve insanoğlunun bir zayıflığı gereği kullandığı bu amin kelimesini bahane ederek, dini karalamaya, hatta Allah’a ve peygamberlerine işte bunlar da tarihteki bir çok masallardan biri sadece, anlamında Allah’ı ve peygamberleri ve dua eden binlerce kişiyi, amin kelimesi ile suçlu çıkarmaya çalışıyorlar.

Allah bizleri onlardan da, onların yazdıkları ve dağıttıkları bilgilerden de korusun.

Bizim de amin kelimesi ile yaşadığımız bu sınavı, hayırlısıyla uğurlusuyla, ve okuyanların, dua etme ve Allah’a sığınma isteklerini arttırarak geçmemize yardım etsin.

Hepimize kolay gelsin.

Follow Me on Pinterest Pinterest'te Takip Et!
 
Yorumlar (6)
  1. Özlemi
    11:35, 11 Şubat 2014

    Çok Sevgili Funda Hocam,

    Harikulade bir makalenizi daha okumak çok güzeldi. Ellerinize, aklınıza ve emeğinize sağlık. Ben de sizin öğrenciniz olarak ezbere yaptığım bazı şeyleri neden yaptığımı, ezbere söylediğim bazı kelimelerin artık anlamlarını bilerek, hissederek, yerinde kullanabilmenin huzurunu ve mutluluğunu yaşıyorum.

    Çok çok TEŞEKKÜRLER

  2. Funda Teyzen
    11:54, 11 Şubat 2014

    Çok çok sağ olasın Özlemi arkadaşım.

    Ne güzel. Allah huzur ve mutluluğunu arttırsın. Sen de çevrene yaşat bu huzur ve mutluluğu.

    Çok çok teşekkürler bu tatlı yorumun için.

    2k

  3. Alev
    13:26, 14 Şubat 2014

    Merhaba Sevgili Funda Öğretmenim,
    Bu harikulade makale için çok çok teşekkür ederim.
    Çok şükür ben de uyandım. :)
    Ben de artık dualarımı ezbere bir amin ile bitirmeye son verdim. Otomatik olarak, düşünmeden, ezbere yaptığım bir hareketi daha sizin harikulade yol gösterişinizle bırakarak iyi, güzel ve doğruyu seçtim çok şükür.
    Çok çok teşekkür ederim.
    Ben de dualarımı Allah’a sığınıp Allah’ım lütfen kabul et dualarımızı şeklinde bitirmeye karar verdim ve niyet ettim.
    Bundan sonra da otomatik olarak yapılan şeyler konusuna Allah’a sığınıp daha da bir dikkat edeceğim. Böyle bir durumda bulursam kendimi hemen Allah’a sığınıp temizliğimi yapıp iyiden güzelden doğrudan yana olmaya ve öğretmenimin yol gösterişlerini uygulamaya karar verip niyet ediyorum.
    Çok çok teşekkürler.
    Çok çok sevgiler. :)
    2k
    1m

  4. Funda Teyzen
    13:30, 14 Şubat 2014

    42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m
    2k
    Maşallah Alev arkadaşım. :D

    Hayırlı uğurlu olsun bu harikulade kararın.

    Ne mutlu bana da, bu güzel kararda bir yardımım olduysa. :D

    Çok çok sevgiler
    2k

  5. Sanem
    22:14, 14 Şubat 2014

    Sevgili Funda Öğretmen’im,

    Yine bizlere verdiğiniz bu değerli bilgiler için çok çok teşekkür ederim. Bende bundan sonra ezbere amin ile dualarımı bitirmek yerine Allah kabul etsin veya inşallah olsun demeye karar verip niyet ettim. :)

    Çok çok sevgiler.

    2k

  6. Funda Teyzen
    11:50, 15 Şubat 2014

    Ne güzel Sanem arkadaşım,

    Sana da maşallah. Allah dilemiş de olmuş, ne güzel. :D
    42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m 42m

    Senin de bu kararının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

    Çok çok sevgiler
    2k

Yorum Yaz

Bu site, çok sevgili ve değerli ÖĞRENCİLERİM ve öğrencim olmak isteyen bayanlar için hazırlanmıştır.

Funda Teyze'nin öğrencileri kimler?:

Funda Teyze'nin öğrencileri:
** Akıl ve kalp merkezli,
** Hayatın 8 parçasını seven, sevmek isteyen,
** Hayatının her parçasında başarı isteyen,
** Hayatının her parçasını takdir etmeyi, teşekkür etmeyi bilen ve seven,
** Bir hatasını, yanlışını farkedince, bunun üzerinde ısrar etmeden azim ve kararlılıkla vazgeçmeye, hep iyiden, güzelden, doğrudan yana olmaya kararlı ve niyetli,
** Ve en önemlisi de, öğrenmeyi çok ama çok seven,
** doğru öğretmeni bulduktan sonra, hayatının her parçasında da olduğu gibi öğretmenine de sadakat gösterebilen,
** Allah'ı seven,
** Allah'ın da onu ve herkesi çok sevdiğini bilen,
** Anne veya anne olmak isteyen,
** Mutlu ve huzurlu bir aile kurmak isteyen,
** Mutlu, huzurlu, sağlıklı, bolluk ve bereket içerisinde bir hayat isteyen,
** Hayatının 8 parçasında hayırlı uğurlu işler yapmak isteyen,
** Türk hanımları.

Hayatımızın 8 parçası derken, hemen hatırlatayım, hayatın vazgeçilemez 8 parçası şunlar:
1- Kişinin kendisi,
2- Ailesi,
3- Arkadaşları, ülkesi,
4- Tüm insanlık,
5- Tüm canlılar,
6- Tüm fiziksel evren,
7- Ruhlarımız,
8- Allah.

Beyler ve öğrenci olmaya niyeti olmayan bayanlar da tabii ki okumak isterlerse okuyabilirler ancak yorum ve sorularınızı kabul edemeyeceğimiz ve cevap veremeyeceğimiz için lütfen kusura bakmayın.

31 Aralık 2011 tarihi itibariyle artık, rumuzlu yorumları kabul edemiyoruz.

Harikulade yorumlarınız bizim için çok değerli. Bu sebeple, hayatın her hangi bir parçası için sevgisiz, saygısız, iyiden, güzelden, doğrudan yana olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Aynı şekilde özel cevap isteklerini de karşılamam artık mümkün olamıyor. Anlayışınız için teşekkür ederim.

Lütfen yorumunuzda, okuyanlara ve güzelim Türkçemize olan sevgi ve saygınızı da, imla kurallarına elinizden geldiği kadar dikkat ederek gösterin.

Çok çok teşekkürler, çok çok sevgiler,

=======================
Çekim Yasası Öğretmeni
Ve Harikulade Dileklerin Funda Teyzesi
=======================

Not:
Harikulade dilekler derken kastettiğimiz hayatın 8 parçası için hayırlı, uğurlu, faydalı, güzel dilekler. Hayatın 8 parçasından birini veya daha çoğunu yok farzetmeyen, zarar vermeyen, iyi, güzel, doğru dilekler.
Hepimize kolay gelsin. :D

No trackbacks yet.

Mesaj gönder!
Loading...